“On parmağında on marifet” denir ya, işte Meltem Bayazıt Tepeler, böyle kadınlardan biri... Boğaziçi Üniversitesi’ni bitirdikten sonra 5 yıl aynı üniversitede çalışan Tepeler, ardından KM Events şirketini kurup düğün ve davet sektörüne adım attı. İşindeki profesyonellik ile İstanbul’da gerçekleştirilen birçok
uluslararası projeye imza attı... Tepeler, aynı zamanda Yaratıcı Etkinlikler Planlama ve Uygulama Derneği’nin başkanı. Etkinlik sektörü ile ilgili konferans ve seminerler düzenleyen Tepeler, bu yolla sektöre genç profesyoneller yetiştirmeye de devam ediyor. İstanbul’un tarihi mekanları, yalıları, eğlence merkezlerinde düğünler düzenleyen Tepeler, yoğun temposu içinde bir kitaba da imza attı; “Düğünler ve İstanbul”. Doğan Kitap’tan çıkan ve Türkçe-İngilizce olarak yayımlanan kitapta, Tepeler’in organize ettiği “masalsı düğünler”den çarpıcı fotoğraflar da yer alıyor...
Onbeş yıl önce kurduğu şirketini, Türkiye’nin sayılı düğün ve davet organizasyon firmalarından biri haline getiren Tepeler, “Mesleğimi hep çok sevdim, yeni insanlar tanımamı, yeni dostlar kazanmamı, yerli ve yabancı pek çok güzel ailenin bir ferdi olmamı sağladı” diyor. Bugüne kadar yüzlerce organizasyon gerçekleştiren Tepeler, “İstanbul’un düğünler için ne kadar güzel bir destinasyon olabileceğini, yıllar evvel ilk defa yabancı gelin ve damatlarla çalışmaya başladığımda fark ettim. İstanbul tarihi geçmişi, bu geçmişin günümüze ulaşan mirası coğrafi durumu ile yurt dışından gelen misafirler için bir cazibe merkezi” diye anlatıyor. Son yıllarda İstanbul’da dünya evine girmek isteyen yabancı çiftlerin sayısında artış olduğunu belirten Tepeler, düğün için İstanbul’u tercih eden çiftlerin genellikle Boğaz kenarında veya tarihi mekanlarda evlenmeyi istediklerini ifade ediyor. “Düğün için ilk defa İstanbul’a gelen konuklar çoğu kez bana böylesine güzel bir şehir ve güzel bir düğün beklemediklerinden bahsediyorlar” diyen Tepeler, şöyle devam ediyor: “İnsanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte bir o kadar da yeni olan İstanbul, sadece bu özelliğiyle bile dünya şehirleri arasında ön sıralarda yer almayı hak ediyor. İstanbul’un diğer bir özelliği de, değişik kesimlerin farklı beklentilerine cevap verebilmesi. Yunanlılar, Lübnanlılar, Ruslar, Amerikalılar, İngilizler, Araplar... Kısaca herkes için farklı bir İstanbul var...“
Türkiye’de evlilik gelenekleri
Türkiye’de yaşayan gayrimüslimlerin düğün organizasyonlarında da imzası olan Tepeler, kitabının bir bölümünü de farklı inançların “evlilik geleneklerine” ayırdı:
Kilisede önce nişan, sonra nikah
Rumların düğün adetleri
Kız istemeye mümkün olduğunca kalabalık bir aile topluluğuyla gidilir. Bir buket çiçek, ailenin ekonomik durumuna göre bir kutu çikolata götürülür. Esas olan gümüş içinde şeker götürmek. Kız isteme sırasında söz kesme de gerçekleşir. Gelin adayı, erkek tarafının büyüklerinden başlayarak sakızdan yapılan mastiha tatlısı ikram eder. Tatlı yendikten sonra kahve servisine başlanır. Kız, kahvesini ikram ettiği sırada, damadın annesi müstakbel geline bir haç takar ki bu “loğosimadon”dur, yani söz işareti.
Nişan töreni başka bir gün, evde ya da dışarıda bir mekanda yapılır. Bu kilisede gerçekleşecek asıl nişandan önceki bir merasimdir. Nişan sırasında bir din adamı tarafından dua okunarak, bu birliktelik kutsanır. Nişan töreninden sonra gelin tarafı damada, damat tarafı geline hediyeler verir, çift davetlilere nişan şekeri dağıtıp, tebrikleri kabul eder.
Dini nikah öncesi resmi nikah yapılır. Çiftler dini nikah için kiliseye başvuracakları zaman mutlaka resmi olarak evlenmiş olmak zorundadır. Sağdıç genelde erkeğin vaftiz annesi veya babası olur. Sağdıç olacak kişinin mutlaka Ortodoks Hıristiyan olması gerekir. Kilisede davetleri damat ve ailesi, sağdıç ve gelinin ailesinden kişiler karşılar. Damat kilisenin girişinde kayınpederinin elini öper ve gelini teslim alır. Gelin ve damat kapıda bekleyen din adamlarınca ilahiler eşliğinde kilisenin merkezine alınır. Orada ilk önce nişan, daha sonra nikah merasimi yapılır. Törenin sonunda tebrikler ve hediyeler kabul edilir, nikah şekerleri dağıtılır.
