Hindistan’a gittiyseniz cin tonik içmelisiniz

Cin, ilk başlarda alt sınıfın içkisi idi...

Haberin Devamı

Dizlerine kadar uzanan bir tünik giymiş ve başında özenle sarılmış türbanının kuyruğu kendi kuyruk sokumuna kadar uzanan garson, elinde iki cin kadehi ve bir tonik şişesi ile yanımızda belirdiğinde batmakta olan güneş artık karşımızdaki kayalardan yükselen Mehrangarh Kalesi’ni iyice kızıla boyamıştı. Jodhpur mihracesinin sarayı Umaid Bhawan’ın balkonunda oturuyorduk. Önümüzdeki merdivenler kusursuz bir çim ile kaplı harika bir bahçeye iniyorlardı. Hizmetkarlar kaybolmakta olan güneş ışığının yerini alacak olan mumları bahçenin etrafına intizamlı bir şekilde yerleştiriyorlardı. Zaman adeta durmuştu. Üzerinde “Indian Tonic” yazan şişeden kadehimdeki cini ışıldatacak kadar tonik koydum. Kadehteki limon dilimi hafifçe dönüp, sanki harika rengini güneşin kızıllığından korumak istermişçesine buzların arasına saklanarak yerleşti... Jodhpur, Racasthan’ın Jaipur, Udaipur ve Jaisalmer gibi efsanevi şehirlerinden birisidir. Kalesi, kaleleri ile ünlü Racasthan’ın en görkemli ve en güzel kalesidir. İnsanlarının rengarenk giysileri ile ünlü Racasthan’da, Jodhpurlular en güzel, en renkli türbanları takmakla övünürler. Evleri açık mavi boyalı olan Jodhpur tam bir renk cümbüşüdür. Şehrin bir tarafında Mehrangarh Kalesi yükselirken diğer tarafında da devasa boyuttaki Umaid Bhawan Sarayı yükselir. 347 odalı bu sarayı 1920’li yıllarda açlık çeken halkına iş yaratmak bahanesiyle o zaman ki mihrace yaptırmış. 3 bin kişinin 15 yılda bitirebildiği İngiliz mimar H.V. Lanchaster’in eseri dünyanın en görkemli Art Deco binalarından birisi. Dev bir kubbenin iki tarafına uzanan kanatları ile adeta önünde uzanan şehri kucaklıyor.

Cin, ilk başlarda alt sınıfın içkisi idi

Dünyada bazı yerler vardır ki, orada bazı içkiler “burada beni içmelisin” diye haykırırlar. İşte Jodhpur’da, hatta bütün Hindistan’da bu içki cin toniktir. Zaten cin ile toniğin ilk defa beraber içilmesi oralarda, Hindistan’ın “üzerinde güneş batmayan” İngiltere İmparatorluğu’nun bir parçası, Kraliçe Victoria’nın Hindistan İmparatoriçesi olduğu 19. yüzyılın ortalarında olmuştur. Sömürgelerdeki İngilizler sıtmadan korunmak adına içinde kinin bulunan toniği ilaç niyetine içerlerdi. Sonra bir gün aralarından birisinin aklına tek başına acımtrak bir tadı olan toniği damıtımında içine eklenen ardıç, kişniş, limon ve portakal kabukları, çeşitli otlar, badem ve böğürtlen gibi bazı meyvelerle son derece aromatik bir içki haline gelen cin ile karıştırmak gelmiş. Böylece en iyi aperitiflerden, içki dünyasının klasiklerinden biri ortaya çıkmış. Cin tonik Hindistan’daki sarayların bahçelerinden Londra’ya, imparatorluğun kalan bölgelerine, oradan da bütün dünyaya yayıldı. Aslında Hollanda kökenli bir içki olan cin, İngiltere’de uzun yıllardır içiliyordu... İngiltere’yi işgal edip kendisini İngiltere kralı ilan eden Hollandalı William of Orange’ın yeni tebalarına ilk başta adeta zorla içirdiği cin kısa zamanda bütün İngiltere’ye yayıldı ve çok sevildi. 18. yüzyılda Londra’da neredeyse her dört evden birisinde cin damıtılıyordu. Çok kolay bulunabilen cin şimdiki statüsünün aksine alt sınıfların içkisiydi. Halkın tümü neredeyse sürekli sarhoş dolaşıyordu. Sonra devlet duruma el koydu, cinin vergisini artırdı, halkı (daha düşük alkollü olduğundan olmalı) bira içmeye teşvik etti. Cin de böylece dana ileri ki yıllarda tonikli haliyle beyefendi ve hanımefendilerce daha medeni ortamlarda tercih edilen bir içki oldu.

Umaid Bhawan Sarayı dünyanın en güzel otellerinden biri

Jodhpur’a, Umaid Bhawan Sarayı’na dönecek olursak, sarayını 15 yılda tamamlatabilen mihrace orada birkaç sene yaşayabildi. Hindistan’ın 1947 yılında bağımsızlığını kazanmasıyla mihraceler hem ünvanlarını, hem de mülklerinin büyük çoğunluğunu kaybettiler. Şimdiki Jodhpur mihracesi hâlâ Mehrangarh Kalesi’yle Umaid Bhawan Sarayı’nın sahibi. Sarayın küçük bir bölümünde ailesiyle birlikte yaşıyor, kalan kısım ise dünyanın en etkileyici, en güzel otellerinden birisi haline getirilmiş. Çölün kıyısında, kusursuz çimlerin, yemyeşil bahçelerin içinden yükselen çölün renginde bir saray. Güneş artık çölün arkasında kayboluyor, bahçedeki mumların alevleri tembel tembel sallanıyorlar. Etrafı pek aydınlatmıyorlar, ama amaçları da zaten o değil ki. Kadehinizdeki cin tonikten bir yudum daha alıyorsunuz... Artık yemek zamanı. Racasthan yemeklerinin muhteşem olduğundan bahsetmiş miydim?

DİĞER YENİ YAZILAR