Güney Afrika’da şarap keyfi

Restoranı açanların ilk günden hayalleri dünyanın en zengin kadehte şarap listesine sahip olmakmış...

Haberin Devamı

Limanın denize doğru uzanan eski depoları şık dükkanlar, antikacılar, bar ve restoranlara çevrilmişler. Eskiden gemilerin yüklerini boşalttığı rıhtımlar köprülerle birbirlerine bağlanmışlar, ışıklar suda yansıyor. Şehrin en iyi iki oteli eskiyi yaşatan güzel mimarileriyle eski limana hakim. Dünyanın en zengin kadehte şarap listesine sahip restoranı burada. Karşı rıhtımdaki Belçika restoranı, manzaraya açılan camekanı ve aralarında Belçika’nın ünlü manastır biralarının da bulunduğu onlarca biralık listesi ile çok davetkâr duruyor. Ve bu bahsettiğim yer ne yazık ki İstanbul’da değil, dünyanın bir ucu diyebileceğimiz Cape Town’da. Şehrin eski limanı restore edilerek Waterfront adıyla dünyanın en güzel AVM’lerinden birisi haline getirilmiş.

250 çeşidi şişe açtırmadan içmek

Her şarapseverin sadece Güney Afrika’da değil, bütün dünyada mutlaka gitmesi gereken Belthazar Restaurant & Wine Bar’da 250 kadar şarap kadehte servis ediliyor. Yanlış okumadınız, yanlış da yazmadığımdan emin olmak için bir daha yazayım, 250 kadar şarabı şişe açtırmadan kadehte sipariş edebiliyorsunuz. Zaten restoranı açanların ilk günden hayalleri dünyanın en zengin kadehte şarap listesine sahip olmakmış. Kadehler dev gibi, içine konulan şarap da hakkı verilerek üçte bir şişe ölçüsünde servis ediliyor.
Başta Şiraz’ları olmak üzere Güney Afrika şaraplarını benim kadar seven Mehmet Yaşin ile hava biraz serin olduğu için güzelim manzarayı arkamızda bırakarak içeriye girip Belthazar’ın barına oturduk. Barmen ellerimize birer şarap listesi tutuşturdu. Şarap listesi dediğimiz 70 santimetreye 70’lik bir kare; katlanmış, açıyoruz, oku oku bitmiyor. Şaraplar cinslerine göre sınıflandırıldıktan sonra bölgelerine göre bir daha tasnif edilmişler. Her şarabın yanına ayrıca John Platter’in South African Wines kitabında o şaraba 5 üzerinden verilen not belirtilmiş ki bu, o kadar şarabın içinde kaybolan müşterilere büyük bir kolaylık sağlıyor. Ama bu şarap zenginliği içinde bile yol boyunca hayalini kurduğumuz Franschhoek’un Boekenhoutskloof 2006 rekoltesi Shiraz’ını bulamadık, bitmişti. “Siz de başka bir şey içseydiniz” diyorsanız, biz de zaten öyle yaptık. Cederberg ile Edgebaston farklı iki yörenin lezzetli Şiraz’larıydı. İlk yudumdan sonra birbirimizin şaraplarını daha çok beğendiğimizi anlayıp kadehlerimizi değiştirdik. Bu da bize kadehte şarap sipariş etmenin aslında ne kadar eğlenceli olabileceğini gösterdi.

Şarap almayı havaalanına bırakmayın

Daha tepelerdeki Hartenberg “The Stork”, Saxenberg ve Signal Hill gibi şaraplar kadehte verilen 250 şarabın arasında değildi, onları almak için Victoria Wharf’un içindeki Cape Town’un en iyi şarap dükkanı Caroline’s Fine Wine Cellar’a gittik. Tavanlara kadar yükselen raflar ve tahta şarap sandıkları arasında kaybolduk. Ama şehrin en zengin şarap dükkanında bile istediğimiz bazı şaraplar için “Onları bulursanız bize de alın” bakışlarıyla karşılaştık. Yolunuz Cape Town’a düşerse sakın ola ki şarap almayı havalimanına bırakmayın, çünkü Duty Free Shop’ta çok şarap olmasına rağmen pek şarap yok, daha doğrusu oradan buraya taşımaya değecek başta Cape’in ünlü tatlı şarabı Vin de Constance olmak üzere pek şarap yok.
Şarap işimiz bittikten sonra Mehmet Yaşin’i Den Anker’e sürükledim. Den Anker’de aralarında Trappist diye bilinen manastır biralarının da olduğu 30 Belçika birası bulunuyor. Ahmet Örs’ün “Bunları mutlaka tatmalısın” ısrarları üzerine önündeki Westmalle ile benim Orval’imi yudumladı, belli ki yeni bir lezzet durağı bulmuştu, “Bütün biralar böyle olsa, ben de bira içerdim” dedi. Patates tava istemeyen yolculuk arkadaşlarım, önlerinde Belçika kıvamında kızarmış patatesleri görünce dayanamadı, aradan birkaç patatesi zor kurtardım. Bu vesileyle “Bir ülkede medeniyet soğuk biradan ve sıcak patates ile anlaşılır” atasözüne sahip Belçikalıları saygıyla andık. Camekan Belçika’dan ağzımızın tadı yerinde olarak çıktığımızda bir baktık ki hâlâ Cape Town’da, Afrika’nın bir ucundayız. Bazı şeyler bazen ne kadar kolay olabiliyor veya bizdeki gibi ne kadar kolay zorlaştırılabiliyor?

DİĞER YENİ YAZILAR