Mutlu evliliği olanlar gelin yatağını yapar
Ermenilerin düğün adetleri
Kız istemeye çekirdek aile olarak gidilir. Söz kesiminde geline mutlaka haç takılır. Nişana her iki taraf takısıyla gelir. Her iki aile yanlarında gümüş yahut kristal kap içinde çikolata götürür. Evlenirken erkek tarafından bir çift sağdıç seçilir. Sağdıçların karı koca olması önemlidir. Anadolu Ermenilerinde kına gecesi de yapılır. Genellikle kız evinde yapılan kına gecesinde kına, erkek tarafının kadınları tarafından getirilir. Sağdıç kınayı gelinin evinde yoğurur ve eline ilk kınayı da bir altında beraber o koyar. Düğünden önceki son Perşembe günü evlenecek olan çiftin gelin yatağı yapılır. Sağdıç yatak yapımının başında durur. Mutlu evliliği olan kadınlar çağrılır, yatağı beraber yaparlar. Yatak yapıldıktan sonra üzerine şeker, pirinç, para ve altın atılır. Çocukları olması için de küçük çocuk yuvarlanır. Düğünde ilk başta resmi nikah kıyılır. Nikahtan sonra başka bir gün kilisede ayin yapılır. Düğün günü sağdıç gelini evden alıp kiliseye götürür. Seramoni başladığında kız kiliseye babasının kolunda girer. Daha sonra babası gelini damada teslim eder. Papaz ayine başlar. Davetlilerin götürdüğü takılar ve diğer hediyeler burada verilir. Bütün bunlar bittikten sonra sağdıca teşekkür için gümüş kap içinde çikolata yollanır.
Çöreğin büyüğü kimde kalırsa onun sözü geçer
Süryanilerin düğün adetleri
Kız istemeye çok kalabalık gidilir. Gösterişli bir çiçek buketi ve gümüş kapta çikolata götürülür. Diğer Ortodokslarda olduğu gibi Süryanilerde de geline haç takılır. Gelin ile damadı küçükken vaftiz törenlerinde taşıyan kimse evlenince kirvesi olur. Söz kesimi farklı bir günde, ailelerin durumlarına göre dışarıda ya da evde yapılır. Aile bireyleri gelin ve damada takı takar. Düğünden birkaç hafta önce nişan yapılır. Nişanda gelinin evine papazla birlikte gidilir. İçki sepeti, çikolata ve Mardin çöreği denilen süslü ve baharatlı bir çörek götürülür. Mardin çöreğinden 5, 7, 9 veya 11 adet götürülür. Damat ne kadar çok çörek götürürse o kadar gösteriş yapmış olur. Maddi durum elverdiğince çörekler kadar altın lira da götürülür. Nişan törenine papaz tarafından dua okunup, yüzükler takılarak başlanır. Kirveler Mardin çöreklerinin en büyüğünü tek elle kırarlar. Hangi tarafın elinde daha büyük kalırsa, evlilikte o tarafın sözünün geçeceğine inanılır. Bu çörek, nişana davetli olan herkese dağıtılır.
Düğünden bir hafta önce kına gecesi yapılır. Kına evine yaklaşırken kadınlar “helhele” çekerler. İçerde kirve tarafından kına yoğurulur, türküler söylenir. Ortada oturan gelinin çevresinde mumlar yakılır, eller kınalanır. Her iki eline de kınayı ve altını kirve koyar. Düğünden önce çeyiz gösterme günü yapılır. Akrabalar ve yakın arkadaşlar gelinin evine davet edilip geline alınan çeyizler gösterilir. Nikahtan sonra kilisede ayin yapılır. Gelin kiliseye babasının kolunda girer, daha sonra babası gelini orada bekleyen damada teslim eder.
Nişan olmadan dini olarak evlenemezler
Musevilerin düğün adetleri
Yahudi kültürüne göre evlilik işlemleri iki bölümden oluşur. İlki “Eruşin” ya da “Kiduşin” diye adlandırılan bölüm. İkinci bölüm ise “Nisuin” de “Hupa” töreni. Aile arası söz kesme, erkek tarafının kızı ailesinden istemesiyle gerçekleşir. Erkek tarafı gümüş bir bonbonyerle kızın evine gider. Dini nişan töreni için evlenecek çift hahambaşılığa gider ve orada nişanları yapılır. Bu nişan olmadan dini olarak evlenmeleri mümkün değildir.
Yahudi yasaları uyarınca kullanılan ve içi dolu havuz şeklinde bir yapı olan “Mikve”, suyun toplanması ve bir araya getirilmesi manasına gelir. İçine bütünüyle dalınıp çıkıldığında, değişik nedenlerle temizliğini yitirmiş kişinin ruhsal ve bedensel olarak kirlerinden arındığı düşünülür. Düğünün başlangıcında gelin babasının kolunda İbranice bir koro müziği eşliğinde “Ehal Akodeş”e doğru ilerler. Düğünde yüzüklerin takılması damadın haham aracılığıyla geline yüzük göndermesiyle gerçekleşir. Bir başka ritüel de evlilik kağıdı olan Ketubanın damat tarafından imzalanması.
Yüzleri Ehal Akodeş’e dönük olan gelin ile damat “Talit”in altına girmek üzere davetlilere doğru dönerler. Evliliğin mutlu ve bereketli olmasına ilişkin yedi dua okunduktan sonra çiftler aynı bardaktan bir yudum şarap içer. Daha sonra gelinle damat tüm davetlilere el yazması Tevrat rulolarının bulunduğu “Aron Akodeş” adlı dolaba doğru dönüp Tanrı’ya şükrederler.
Masalsı düğünlerin kenti İstanbul
Masal gibi düğünlerde imzası olan kadın: Meltem Bayazıt Tepeler
Haberin Devamı

