Asil küfün marifetleri

Sonbaharda, bağbozumundan sonra, Macar ovasının batı kenarındaki Neusiedler gölününden sis ve nem yükselir

Haberin Devamı

Gölün Avusturya tarafındaki Burgenland’ın bağlarından bazılarında bağbozumu daha yapılmamıştır. Şarapçılar bu rutubetli sabahların güneşli günlere dönüşmesi için dua ederler. Çünkü bu iklim şartları üzümlerine bortyris dadanmasına neden olacaktır. Bu küf, üzümlerin kabuklarına saldıracak, üzümdeki şekerin yarısını yok edecek, üzümü ölümün eşiğine getirecektir. Ama bu Burgenland şarapçıları için iyi bir şeydir. Çünkü üzümün buruşuk derisinin içinde kalmayı başaran şeker artık son derece konsantre tatlı bir nektar haline dönüşmüş olacaktır. Ve bu üzümlerden de dünyanın en iyi tatlı şaraplarından bazıları yapılacaktır. İşte onun için Bordeaux yakınlarındaki (dünyanın en ünlü tatlı şarabı Chateau d’Yquem’in yurdu) Sauternes’de başta olmak üzere bortyris’den bahsedilirken ona saygı ile “asil küf” denir, çünkü dünyanın en iyi tatlı beyaz şaraplarının onun marifetleri sayesinde içebiliyoruz.
Hanedanların içkisi
Avusturya şarap denilince ilk akla gelen ülkelerden birisi değildir. Ama Avusturya şarapçılığı özellikle son yıllarda beyaz şaraplar başta olmak üzere ciddi bir çıkış yakaladı. Beyaz şaraplarda da başı Viyana’ya bir saat mesafedeki Burgenland’ın tatlı şarapları çekiyorlar. En ünlü üretici Alois Kracher’in şaraplarından Welschriesling ile Chardonnay’in 2004 rekoltesi Trockenbeerauslese’ler ile Feiler-Artinger’in Ruster Ausbruch Essenz 2004’ün Wine Spectator’dan 97 ve 96 puan alması bu şaraplara rastlandığında hemen kafanızı çevirmemek için yeterli neden olmalıdır. İkna edici neden ise tabii ki bulabilirseniz kayısı, şeftali ve vanilya kokularıyla bezenmiş bir Ruster Ausbruch’u parfümünden ayrılmamak için adeta burnunuzdan ayırmadan yudumlamak olacaktır.
Konuyu Orta Avrupa’nın tatlı şaraplarından açmışken, atalarımızın bir zamanlar at koşturdukları uçsuz bucaksız Macar ovasının doğu kenarına, Macaristan’ın Ukrayna ve Slovakya’yla sınırlarının birleştiği yere de gitmek lazım. Burada bir zamanlar çarların, kralların sofrasından eksik olmayan Tokaji Aszú şaraplarını bulursunuz. Güneye bakan yamaçlarda kurulu bu bağlarda da aynı Burgenland’da olduğu gibi asil küf marifetlerini gösterir. İklim Sauternes’e benzer, şarapçılığın geçmişi ise Sauternes’den çok daha eskilere dayanır. Tokaji’nin tatlı şarapları bir zamanlar Avrupa hanedanlarının vazgeçilmez içkileri arasında en önlerde yer alıyormuş. Hatta Fransa kralı Louis XIV, Tokaji’ye o kadar hayranmış ki, sofrasından eksik etmezmiş. Bu yüzden de Tokaji şaraplarından bahsedilirken “vinum regorum, rex vinorum” (kralların şarabı, şarapların kralı) denirmiş. Sonra Avusturya-Macaristan imparatorluğu çökmüş, onlarla beraber biz de, Almanlar da imparatorluklarını kaybedince Avrupa’da pek kral kalmamış. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Tokaj bağlarının bulunduğu Macaristan komünist idare altına girince kralların şarabı, şarabın krallığından feragat etmek zorunda kalmış. Ancak bugünlerde tam bir rönesans yaşıyor ve eski günlerine hızla geri dönüyor.
Essenz’e dönecek olursak ki Macarlar Eszencia diyorlar, bu aszú üzümlerinden daha da tatlı bir şarabın alınabildiği iyi yılların şaraplarına verilen ad. Tokaji Eszencia’lar, Chateau d’Yquem gibi dev Sauternes şarapları gibi yarım yüzyılı aşan süreler yıllanabiliyor. İyi yılların şarapları da müzayedelerde binlerce dolara alıcı bulabiliyor. Benim tatlı şarap sever sevgili arkadaşım, iyi bir Tokaji Eszencia’nın tanınmış bir Sauternes şarabı kadar lezzetli olduğunu söylüyor. Haftaya doğum günü var, 1959 Eszencia nereden bulacağım şimdi?

DİĞER YENİ YAZILAR