Dünyayı sarsan Wikileaks belgelerinden hareket eden araştırmacı Muhammet Safi, Osmanlı arşivlerinde yaptığı çalışma sonucunda, “Osmanlı Elçilerinin Wikileaks Raporları” adlı kitabı yazdı. Amerika’nın bürokratları tarafından bazı devletler hakkında kaleme alınan binlerce belgenin artçıları sürerken, yayımlanan bu kitapta, Osmanlı’dan yabancı ülkelere giden elçiler tarafından kaleme alınmış geniş kapsamlı elçilik raporlarından bazıları sunuluyor. İşte Osmanlı elçilerinin Wikileaks belgelerinden ilginç anektodlar...
FRANSA
Bizim çorbacıdan da ahmaklar
Halet Efendi, 1802-1806 yılları arasında daimi elçi olarak Fransa’da bulundu. İşte Fransa izlenimleri: “Frengistan, Allah hakkı için methettikleri gibi değildir. Akıl ve dirayetleri bakımından ehl-i İslam’la farkları bizim kayıkçılarla katiplerimizin farkı kadar. Hileleri ve politikaları gayet kaba, daha niyet etmeden evvel nereye yönelecekleri anlanır. Bu üstünlükleri ancak bizdeki gayretsizlikten ileri geliyor. Yoksa ne bizim gibi kahraman askerleri var ne de bizim vezirlerimiz gibi vekilleri var. Şu bizim topçu çorbacıları onlardan çok söz anlar. Bu akılda herifler, böyle acayip hayvanlar gibi asker ile bize galip olsunlar. Bu, insanın içinin yağını süzüyor.
Fransa’nın efendisi kadınlar
Fransa’da görev yapan bir diğer elçi Yirmisekiz Mehmed Çelebi Efendi idi. Mehmet Çelebi, Fransa izlenimlerini şöyle anlatıyor: “Fransa memleketinde kadınların itibarı erkeklerden üstündür. İstediklerini yaparlar, diledikleri yere giderler. Burada kadınların sözü geçer... Kadın ve erkek kimi ziyaret, kimi seyretmek maksadıyla, yemek yediğimizi görmeyi pek isterler idi. Rica edenleri defedemeyip çaresiz izin verdik. Onlar yemek seyretmeyi adet edinmişler. Kral yatağında nasıl yatar, nasıl kalkar ve nasıl giyinir, seyr ü temaşa ederlermiş.
Kralın sümbül saçlarını okşadık
Fransa Kralı XV. Louis çocuk denecek yaştadır. Mehmet Çelebi saraya gider, kralın huzuruna çıkar. İzlenimleri şöyledir: “Kralın lalası bizi görünce tahtından inip bize doğru döndü, buluştuk. “Kralımızın güzelliğine ne dersiniz” diye sordu, “Maşallah” dedik. “Henüz onbir yaşında, dört aylıktır” dediler. “Şimdi bu boyu posu ile hiç güzel olmaz mı? Hem saçları da takma değildir, bakın” diye kralı tutup arkasını çevirdi. Biz o sümbül saçları elimizi sürüp okşadık. Hakikaten sırma teli gibi düz ve beline kadardı. “Kral, beğendiniz mi?” diye sual eyledi. Biz de “Allah mübarek etsin” dedik.
RUSYA
Veled-i zina
Rusya’da elçilik yapan Nişli Mehmed Ağa, Sefaretnamesinin bir bölümünde kendilerine verilen Rus tercümandan şikayet eder. Adamın adı Antonaki’dir. Elçiden sık sık olmadık isteklerde bulunduğu için ondan hoşlanmaz. Mehmet Ağa’nın onun şahsında onu görevlendirenleri ima ederek söylediği “veled-i zina” tabiri, tarihi bir bilgi olarak kaynaklara geçmiştir.
Moskof elçisi kalın kafalıdır
Mehmet Emin Paşa 1740-1742 yılları arasında elçi olarak Rusya’da bulunur. 1739’da biten büyük ve zorlu savaştan sonra Rus ve Osmanlı savaş esirlerinin mübadelelerinin yapılacağı yer konusunda iki taraf bir türlü anlaşamamışlardı. Mehmet Emin Paşa, bu görüşmeleri yürüten Rus elçisinin takındığı tavrı “Moskof elçisinin son derece cahilliğinden ve kalın kafalılığından dolayı hileye saptığı” şeklinde mektubunda anlatır.
Ruslar yalancı ve hilekârdır
Mehmet Emni Paşa, Rus hariciyesini şöyle eleştirir: “Çar Petro’nun, Rus adetlerini terk edip de Avrupa tarzı diplomasiyi benimsemesinden sonra Rus hariciyesi, başarıyı hileyle elde edeceğini sanıyor ve böyle davranıyor. Bundan dolayı da savaş hakkında yalan yanlış bilgi veriyorlar.”
Meraklı Çariçe gözetlemede
Yemekte Çariçe gizlice Osmanlı elçisini süzer, Mehmed Emin Paşa bunu şöyle anlatır: “Rus başvekilinin sır katibi gelip “başvekilin bize ziyafet vermek istediklerini” söyledi. Bütün heyetimizle Çar Sarayı’ndaki davete icabet ettik. Sır katibinin işaretiyle Çariçe’nin bizi gizlice izlediğini gördüm. Yemekten sonra da sarayın bahçelerini gezdik. Askerler gösteri yaptılar ve hünerlerini gösterdiler. Acem diyarından getirdikleri fili de oynattılar.”
Emzikli fahişelerin çocukları
Rusya’da görev yapan bir diğer Osmanlı elçisi Necati Efendi, Çariçe tarafından kurulan bir yetimhane hakkında şunları yazar:
“Bu karhanede (işyeri) askerler tayin edilmiş ve karakol vardır. Bu işyerinde emzikli fahişeler oturmaktadır. Dışarıda olan fahişelerin çocukları olur ise işyerine bırakırlar ve karşılığında da iki yüz akçe alırlar. Toplanan çocuklar 5-6 yaşında oldukları zaman papazlar okuma, yazma öğretirler ve oyunculuk eğitimi alırlar. Bunlar ergenleşince erkekleri askeriyeye, kızları ise saraya götürülür. Bu şekilde 5-10 senede pek çok çocuk elde edilir.”
Osmanlı’nın Wikileaks belgeleri
Osmanlı Elçilerinin Wikileaks Raporları
Haberin Devamı

