Osmanlı’da yılbaşı, Hıristiyan vatandaşlar ve İstanbul’da yaşayan yabancılar için geçerliydi. Osmanlı devlet adamları ilk kez 1829’da Haliç’te bir gemide yapılan baloya katıldılar... Cumhuriyet döneminde ise yılbaşı, “yerli malı” eğlenceye dönüştü. Bu eğlencenin vazgeçilmezi de
piyango çekilişiydi...
Bugün yeni bir yıla “merhaba” diyoruz. Kimimiz evinde, kimimiz eğlence merkezlerinde karşıladı yeni yılı... Dizilerle hayatımıza yeniden giren Osmanlı döneminde yılbaşı kutlanır mıydı, merak ettiniz mi hiç? Atlas Tarih Dergisi, Aralık sayısında bu konuyu işlemiş. İşte bazı bölümler...
Yatsı namazından sonra yılbaşını kutladılar
Osmanlı’nın yılbaşı ile ilk teması, 1829 yılında İngiliz elçisinin Haliç’te bulunan bir gemide verdiği baloda gerçekleşir. Baloya Osmanlı devlet adamları da çağrılır. Davetliler, yatsı namazını Tersane Divanhanesi’nde kıldıktan sonra, sandallarla gemiye giderler ve sabaha kadar eğlenirler. Aradan bir çeyrek yüzyıl geçtikten sonra, 1856 yılında, bu kez bir Osmanlı padişahı, Sultan Abdülmecid, Fransız elçisi tarafından düzenlenen büyük baloya gider, dans edenleri seyreder ve saraya izlenimlerinden memnun olarak döner. Özellikle Hıristiyanların oturduğu bir semt olan Beyoğlu ise, o dönemde de eğlence yerleriyle doluydu. Yılda iki kez büyük bir şenlik havası yaşar; biri apakurya şenliklerinde, ikincisi de Noel’in devamı niteliğindeki yılbaşı gecesinde... Beyoğlu’ndaki Rum ve Levanten kesim, şehrin diğer Hıristiyanlarından farklı olarak yeniliklere ve eğlence yaşamına daha açıktır. Müslümanlar arasında Batılaşmaya yakın çevreler de, bu eğlence yaşamından nasiplenmek adına Beyoğlu’na çıkarlar. Yılbaşının daha özel bir gece haline gelmesi, İstanbul’un işgal günlerine rastlar. Bu dönemde İstanbul’a, Ekim Devrimi’nden kaçan Beyaz Ruslar akın akın gelirler. Eğlence yaşamına damgalarını vururlar ve elbette yılbaşını da farklılaştırırlar.
Refik Halit Karay bu günleri şöyle anlatır: “Mütareke yılbaşılarına kadar bizler, saat alafranga on ikiyi çalarken, ışıkların söndürülmesi düzenbazlığını bilmezdik, limandaki vapurların da bu merasime düdük çalarak katılmalarını, yine o işgal senelerinde öğrenmiştik. Esasını ararsanız, Müslüman halkı büyük sayıda Beyoğlu tarafına alıştıran da haraşolar oldu. Arkasından gelen Garblılaşma hareketi, kaç göçün kalkması, balolara rağbet bize yılbaşı geceleri sabahlama adetini de kabul ettirdi. Ama dikkat ediniz; bu adetin sadece eğlence tarafını almışızdır. Zira bizdekinin Hristiyanlardaki gibi dinle hiç alakası yoktur, hayır ve hasenat işlemekle de, hele bir hafta evvel gelen Noel ile de... Tuhaf olan şudur ki, tek geleneğimize dayanmayan bu yepyeni adete, yani yılbaşı sabahlamasına, bütün adet ve bayramlarımızdan fazla bir gayretle, dört elle sarılmış haldeyiz şimdi. Meğerse lazım imiş. Bakalım şehirden köye gidecek mi?”
Miladi takvim gelince sabaha kadar eğlenildi
1926 yılında miladi takvim resmen kabul edilir. O dönemde daha yılbaşını izleyen gün, yani 1 Ocak tatil değildi. Ama 1926 yılını 1927’ye bağlayan gün, tesadüf eseri hafta sonu tatiline, yani cumaya denk gelmişti. Yapılan yılbaşı eğlenceleri büyük ilgi gördü ve sabaha kadar eğlenildi. Elektrik İdaresi ilk kez o gece, saat tam 12’de kentin bütün ışıklarını bir dakika söndürme geleneğini başlattı. Ertesi yıl, İstanbul’un yılbaşı gecesi, özellikle şanslarını kumarda denemek isteyenler için özel bir önem taşıyordu. O yıl, Yıldız Sarayı, bir kumarhane olarak işletilmeye başlanmıştı. İşletmeci Senyör Maryosera bu özel gün için rulet masaları kurmuştu.
