Basın sektörünü yakından izleyenler veya içinde olanlar bilir: Bu sektörde yapısal ekonomik sorunlar vardır. Aynı Türkiye ekonomisinde olduğu gibi. Nedir bu sorunlar? Bazı gazetelerin bağlı bulunduğu gruplar teknik olarak batıktır. Bazıları ise zor durumdadır. Peki grupları batık veya batmakta olan gazeteler kârlı mıdır? Hayır. Zaten bağlı bulunduğu grup zorda olan gazetenin kâr etmesi kolay değildir. Neden kolay değildir? Çünkü, o gruplar başlarını suyun yüzeyine çıkartabilmek için gazetelerini kullanırlar. Bazen kalkan, bazen de silah olarak. Bir gazetenin kalkan olarak kullanılıyorsa daha dayanıklı, silah olarak kullanılıyorsa daha öldürücü olması için olmazsa olmaz bazı şartlar vardır. O gazete saygın olmalıdır. O gazete etkili olmalıdır. Eğer bu iki niteliği taşımıyorsa da mutlaka çok satmalıdır. Türkiye'de devletle veya özel sektörle alacak-verecek derdi olan gruplara ait gazeteler bu 3 nitelikten en az ikisine sahip olmak zorundadırlar. Üç nitelikten en zoru saygın olabilmektir. Diğer ikisi nispeten daha kolaydır, çünkü parayla satın alınabilir. Örneğin çok para harcayıp etkili bir gazete yapabilirsiniz. Gelirleriniz ancak 300 gazeteci çalıştırmaya müsaittir. Ama 500 gazeteci çalıştırırsınız. Çok yüksek ücretlerle çok etkili yazarlara yazdırırsınız. Yurt dışındaki önemsiz etkinlikleri bile kalabalık bir ekiple izletirsiniz. Yani içerik için çok para harcarsınız. Aslında her gazete yöneticisi için çok imrenilecek bir durumdur bu. New York Times gibi gazeteler, Time gibi dergiler de haber için büyük paralar harcarlar, ama onların gelirleri giderlerinden fazladır. Yani kâr ederler. Bizde ise bu kadar açılıp, kâr etmek mümkün değildir.
İyi para harcayıp, hareketli, haberleri zaman zaman ses getiren bir gazete yaptınız. Ama satışlardan yine de memnun değilsiniz. İyi bir kalkan ya da etkili bir silah olmak için daha çok satmanız gerek. O zaman çoğaltırsınız gazetenizin sayfa sayısını. Hiç ilan almasa da, çok sayfalı ekler yaparsınız. Hafta sonu 100 sayfayı aşan gazeteler çıkartırsınız. Öyle ki bir pazar gazetesini tartıya vurduğunuz zaman 600-700 gram gelir. (Gazete kağıdının tonu 470 dolar, kilosu 47 cent'tir. 700 gramlık gazetenin sadece kağıt maliyeti 660 bin liraya gelir. İadeyle birlikte maliyet 1 milyon liraya dayanır. Ama yine de o gazete 200-300 bin liraya satılır.) Sonuçta dökersiniz parayı, sattırırsınız gazeteyi. Her ay milyon dolarlar uçar gider. Eğer kurtarmaya çalıştığınız yüz milyonlarca dolarlık varlığınız veya kurtulmaya çalıştığınız yüz milyonlarca dolarlık borcunuz varsa, çok satan bir gazeteye her ay birkaç milyon dolar yatırmanın sakıncası yoktur. İşte bu yüzden basın sektöründe yapısal sorunlar vardır. İşte bu yüzden basın sektöründe haksız rekabet vardır. Bizim ne yüzlerce milyon dolarlık varlığımız ne de yüzlerce milyon dolarlık borcumuz var. Arkamızda milyar dolarlık bilançosu olan bir holding de yok. "Çanak-çömlek gazeteciliği" bitene kadar, kalkan ya da silah olabilmek için çok satmak zorunda olan gazetelerin anlamsız promosyonlarına, yani haksız rekabetlerine direndik. O dönemde, üniversite sınavına hazırlıkta Türkiye'nin en iyi dersanesi olarak gösterilen Final'le işbirliği yapıp Kampus-Final'i çıkarttık. Hemen hemen tüm gazeteler, Hürriyet, Milliyet, SABAH, Posta, Radikal, Cumhuriyet, Zaman bizi takip etti. Daha önce bu tip dergiler çıkartmayan gazeteler bile peşimize takıldı. Sonra İngilizce öğrenmek veya geliştirmek isteyenler için English With Me kampanyasına başladık. Hürriyet ve SABAH yine peşimize takılıp English Fast kampanyası yaptılar. Bugün Encyclopedia Millenia Ansiklopedik Atlas kampanyamız başlıyor. Önce Milliyet, sonra SABAH bizi taklit etti. Görülüyor ki VATAN haksız rekabete direnirken bile öncü oluyor, trendleri belirliyor. VATAN'ın Atlas'ını bugünden itibaren Türkiye'nin tüm illerindeki Yay-Sat başbayilerinde inceleyebilirsiniz. Vaktiniz varsa lütfen atlaslarla karşılaştırın. Eminim farkı göreceksiniz.
VATAN ne silah ne kalkan... İlklerin gazetesi
Basın sektörünü yakından izleyenler veya içinde olanlar bilir: Bu sektörde yapısal ekonomik sorunlar vardır
Haberin Devamı

