Bir dönem Türk filmlerinin önemli karakterlerinden Cem Erman’ın geçtiğimiz haftaki ölümüyle bir kez daha Yeşilçam’ın ünlü isimleri gündeme geldi... İşte tam da bugünlerde, hâlâ keyifle izlenen filmlerde rol almış ünlülerin fazla bilinmeyen yönlerine de yer veren bir kitap çıktı. TRT’de görev yapan yazar, şair, yönetmen Şener Danyıldız, “Hey Gidi Günler”de sadece sinemanın değil, sahnenin ünlülerini anlatıyor. Danyıldız, “Özellikle yeni nesil oyunculara ‘öyle kolay yıldız olunmuyor’ mesajını vermek istedim” diyor.
ADİLE NAŞİT
Annesi çalışmasın diye 16 yaşında tiyatrocu oldu
Babasının “Sürpik Dudu” rolünden çağrışımla “Sürpik Kız” diye seslendiği Adile büyüdükçe, tıpkı ağabeyi Selim gibi tiyatroya merak saldı. Babasını kaybedince, annesi kantocu Amelya Hanım’ın sahneye çıkmasına gönlü razı olmadı. 16 yaşında tiyatro sahnelerine ilk adımını attı... 18 yıl boyunca 50’ye yakın rolle seyirciyle buluştu. Beyazperdede, kendine özgü gülüşüyle yepyeni bir tip yarattı. Oturduğu mahallede bile o artık “Adile Hala”ydı. Sonraları ise çocukların “Masalcı Teyze”si oldu.
TÜRKAN ŞORAY
Öğretmen olmak istiyordu, aktris oldu
“En büyük emelim öğretmen olmaktı... Sema Yıldız adlı arkadaşım, bir filmde oynayacaktı. Beni de sete götürdü. Yarım saat sonra sette bulunan bazı insanların bana bakıp bir şeyler konuştuklarını hissettim. Biraz sonra anladım ki, arkadaşımın oynayacağı başrolde beni oynatmaya karar vermişler. Rejisör Türker İnanoğlu. ‘İleride büyük bir yıldız olacaksınız’ diyordu. ‘Köyde Bir Kız Sevdim’le sinemaya başladım. ‘Utanmaz Adam’da başrol aldım ve şansım değişti...”
FİLİZ AKIN
Sinema dünyasını serüven olarak görüyordu
Başarılı bir öğrenci oldu Filiz... Ankara Maarif Koleji’ne girdi. İyi İngilizce öğrendi. Liseyi bitirince ODTÜ Mimarlık bölümüne girmek istedi. Fakat paraları yetmedi. ‘Artist Yarışması’na fotoğraf ile mektup yolladı. Birinci oldu. Ama sinema dünyasına girmeyi bir serüven olarak görüyordu. Memduh Ün, onu ikna edip İstanbul’a götürdü. ‘Kadın Berberi’ filminde Türker İnanoğlu ile tanıştı. İnanoğlu geç kaldığım için onu azarlayınca ağladı. Ama aynı akşam İnanoğlu ona evlenme teklif etti.
AJDA PEKKAN
Adana’da yuhalandı ama asla yılmadı!
Çamlıca Kız Lisesi’nde okurken Moda’daki Lozan Kulübü’nde şarkı söyledi. Bir süre sonra patron 75 lira haftalıkla sahneye çıkmasını teklif etti. 1963’te Ses Sinema Artisti Yarışması’nda birinci oldu. Yeşilçam’da 30’a yakın film çevirdi. Sonunda tekrar şarkıcılığa döndü. 3 yıllık aradan sonra ilk defa Adana’da sahneye çıktı ve yuhalandı. Ama yılmadı. Maksim’le anlaşıp büyük başarı sağladı. “İki Yabancı” plağı kısa sürede 65 bin satınca, Ajda Pekkan, pop dünyasının bir numaralı kadını oldu.
FİKRET HAKAN
Asıl adı Bumin Gaffar Çıtanak’tı!
“15 yaşındaydım, annemle babam çoktan ayrılmış. Parasızlık peşimi bırakmamıştı. Gazetede ‘Amatör sanatçı adayları alınacaktır’ diyordu. 1952 yaz başında sinemaya girmeye kesin kararlıydım. Tabelasında ‘YEŞİLÇAM’ yazan ‘L’ harfi şeklindeki sokakta Artistler Kahvesi’nde beklerdik...”Asıl adı Bumin Gaffar Çıtanak olup mahkeme kararıyla adını Fikret Hakan yaptı...
YILMAZ GÜNEY
Bu adamdan olsa olsa kömürcü çırağı olur...