1935 yılında ilk resmi yılbaşı tatili yapıldı
1935 yılında, Başvekil İnönü imzasıyla Millet Meclisi’ne sunulan “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun Tasarası”nda, “31 Aralık öğleden sonrasıyla
1 Ocak günlerinin tatil günlerine eklenmesi” teklif edildi. Kanunun kabulüyle hem ulusal bir eksikliğimiz giderildi hem de yılbaşı geceleri sabahlayanların resmen uyuyabilmeleri sağlandı! 1938’in yılbaşında ise Atatürk ilk kez A.A. yoluyla yeni yıl tebriklerine karşı bir cevap yayınladı.
Yılbaşı hediye zamanıdır!
Yılbaşının sosyal yaşam üzerinde şüphesiz güçlü etkileri oldu. En önemlisi, iş yerleri ve firmalar yılbaşının ne güçlü sihirli değnek olduğunu kısa sürede anladılar. Hemen gazetelerde ilanlar gözükmeye başladı. Yılbaşı hediye zamanıdır, en iyi hediye de bizimkidir. Sabuncakis Çiçek Ticarethanesi çiçek ve çiçek ağaçlarının yılbaşı için hazır olduğunu ilan eder. Venüs müstahzaratları “en makbule gerçek hediye”nin kendi parfümleri olduğunu hatırlatır. Sümerbank Yeri Mallar Pazarı yılbaşı için “şık, güzel, ucuz, sağlam” seçenekler sunar. Öte yandan Colombia müessesesi “sene başında herkese sevinç bahşedecek bir hediye”nin ancak yeni bir plak serisi olabileceğini belirtir. Tünel’deki Elektrik Şirketi’nin ise haklı bir uyarısı vardır:
“Bu müşkül zamanlarda paranızı abes hediyelerle israf etmeyiniz. Dostlarınızla tercihen mevcudiyeti ve istimali her gün sarf ettikleri kuvveti hafifletecek, evlerini güzelleştirecek şeyleri takdim ediniz.” Bunların ne olduğu ise hemen altında yer alan elektrikli eşya resimlerinden anlaşılmaktadır.
Tayyare Piyangosu’nun ikramiyesi yarım milyondu
Lotaryo sistemimizin tarihi 1926 yılına kadar uzanır. O zamanki adı Tayyare Piyangosu olan bu şans oyunu, Türk Hava Kurumu’na gelir sağlamak amacıyla kurulmuştu. Piyangonun ilk büyük atılımı da 1931’in yılbaşında düzenlediği özel çekilişle gerçekleşir. Feridun Kandemir bu ilk yılbaşı piyangolarını şöyle anlatıyor: “Yılbaşını kutlamaya yeni başladığımız için Tayyare Piyangosu’da yarım milyon lira büyük ikramiyeli yılbaşı çekilişini yeni ihdas etmişti. Keşideler (çekiliş) de İstanbul’da Tepebaşı’ndaki Belediye Komedi Tiyatrosu’nda yapılırdı. Yılbaşı keşidesi de yeni yılın ilk saatlerinde kazananları sevindirmek için, giden yılın son saatlerinde, yani gece dokuzda başlardı. Böylece tam gece yarısında, yani yılın biri bitip ötekine girerken yüzlerce vatandaş da ikramiye müjdelerini almış olurdu... O devirde piyango bileti bayileri serbest çalışarak rekabet halinde olduklarından, kişilerle bizzat hazır bulunarak sattıkları biletlere büyük ikramiyeler isabet ettiği takdirde, hemen otomobillere atlayarak bu bilet hamilerine müjdeyi yetiştirir, hatta kazandıkları paraları verir ve bu arada kazananın sevinçle gönlünden kopan bahşişe de konarlardı.”
Türkler yılbaşını nasıl kutlardı!
Tayyare Piyangosu´nun ikramiyesi yarım milyondu
Haberin Devamı

