Şule Türker

Şule Türker

-

“Herkes katil olabilir”

´Katiller TV dizilerinden değil gerçek hayattan etkileniyor´

Haberin Devamı

Son yıllarda artan “Türk seri katil” sayısı hepimizi tedirgin etmeye başladı. Aynı aileden altı kişiyi öldüren İhsan Doğu, bu katillerin şimdilik sonuncusu. Biz de psikiyatrist ve araştırmacıların kapısını çaldık ve “herhangi bir psikolojik rahatsızlığı olmayanların cinayet işleme ihtimali”ni sorduk. Psikiyatrist Mustafa Özkan Pektaş: “Normal insanlarla psikiyatrik problemleri olan insanlar arasında suç işleme açısından bir fark yoktur” diyerek pek de farkında olmadığımız noktalara dikkat çekiyor.

10 yıl öncesine kadar gazetelerin üçüncü sayfalarında okunurdu cinayet haberleri... Son yıllarda ise bu haberler hem cinayet sayısının artması hem de işlenen cinayetlerin şekli dolayısıyla birinci sayfalara, haber bültenlerinin ilk sıralarına yerleşti...
2000 yılına kadar bilinen 5 seri katil olan Türkiye’de, son 10 yılda katil ve cinayet profili hızla değişti... Onlarca psikopat cinayet, yüzlerce katliam sahnesi yaşandı... 2002’den beri İstanbul’un çeşitli yerlerinde kesik kadın bacakları bırakan seri katil türedi. Geçen Temmuz’da Bursa’da bir çöp konteynırında aynı şekilde kesilmiş iki kadın bacağı bulundu...
Son olarak Eskişehir’de peşpeşe işlenen cinayetler, Türkiye’nin gündemine oturdu. Aynı aileden 5 kişiyi öldüren İhsan Doğu, 6’ncı cinayeti sonrasında yakalandı. İhsan Doğu’nun yakalanmasıyla, Eskişehirliler ve özellikle de olayın geçtiği Muttalip Beldesi sakinleri rahat bir nefes alırken, “katil”in hikâyesi de tüm detaylarıyla ortaya çıkmaya başladı. İhsan Doğu, 20 yıl çalıştığı şeker fabrikasından emekli olduktan sonra Muttalip Beldesi’nde çiftçilik yapmaya başlamıştı. Toprak ailesinin yol olarak kullandığı arsayı satın alarak kızına iki odalı ev yapmıştı. Ancak evin bitmesinden sonra da komşu Toprak ailesi evin bahçesini yol olarak kullanmaya devam etti. İki aile bu nedenle sık sık tartışmaya başladı. Anlatılanlara göre bu olay sonrasında Muttalip Beldesi’nde “sessiz”, “kılıbık”, “korkak” olarak nitelendirilen, komşularının “içki içmeyen, kumar oynamayan, köpek dövüştürmek dışında bir kötü alışkanlığı bulunmayan” diye anlattıkları 55 yaşındaki İhsan Doğu’nun, 6 kişiyi öldüren bir katile dönüşme süreci başladı... Doğu cinayetleri planladı, 2 bin liraya iki pompalı tüfek aldı, babasından kalan tabancayı sakladığı yerden çıkardı... Doğu yakalandıktan sonra verdiği ifadesinde, “Baskılardan bıkmıştım. Ya onları ya kendimi öldürecektim. Onları bana ve aileme eziyet ettikleri için öldürdüm. Kızıma tacizde bulunuyor, evinin camlarını kırıyorlardı. Düzgün bir insandım psikolojimi bozdular” dedi. Doğu örneği ekseninde “herhangi bir psikolojik rahatsızlığı olmayanların cinayet işleme ihtimali”, “cinayetlerin artma nedenleri”, “katil profilleri”ni psikiyatristler ve araştırmacılar gözüyle masaya yatırdık.

Doç.Dr.Mustafa Özkan Pektaş

“Erkek, yetiştirilme biçimi ve doğası gereği şiddete daha yatkın”

* Tanıyanlar, Eskişehir’de 6 kişiyi öldüren İhsan Doğu’yu, sessiz sakin hatta “kılıbık” olarak nitelendirdi. Bu profildeki bir insanın 6 kişiyi öldüren bir katile dönüşmesi, “normal insanlar cinayet işleyebilir mi?” sorusunu akıllara getirdi. Herhangi bir psikolojik rahatsızlığı olmayan insanlar cinayet işleyebilir mi?