1952 yılında Adana’da Kemal Film Bürosu’nda pursantaj memuru olarak çalışıyordu. 20-30 kiloluk film kutularını sırtında taşıdı. Aldığı para ile ancak karnı doyuyordu. Sinemaya merak saldı. Tek gayesi iyi bir yönetmen olmaktı. Oyuncu olmayı istemiyordu çünkü hiç sevmiyordu. Atıf Yılmaz’la tanıştı. ‘Bu Vatanın Çocukları’nda başrol oynadı. Fakat Yeşilçam’ın cellâtları hep ‘Bu adamdan olsa olsa boyacı, kömürcü çırağı olur‘ diyordu. Ama o her şeye rağmen kötümserliğe karşı mücadele etti.
TARIK AKAN
At yarışlarında tabelacılık yaparak para kazanıyordu
İstanbul Eyüp’te 13 Şubat 1948 yılında subay baba Yaşar Üregül ve eşi, ikinci oğullarına “Tarık” adını koydular... Harçlığını çıkarmak için önce bir kiremitçinin dükkânında 75 lira haftalıkla çalıştı, telefonlara baktı. Kendisine renkli bir iş arıyordu, sonunda buldu; at yarışlarında tabelacılık yapmak. Bir yılı Hipodrom’da geçti. Makine mühendisi olmayı istiyordu ama o yıl açılan üniversite
sınavını kazanamadı. Çekirdek satarak harçlığını çıkarıyordu. Bir gün bir arkadaşı, “Neden artist olmuyorsun?” diye sordu. Ses Mecmuası’nın artist yarışmasına fotoğraf yolladı. İlk elemeyi de son elemeyi de kazandı, tecrübe filmi çekildi. İlk filmini Fatma Girik’le çevirdi. Sonra şöhret oldu.
FATMA GİRİK
Osman Seden ‘bu kızdan bir şey olmaz’ dedi
“İşleri iyi olmadığı için babam eve bakamıyordu. Bir gün Sezai ağabey gelmişti. ‘Figüran olarak filmlerde oynatalım’ dedi. ‘Günahkar Baba’ filminin bir sahnesinde rol aldım. 5 lira tutuşturdular elime. Fakat ‘5 Hasta Var’ filminde beni gören rejisör Atıf Yılmaz, ‘Ben sizden güzel, eli yüzü düzgün bir kız istemiştim, siz bana duba gibi bir çocuk getirdiniz’ diye bağırdı... Cilalı İbo bir gün bana şahane bir makyaj yapıp rejisör Osman Seden’e götürdü. Seden, ‘Bu kızdan hiçbir şey olmaz, boşuna uğraşma’ dedi. Ama sonra ‘Leke’ filmi için hiç başrol oynamamış bir kız arandığını öğrendim, ‘ne olursa olsun’ deyip gittim, 1000 lira para aldım.”
SEZEN AKSU
İlk plağı sadece 8 adet sattı ama şansı döndü
Meşhur olmak istiyordu. Sinemaya, tiyatroya girmesine ailesi izin vermedi. Ziraat Fakültesi’ne girdi. 2.5 yıl devam etti, sonra İzmir’de güzellik salonu açtı. “Bir bant doldurup, Melodi Plak şirketine yolladım. Plak tam 8 tane satıldı. Onları da ben, teyzemin kızı, annem, arkadaşlarım aldı. Plağın adı ‘Haydi Şansım Dön Bana’ idi. Şansım dönemedi, virajda devrildi!” Unkapanı İMÇ’de ‘Yaşanmamış Yıllar’ adlı plağını doldurdu. Plakçı dükkânları hoparlörlerinden Aksu’nun plağını yaymaya başlayınca, hayatının en tatlı günlerini yaşadı. Plak adeta kapışıldı ve işte ondan sonra talihi açıldı...
ZEKİ MÜREN
Sihirli bir ortam için sahneye parfüm sıktırırdı
1950 sonbaharında lise öğrencisiyken İstanbul radyosunun açtığı yarışmada seçilen iki kişiden birisidir. 1950 yılının son günü akşam radyoda ilk programına çıkar: “O gece tam altı şarkı söyledim. Başarmıştım, dünyalar benimdi. Hayatımın en büyük mutluluğunu o gece tattım... ”Müren, 1955 yılında Küçük Çiftlik’teki programının birinci bölümünde beyaz, ikincisinde bordo, üçüncü bölümünde ise mavi frakla çıkar sahneye. O güne kadar erkek sanatçılar sahnede sadece siyah frak giymişlerdir. “Sahne prensibim daima yenilik üzerine kuruldu. Ceketlerimin üzerine hafif pırıltılar işlettim. Hatta sihirli bir ortam için sahneye parfüm bile sıktırıyordum.”
Yeşilçam şöhretlerinin bilinmeyen yüzü
Hey Gidi Günler...
Haberin Devamı

