Cenevre’ye gideceklere yeme içme adresleri

İngilizler 2002 Dünya Kupası çeyrek finalinde Brezilya’ya yenilip elendikleri gün 24 saatte 17 milyon litre bira içmişlerdi

Haberin Devamı

Bu yarım litrelik kulplu bira bardaklarından 34 milyon adet, şişe bira olarak ise 51 milyon şişe bira yapar.
Bu 24 saat içinde İngiltere’de biraya harcanan para ise 80 milyon sterlin, yani neredeyse 200 milyon YTL. Eski maç spikerlerimizden birinin canlı yayında dediği gibi tam “vay anasını sayın seyirciler” dedirtecek bir miktar.
İngilizler bu Avrupa Şampiyonası’nda yoklar. Hırvatistan’a Wembley’de beraberliğin bile kendilerine yeteceği bir maçta 3-2 yenilip elendiler ve muhtemelen bira kontenjanlarını o gece kullandılar. Biz ise varız, grup maçlarımızı da İsviçre’de oynayacağız. Ama doğrusu İsviçreliler maç seyrederken bira içme konusunda bizden İngilizler’e yakın bir performans dahi beklemesinler.
Bizim millet olarak yılda içtiğimiz bira adam başı sadece 12 litre kadar. Bizimle aynı grupta olan Çekler ise yılda adam başı 130 litreden, yani bizim 10 katımızdan fazla bira içiyorlar. Umarım bu rakamlar aramızda yapacağımız maça bu şekilde yansımaz.

Futbolla biranın tarihi dostluğu
Futbolla biranın beraberliği oldukça eskidir. Almanya ve İngiltere’de birçok takım formalarında yıllardır bira reklamı taşırlar. Peru’nun en ünlü takımı Sporting Cristal, Cristal bira fabrikasının takımıdır. Bizde de Efes Pilsen yıllardır Milli takımımızın ana sponsorlarından biridir.
Maç seyrederken içilecek en iyi içki bira olduğu gibi, eğer stadyumda değilseniz, maç seyredilecek en iyi yer de elinizde bira bardağının bulunduğu bir bardır. Onun için ben de bu hafta Milli Takımı’mızı desteklemek üzere İsviçre’ye giden taraftarlarımıza grup maçlarımızı oynayacağımız Cenevre ve Basel’de birkaç adres vererek bir katkım olsun dedim.
İsviçre bira konusunda çikolatada olduğu gibi pek zengin bir ülke değil. Bira kitaplarında genellikle bir sayfa ile geçiştirilir. Ancak ülkenin Fransızca konuşulan kısmında, yani bizim iki maç yapacağımız Cenevre ile çevresinde, iyi Belçika biraları ile İngiliz ale’lerini içmek mümkün. Nerede mi derseniz, Carouge mahallesinde nehir kıyısında birçok pub bulabilirsiniz. La Clemence (Place du Bourg-de-Four) ile tren istasyonunun yanındaki Les Brasseurs (Place de Cornavin) Cenevre’de iyi bira için önerilen barlar.
Basel’e gelince, orası biraz daha zor. Yerliler bile iyi yemek yiyip, içki içmek için sınırı geçip ya Fransa’ya, ya da Almanya’ya gidiyorlar. Fransa tarafında Mulhouse’dan Strasbourg’a kadar sadece Fransa’nın değil, dünyanın yeme-içme konusunda en iddialı bölgelerinden Alsace uzanıyor. Burası brasserie’lerin anavatanıdır ve biralarından çok beyaz şaraplarıyla ünlüdür. Alsace mutfağı ise Paris’in her tarafındaki brasserie’lerde tadabileceğiniz gibi muhteşemdir. Ama yok çok uzak, ben Basel’de kalayım diyorsanız, o zaman Mr Pickwick (Wallgasse 3011) veya bazen canlı müzik de olan Atlantis (Klosterberg 13) gibi barlara “takılabilirsiniz”. Şarap seçenekleri daha çok olsun diyenlerin tercihi ise All Bar One olabilir.
Yemeğe gelince, İsviçre’de sosis ve birasız olmaz. Ama Cenevre’de üzerine tercihinize göre konyak veya malt viski dökecekleri Steak Tartare da denenmeli. Cenevre önemli bir bankacılık merkezi ve tabii ki restoran bakımından oldukça zengin. Önemli mutfakların neredeyse hepsinin iyi örneklerini bulmak mümkün. Bistrot du Boeuf Rouge (17 Alfred Vincent) makul fiyatlı tipik bir Fransız brasserie’si; hem yemekleri, hem de atmosferi çok tatmin edici.
Benim gittiğim lokantanın ille de Michelin yıldızı olması lazım diyen okurlarımıza ise Cenevre’nin dünyanın en pahalı şehirlerinden biri olduğunu tekrar hatırlatıp, Mandarin Oriental du Rhône otelindeki La Neptune ile adı yanıltıcı şekilde “gar büfesi” olan Buffet de la Gare des Eaux-Vives’in birer Michelin yıldızları olduğunu ekleyeyim. Oralarda rastlayacağınız İngilizler de muhtemelen bankacı olup, şarap içiyor olacaklardır.

DİĞER YENİ YAZILAR