2009 yılının Haziran ayıydı. İstanbul’dan kalkan küçük helikopterimiz Marmara Denizi’nin üzerinde iki saat kadar uçtuktan sonra Çanakkale Boğazı’na vardı. Marmara’nın üzerine serpiştirilmiş birkaç adayı saymazsak, masmavi bir denizin üç beş yüz metre üzerinde uçmanın verdiği yalnızlık hissi Boğaz’ın iki yanındaki yemyeşil tepeleri görünce yerini rahatlığa bıraktı.
Helikopter, Çanakkale’yi geçtikten sonra geniş kavisler çizerek ilerleyen yolu takip etmeye başladı. Sonra önümüzde küçük bir koy belirdi, pilot yeşilliğin üzerinde biraz oyalandıktan sonra inmeye karar verdi. Doluca’nın Alçıtepe bağlarına gidiyorduk. Alçıtepe ismi bulunduğumuz Gelibolu Yarımadası’ndaki bir yere ne kadar yakışıyor diye düşündüm. Bağlar denizden yüz yetmiş metre yükseklikte, Marmara Denizi’ne doğru uzanan tepelerin yumuşak yamaçlarını kaplıyor. Doluca Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kutman bağlarına hakim bir tepeden bakıp, eliyle “Şuraya Cabernet Sauvignon, oraya Shiraz diktik” diye anlattıktan sonra bize mi, kendisine mi söylediğini tam olarak anlayamadım, ama “Burada ideal teruar bulduğumuza inanıyoruz” diye ekledi.
Fransız meşe fıçılarında 6 ay eskitiliyor
Ahmet Kutman ile daha önce Sarafin’ler olsun, Doluca Karma veya DLC’ler olsun, ürettikleri birçok şarabı beraber tatmıştık. Onda dikkatimi çeken şey hep tutkusu, heyecanı olmuştur. Şaraplarını tadarken hep gözlerinde bir parıltı, beğendiğimizi anladığında da dudaklarında bir gülümseme olur. Alçıtepe iki asil üzümün, Cabernet Sauvignon ile Shiraz’ın kupajı. 2007 rekoltesi yedi ay kadar tortuları ile 225 litrelik fıçılarda tutulduktan sonra bir altı ay da Fransız meşe fıçılarında eskitilmiş ve 2009 yılının Şubat ayında şişelenip mahzenlerde uykuya yatırılmış.
Cabernet Sauvignon-Shiraz kupajı denince akla ilk önce Avustralya ve Güney Afrika gibi ülkelerin çok başarılı şarapları gelse de, bu aslında 19’uncu yüzyılda Bordeaux’da oldukça yaygın bir uygulamaymış. Büyük şatoların şaraplarına bile bazı yıllar Rhone Nehri’nin kıyılarındaki bağlardan getirilen Syrah az miktarlarda eklenmesine gerek duyulurmuş. Hatta Margaux’nun ünlü Chateau Palmer’i bundan birkaç yıl önce o günlerin anısına yüzde 15 oranında Syrah karıştırılmış bir Bordeaux şarabını Vin de Table olarak şişelemişti. Yani bu iki üzümün arkadaşlıkları oldukça eskidir diyebiliriz.
Alçıtepe bağlarını gezerken denizden gelen ılık bir esinti yüzümüzü okşuyordu. Yaz sıcağı daha bastırmamıştı. Ahmet Kutman, Alçıtepe’nin hem Marmara Denizi’nin, hem de Saroz Körfezi’nin rüzgarlarına açık olduğunu, bunun üzümlerin üzerindeki etkisini uzun uzun anlattı. Sonra artık şarabı tatmamızın zamanının geldiğine karar vermiş olmalıydı ki, bizi bağların ortasında kurulmuş olan kenarları açık devasa bir çadıra götürdü. Four Seasons Bosphorus Oteli’nin şefi Fabio Brambilla ekibi ile gelmiş harika bir öğlen yemeği hazırlamışlardı. Manzara muhteşem, sofradan gelen kokular tahrik ediciydi.
Şişede geçirdiği zaman Alçıtepe Şarabına yaramıştı
Sibel Kutman yemekten önce her zaman olduğu gibi bir roze, Doluca Verano içmeye karar vermişti. Şans’ın sahibi Niso Adato ve Mehmet Gürs ile bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüp ona katıldık. Diğer misafirler ise yaz güneşinin altında serin pırıltılar saçan kadehlerinden Sarafin Sauvignon Blanc içiyorlardı. Ana yemeklere geçtiğimizde Ahmet Bey mahzendeki uykularından usulca uyandırdığı birkaç şişe Alçıtepe Cabernet Sauvignon-Shiraz şarabını masaya koydu. Kupajdaki oranlar yarı yarıya, ama bana pek sevdiğim Shiraz kendini biraz daha belli ediyormuş gibi geldi. Bundan da doğrusu pek şikayet etmedim. Uzun lafın kısası kadehlerimizdeki şarap olması gerektiği gibi Shiraz’ın baharatları, böğürtlen, frenk üzümü ve (Cabernet Sauvignon’un hediyesi) oldukça yoğun kırmızı meyve aromalarıyla bezenmiş gövdeli, dolgun, nefis bir şarap idi.
Geçen yaz yaptığım bir geziyi şimdi neden yazdığıma gelince, Alçıtepe’ye gittiğimizde şaraplar daha şişelerindeki uykularını bitirmemişlerdi. Ben de gittiğiniz restoranlarda bulamayacağınız bir şarabı “Helikopterle gittim, tattım, çok güzeldi” diye yazmanın okurlarıma haksızlık olacağını düşünmüştüm. Alçıtepe piyasaya daha bu hafta çıktı, şişede geçirdiği bir yıl yaramış, olgunlaşmış, gördüğünüz yerde tadın derim.
Alçıtepe’nin asil üzümleri
Haberin Devamı

