Renkler ve rakılar

Türkiye’de rakı sofrası denilince akla ilk gelen kişi olan Aydın Boysan “Erbabı rakının şişesini görünce hallenmeye başlar” der

Haberin Devamı

Son olarak bir rakı sofrasında beraber oturduğumuzda masaya kavun gelince “Bu meyvenin rakı sofrasında ne işi var” diye kızmıştı.
Onun için bu sefer ola ki yanlış bir şey söylerim korkusuyla üstadın uzağında otudum. Tam karşımda ise Efe rakılarının üretiminden sorumlu olan Özlü Urkan oturuyordu.
Çeşme Dalyan’daki Körfez Langusta Restoran’da Efe’nin yeni rakısı Efe Klasik’in tanıtım yemeğindeydik.
Özlü Hanım artık neredeyse her rakı üreticisinin yaptığı yaş üzüm rakısının, rakıseverler arasında bilinen adıyla “yeşil” rakının mucidi.
Tekel’deki 30 yıllık rakı ve şarap yapma tecrübesini Efe rakıya taşımış, nihayet özel sektörde çalışmanın verdiği rahatlıkla yaratıcılığını göstermeye başlamış. Kadehlerimize doldurulan Efe Klasik rakısına sadece buz koyduğumu görünce bir “Siz de mi” bakışı atıp “Öyle yaparsanız rakınız kristalleşir” dedi.
İçki konularında tartışmanın boş olduğunu artık öğrendiğimden bir şey demedim, zaten rakım da pek kristalleşmedi ve sohbete başladık.
Özlü Hanım’ı hazır yakalamışken Efe rakı ile ilgili merak ettiğim iki şeyi sordum: Yeşil Efe neden artık “ilk rekoltesi” olan 2004 kadar lezzetli değildi ve sevgili eşim Lale’nin en sevdiği rakı olan Mavi Efe’yi neden Klasik olarak değiştirme gereğini neden duymuşlardı.
Kişi başı yarım litre
Yeşil Efe yapma kararı uzun ve pahalı araştırmalar sonucu verilmemiş. Ülkemizin ilk özel sektör rakısı Efe’nin CEO’su Ekrem Demirtaş ile Özlü Hanım 2004 yılında damıtımevinin ambarlarının önünde dururken, Ekrem Bey yaş üzümleri görüp “Rakıyı kuru üzüm yerine sadece bunlardan yapsak nasıl olur” diye sormuş.
Özlü Urkan da yapmış. Gerçi ilk yapılan Yeşil Efe’ye suma alkolü de katılmış ve belki de şimdiye kadar yapılmış en iyi rakı ortaya çıkmış.
Yeşil Efe artık mevzuat gereği sadece yaş üzüm kullanılarak damıtılıyor ve taze kokusu, rahat içimiyle hâlâ çok lezzetli bir rakı.
Mavi Efe’ye gelince, Yeşil Efe’nin başarısıyla Efe Rakı’nın asıl markası olan “Mavi” Efe ihmal edilmiş, birçok yerde bulunamaz olmuştu. Şimdi ise üç kere damıtılan Kara Efe ile harmanlanmış, gene mavi rengin hakim olduğu bir etiket ile Efe Klasik olarak tekrar rakıseverlerin huzuruna çıkmaya hazırlanıyor.
Mavi Efe zaten çok güzel bir rakıydı, bir de damıtımevindeki en pahalı rakılardan Kara Efe ile takviye edilince klasik rakı içicilerinin hoşlanacakları bir rakı haline gelmiş.
3 kere damıtılan rakının özelliklerini anlatmaya devam eden Özlü Hanım’a, “İskoçlar viskiyi 2 kere damıtır, İrlandalıların kendi viskilerini 3 kere damıtmalarına ise 2 damıtımda iyi viski yapmayı beceremediklerindendir derler” diye takılmadan yapamadım, gülümseyip rakısından bir yudum aldı, ilk kadehini yarıladı.
Ben ise Efe Klasik’i beğenmiş olmalıydım ki, 3. kadehime buz koymakla meşguldüm.
Rakı dünyamızda rakıseverleri sevindiren bu gelişmeler olurken, rakı tüketimimiz şaşırtıcı bir şekilde düşmeye devam ediyor.
Tekel’in son yıllarında 75 milyon litre olan rakı üretimi geçen yıl 42 milyon litreye kadar düştü. Türkiye’nin en büyük rakı üreticisi Mey İçki’nin CEO’su Galip Yorgancıoğlu ise geçen haftaki bir röportajında Türkiye’deki 18 yaş üstü nüfusun yüzde 46’sının içki içtiğini söylemiş. Kişi başı rakı tüketimimiz yarım litre, hep artıyor denilen bira tüketimimiz ise yıllardır kişi başı 11 litre olduğuna göre, çok küçük yudumlarla içiyor olmalıyız.

DİĞER YENİ YAZILAR