Anadolu’nun güneybatı sahilini bir gerdanlık gibi saran on iki adanın küçüklerinden birisidir Simi veya artık bizim bile pek kullanmadığımız Türkçe adıyla Sömbeki. Nüfusunun 3 bin kadar olmasına aldanmayın, çünkü şimdi önemsiz gibi duran bu ada yüz yıl kadar önce 20 bin nüfuslu zengin bir süngercilik merkeziydi. Simi’ye kusursuz bir kartpostal görüntüsü kazandıran neoklasik evleri işte adanın o zengin olduğu yıllardan kalmış. Evlerin çoğu boş, ama tertemiz boyanmış ve ışıklandırılmış oldukları için doluymuş görüntüsü veriyorlar.
Bodrum veya Datça’dan Simi’ye ulaşmak çok kolay. Daha on yıl öncesine kadar yüzlerce yıl Osmanlı İmparatorluğu’nun Cezayir-i Bahri Sefid eyaletini oluşturmuş olan bu adalar hakkında pek az şey biliyorduk. Sonra Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin nispeten normalleşmesi ve iki ülke arasında turizmin canlanması sayesinde karşılıklı ziyaretler artmaya başladı. Onlar hasretle andıkları İstanbul’a, biz de Ege adalarına gidip gelmeye başladık.
Artık Simi limanındaki gulet ve yatlarda Yunan bayrağından çok ay-yıldızlı bayrağa rastlanıyor. Türklerin Simi turizmine, Simi ekonomisine katkıları tartışılmaz. Esnaf da bunun farkında olmalı ki, Türkler gittikleri tavernalarda, dükkanlarda adeta el üstünde tutuluyor. Simi’ye yanaştığınızda elinize tutuşturulan tanıtım broşüründe bile Simi’nin nasıl Osmanlı devrinde altın çağını yaşadığı, İtalyan işgalinde ise ne kadar eziyet çektiği anlatılıyor.
Gün batımı manzaraları
Ege adaları denilince akla ilk olarak deniz, uzo, mezeler, yani tavernalar geliyor. Simi’nin tartışmasız en ünlü tavernası Manos. Burada her gece İstanbul’dan tanıdık simalara rastlayabilirsiniz. Yemekler iyi, atmosfer bir Yunan tavernasından bekleyeceğiniz gibi. Gecenin ilerleyen saatlerinde meze ve balık eşliğinde içilen uzolar müşteriler üzerinde etkisini göstermeye başlıyor. Mano işini iyi biliyor, müzik bu saatlerde yükseliyor, Türkçe ve Yunanca şarkılar eşliğinde bilen ve bilmeyenlerin sirtaki gösterisi başlıyor. Mutfaktaki aşçılar da sıcaktan bunalmış olmalılar ki, onlar da ellerinde tavalarla kendilerini sirtaki yapan müşterilerin arasına atıveriyorlar.
Ancak Simi’de yemek yiyebileceğiniz daha sakin tavernalar da var. Bunlardan Mythos aynı Manos gibi yatların bağlandığı sahil yolunun kenarında. Balık sevmeyen yazarınızın bile ekmeğini bandırmaya doyamadığı kadar lezzetli bir balık çorbası yapıyorlar. Gecenin geç saatlerinde kendinize gelmeniz için ideal. Mezeler ise çok lezzetli, fiyatlar da Yunan adalarındaki neredeyse bütün restoranlarda olduğu gibi çok makul. Fiyatları makul olmayan bir restoran istiyorsanız, Mylopetra, Simi’den çok Atina’ya yakışan, ama başarılı modern Akdeniz mutfağıyla her gece dolu olan şık bir restoran. Fiyatlarının makul olmaması bir restoranın yemekleri için herhangi bir negatif yorumda bulunmak için yeterli bir neden olmamalıdır.
Simi, yazının başında da belirttiğim gibi çok güzel bir ada. Limana hakim olan tepeye çıkıp yoldaki barlardan birisinde gün batımına karşı içkinizi yudumlarken, güneşin evlerin pencerelerindeki yansımasını seyretmek kolayca zamanın bitmesini istemediğiniz anlardan birisi haline dönüşebilir. Köyün üst tarafında da tavernalar var, ama yemeklerin iyiliğine rağmen, limanın hareketliliğinden yoksunlar. Simi’de konaklama için eğer kendi teknenizde değilseniz, Aliki Hotel’i tercih edebilirsiniz.
Tavernaları ve balıkları ile Simi adası
Simi limanına girerken koyun iki tarafındaki yamaçlarda yükselen rengarenk binalardan etkilenmemek imkansızdır
Haberin Devamı

