Günün sıcaklığı yerini hafif bir serinliğe bırakıyordu, ama vücutlarımız günün sıcaklığını hissetmeye hâlâ devam ediyorlardı. Yaz içkileri başka olur. Ham yazın değişen ağız tadımıza uygun olamaları, hem de güneşten kavrulmaya başlayan vücutlarımızı serinletmeleri gerekir.
Ben kalın kesilmiş Bodrum mandalinaları ile dolu bir bardakta cin tonik sipariş edeceğime geçen haftaki yazımın etkisinde kalmış olmalıyım, bir Mojito istedim. Daha ilk yudumdan hata ettiğimi anladım. İyi yapılmış bir Mojito ne kadar muhteşem olursa, kötüsü o kadar içilmez oluyor. Eşim biraz da Ege’de olmanın keyfinden olacak, Efe rakısından pek memnun görünüyordu. Sevgili arkadaşımız Ayşe, Campari portakal sever. İster Umman’da olsun, ister Bodrum’da, bir barda oturduğumuzda ona ne istediğini sormayız bile, çünkü Campari portakal içer. Ama hem kaldığımız otelde, hem de bulunduğumuz barda Campari yoktu. Barmaid eczacılıktan gelmiş olmalı ki, olmayan Campari’nin yerine muadili bir şişeden, hani “istediğiniz ilaç yok, ama bu benzeridir” misali sahte Campari portakalı hazırlayıverdi. İçine de bir karton kutudan “portakal suyu” koydu.
Az sonra bara yaklaşan bir garson da iki Campari portakal söyledi ve “aşağıdan ver” anlamında bir hareket yaptı. Aşağıdan, yani tezgah altındaki buzdolabından çıkan taze sıkılmış portakal suyu, içine konan ise gene Campari muadili şişedeki içkiydi. Güneydeki “her şey dahil turizm devrimi” sonrası, kaliteli içki bulmak neredeyse imkansızlaştı. Ancak barmenler sizi tanıyorlarsa, iyi içki içmeye layık görüyorlar. Barmaid “bize neden gerçek portakal suyu vermedin” itirazımı “isteseydiniz” gibilerden geçiştirdi. “Biz gerçek Campari de istedik, ama vermedin” diyecek oldum, sevgili eşim kaşlarını kaldırdı, sustum. Ne de olsa onun rakısındaki suyun taze sıkılmış olup olmaması gibi bir derdi yoktu. Bu arada Ayşe bu sefer taze sıkılmış portakal suyundan yapılmış ikinci “Campari” portakalını yudumlamaya başlamıştı.
Campari muhteşem bir yaz içkisidir. 1867 yılında Gaspare Campari adlı bir İtalyan’ın Milano’da kendi adını taşıyan barını açmasıyla ortaya çıkmıştır. Gaspare’nin müşterileri için yarattığı bu bitter portakal tatlı parlak bir koyu kırmızı renkteki içki kısa sürede o kadar sevildi ki, ilk başta bütün İtalya’ya, sonra da dünyaya yayıldı. Campari’yi İtalyanlar gibi sadece soda ekleyerek de içebilirsiniz. Ama özellikle yaz aylarında hem serinlemek ve hem de ağzınızda bırakacağı hoş bir tat için bire iki soğuk portakal suyu ile karıştırıp içmeyi tercih etmelisiniz.
Campari ile ilginç kokteyller de hazırlayabilirsiniz. Bunlardan Americano, gene vaktiyle Gaspare Campari tarafından yaratılmıştır. Bir kokteyl bardağında Campari ile Martini Rosso gibi bir vermutun eşit miktarlarda karıştırılmasından sonra bardağın onların iki misli soda ve buz ile doldurulması ile yapılan Americano hâlâ sevilerek içilen klasikleşmiş bir kokteyldir. İki İtalyan içkisinin karışımı olmasına rağmen, Amerikalılar tarafından çok sevildiği için zamanla Americano adını almıştır. Bu arada hesap gelince Campari’nin kartondan portakal suyu ile taze sıkılmış portakal suyundan hazırlanmasının arasındaki fiyat farkının sadece 3 YTL olduğunu gördüm. Bir de gerçek Campari kullansalardı acaba ona da fark alırlar mıydı?
Campari ve taze sıkılmış portakal suyu
Marina’nın barına oturduğumuzda gün batmak üzereydi. Geçtiğimiz haftayı yağmurla geçiren İstanbul’un aksine Bodrum’a yaz gelmişti.
Haberin Devamı