Normal insanlarla, psikiyatrik problemleri olan insanlar arasında suç işleme açısından bir fark yoktur. Normal insanlar rahatlıkla suç işleyebilir.

* Normal davranan insanlar birden bire suç işlemeye yatkın hale gelebilir mi? Bu hangi durumlarda mümkün?

Kişilik bozukluklarının bazıları suça daha yatkın bir yapı gösterir. Kişilik bozuklukları hastalık değildir. Bunun yanında alkol veya madde etkisi kişinin suça yatkınlığını artırır.

* Eskişehir örneğinde iki aile arasındaki husumetten doğan cinayetler söz konusu. Husumetler insan psikolojisini nasıl etkiliyor?

Uzun süreli çatışmalar, kişiler arası gerginlikler çoğunlukla düşman olma hissini artırır. Elbette bu durum her zaman şiddete sebep olmaz. Ancak kültürel yapı içinde besleyici unsurların varlığı (örneğin kan davaları, töreler) bunu ağır şiddete dönüştürebilir.

* Hezeyanlı bozukluk nedir? Kimlerde görülür? Tedavi edilmezse sonuçları ne olur?

Hezeyanlı bozukluk, psikiyatrik rahatsızlıklar içinde en fazla suça yatkınlığı olan hastalıktır. Kişi tamamen normal gibi görünürken, ikna edilemeyen düşünceleri sebebiyle, karşısındaki kişiye kin besler ve günün birinde şiddet gösterebilir. Toplum içinde on binde bir görülür. Oldukça nadir olmasına rağmen, teşhis ve tedavi edilmesi oldukça zordur.

* Hangi ruhsal hastalıklar kişiyi suça daha eğilimli hale getirir?

Alkolle problem yaşama, madde kullanımı, anti sosyal kişilik bozukluğu, borderline kişilik bozukluğu, manik depresif rahatsızlık, psikotik bozukluklar esnasında suç işleme görülebilir.

* Kişi çocukluğunda ve gençliğinde şiddet görmüşse ya da cinsel istismarlara maruz kalmışsa, şiddete daha mı meyilli oluyor?

Çocukluğunda şiddet görmek, şiddete maruz kalmak kişinin şiddete yatkınlığını elbette artırır.

* Cinayet işleyenlerin ortak özellikleri var mıdır?

Her cinayetin kişilik boyutu farklıdır. Her ne kadar kullanılan yöntemler benzeşse de kişilikler dikkatlice araştırılmalıdır.

* Katiller neden daha çok erkekler oluyor?

Erkek, yapısı, hormonları, yetiştirilme biçimi ve doğası gereği şiddete daha yatkındır. Toplumsal roller gereği erkek çocuk tabanca ya da arabayla oynarken kız çocukları bebeği ya da makyaj malzemelerini seçer.

* Eskişehir örneğinde cinayetleri işleyen kişi televizyonlardan gördüklerini örnek aldığını söyledi. Türkiye’de son yıllarda artan cinayet olaylarında bu tür film ve dizilerin etkisi sizce ne kadar?

Şiddeti meşrulaştıran her şey toplumda bireyi etkiler. Ancak TV dizileri ya da filmlerden ziyade, gerçek cinayetler veya suçlar, bunlarla ilgili haberler, toplum üzerinde daha etkileyici olmaktadır.

* 2000 yılına kadar Türkiye’de bilinen 5 seri katil vardı. Son 10 yılda Türkiye’nin katil ve cinayet profili hızla değişti. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Dünyada gelişen haberleşme ve teknoloji, suç işleyen insanların yakalanmasını kolaylaştırmıştır. Eskiden de benzer cinayetler olmuş olabilir ama yetersizlikler sebebiyle ortaya çıkarılamamıştır.

