Ayşe, Oya ve Seda, üç kadın, bir de adam, Orhan, filmin konusu bu. Orhan, Eskişehir’de bir üniversitede hoca, Ayşe’ye deliler gibi aşık. İstanbul’a gitmeden önce evine uğruyor, Ayşe bir adamla koltukta sevişiyor, Orhan yıkılıyor. Ekranında “Ayşem” yazan telefonunu kapatıyor. Bir daha ki sahnede İstanbul’da bir üniversitede bir heyetin önünde oturuyor, hıçkıra hıçkıra, salya sümük ağlayarak o üniversitede öğretim üyesi olmak istiyor.
Sonra bir kızla, Oya ile karşılaşıyor; tanışmaları, çıkmaları, birbirlerine aşık olup evlenmeleri bir kelime dahi konuşulmadan, nefis bir müzik eşliğinde üç beş dakikalık harika bir sinema dili ile anlatılıyor. Orhan zengin, bir rezidansta minimalist bir daireye yerleşiyorlar. İkide bir bütün İstanbul’u yukarıdan gören bir restoranda birbirlerinin gözlerinin içine bakarak yemek yiyorlar, kocaman balon kadehlerde kırmızı şarap içiyorlar. Ha bu arada unuttum, Oya balayında geçirdikleri bir kazada (anlattığım ne de olsa bir Türk filmi) kör oluyor.
Balon kadehlerde şarap içme tutkusu
Oya bir yandan kör haliyle fotoğraf çekmeye çalışırken, bir yandan da kocasına yemek yapıyor, “Akşama gelirken bir şişe roze şarap getirmeyi unutma” diyor. Ama Orhan bu arada öğrencisi olan Seda ile de çıkmaya başlıyor ve tabii ki eve gelirken roze şarabı getirmeyi unutuyor. Eve geldiğinde ne görsün ki Oya yeni komşuları Şule ile şarap içiyor. Şimdi iki kadın bir araya geldiklerinde genellikle beyaz veya roze şarap içerler ama Oya ile Şule (Orhan rozeyi unuttuğundan olacak) ellerinde gene kocaman kadehler, kırmızı şarap içiyorlar. Bu arada Şule aslında Orhan’ın eski sevgilisi Ayşe, karşı daireye yerleşmiş ve kendisini Oya’ya nedense Şule olarak tanıtmış.
Sonra Orhan, Ayşe’yi affediyor ve bir yandan Oya ile evliliğini sürdürürken bir yandan da Ayşe ile çıkmaya başlıyor, onu da bütün İstanbul’u yukarıdan gören aynı restorana götürüyor, birbirlerinin gözlerinin içine bakarak yemek yiyorlar, kocaman balon kadehlerde kırmızı şarap içiyorlar. Orhan ile (sanki İstanbul’da başka restoran yokmuş gibi) aynı restorana gidip, yemek yiyip, kocaman balon kadehlerde kırmızı şarap içen üçüncü bir kadın ise okuldan öğrencisi olan Seda. Ve tabii ki Orhan’ın bu kadınlar ve kırmızı şarap kadehleri arasındaki sefası bir yerde sona eriyor, üç kadın birden Orhan’dan hamile kalıyorlar.
Orhan teselliyi rakıdan yana buluyor
Şimdi gelelim insanın hayatındaki olayların içki seçimini nasıl etkilediğine: Arka arkaya gelen bebek haberleri Orhan’ın kimyasını bozuyor. Bir dahaki sahnede kırmızı şarap seven kahramanımızı İstanbul’u yukarıdan gören aynı restoranda, aynı masada otururken görüyoruz. Önünde birkaç tabak meze ve bir kadeh rakı! O rakıya bakıyor, kara gün dostu rakı da ona! Orhan teselliyi rakı şişesinin dibinde arıyor, dertlerine çözümü şişenin dibinde aradığında şişenin dibinin senden ne kadar süratle uzaklaştığını bilmiyormuş gibi!
Ayşe, Oya ve Seda’ya gelince, kadınlar nedense bu gibi durumlarda bir araya gelirlerse sorunlarını çözebileceklerini zannederler. Bizim üçlü de öyle yapıp, bir masanın başına toplanıyorlar ve hem Orhan’a, hem de birbirlerine ne yapacaklarını konuşurken ne içiyorlar dersiniz? Su! Filmin adı “Acı Aşk”, acaba aşk acısını suyun dindireceğini mi zannediyorlar?
Aşk acısı “su” ile diner mi?
Haberin Devamı