“Kadınların işlediği cinayetlerde ilk saldıran, kurban”

“Birini öldürme fikri ne kadar uzak görünürse görünsün, herkes katil olabilir. Ama elbette çevre ve yetiştirilme faktörleriyle pekişen bazı kişilik özelliklerine sahip olanlar, şiddete ve öldürme fikrine daha meyillidir...”
Bu sözlerin sahibi Doç. Nazan Öğünç. Psikolog Öğünç, Türkiye’de cinayet işleyen kadınlarla ilgili ilk ve tek çalışmanın da sahibi. İstanbul’da adam öldürme suçu işlemiş kadın failleri kapsayan bir araştırmaya imza atan Öğünç, şiddet suçlarında erkek ve kadın failler arasında kişilik özellikleri ve suç motivasyonları açısından önemli farklar bulunduğunun altını çiziyor. Bakırköy Kadın ve Çocuk Ceza ve Tutukevi’nde bir yıl boyunca haftada iki gün geçiren ve cinayet işleyen, yaşları 16- 52 arasında 45 kadın mahkumla konuşan Öğünç, “kötü muamele gören ya da dayak yiyen kadınlarda, aniden şiddetli bir tepki sonucu cinayetin ortaya çıktığı ve önceden planlanmış bir nitelik taşımadığını” vurguluyor. Öğünç’ün araştırmasına katılan kadınların yüzde 42,2’si suçu işlemeye bir anda karar verdiğini, yüzde 35.6’sıysa kaza sonucu suç işlediğini söylüyor. Dr. Nazan Öğünç, her iki gruptakilerin de çoğunlukla şiddetli tartışma sırasında “bir anda” suç işlediklerini vurguluyor. Önceden karar verip planlayarak yakınını öldüren kadınların oranıysa yüzde 6,7. Ama burada çok önemli başka tahrik unsuruna dikkat çekiyor: Ensest!
Öğünç’ün tespitlerinden birisi de kurbanların hepsinin, faillerin tanıdığı insanlar olması. Genellikle de aile üyeleri, sıklıkla kocaları ya da partnerleri.
Suç mahali yüzde 64,4 oranında kadının yaşadığı mekân, kalan kısım ise bu mekâna yakın alanlar. Yani kadınların, faili erkek olan olaylarda rastlanılan, tarafların birbirini hiç tanımadığı sadece bir anda parlayan bir tartışma neticesinde failin çevresinden uzak alanlarda işlenen cinayet öyküleri yok. Öğünç, “Kadınların işlediği cinayetlerde, öldürücü bir silah ya da fiziksel güç kullanarak ilk saldıran, kurbanın kendisi” diyor... Araştırma, cinayet işleyen kadınların büyük şehirlerde yaşadıklarını ortaya koyuyor. Kadınların yüzde 88,9’u ilkokul mezunu ya da alt eğitim düzeyinde. Öğünç, “Sadece beşi lise mezunuydu. Onlardan biri de ensest sebebiyle babasını öldürmüştü” diyor.

Cinayet işleyen kadınların eğitim seviyeleri düşük

Psikolog Dr. Nazan Öğünç’ün alanında Türkiye’de ilk ve tek olan cinayet işleyen kadınlarla ilgili çalışmasının ortaya çıkardığı tablo şöyle:
* Kadın cinayetlerinde cinayet sebebini çoğunlukla aile içi şiddet ve tartışmalar oluşturuyor.
* Kurbanlar, çoğunlukla eş ya da partnerler oluyor, rastgele insan öldüren kadınların sayısı çok küçük bir grup.
* Tasarlanmış sadece bir cinayet var. O da yıllardır süregelen bir ensest vakası sonucu işlenmiş.
* Kadınlar çoğunlukla kesici ya da delici aletle cinayet işliyor. Ateşli silahlar ikinci sırada yer alıyor. (Erkeklerde ise ateşli silah kullanımı ilk sırada)
* Cinayet işleyen kadınlar arasında eğitimli olanlar yok denecek kadar az. Yüzde 88.9’u ilkokul düzeyinde eğitim görmüş ya da hiç okula gitmemiş.
* Cinayet işleyen kadınların yaş grubu 16-52 arasında geniş bir yelpazede kümeleniyor.
* Kadınların çoğu kocasını öldürdüğü için dul.
* Bir kısmı cinayeti inkar ederken, bazıları yaptıkları şeyden pişman; olayın şokunu atlatamadan suçunu kabul edip kendini korumak için yapmak zorunda olduğunu söylemiş. Kazayla olduğunu söyleyenler de var.
* Cinayet işleyen kadınların hiçbirinin geçmişinde adam öldürme yok. Bazılarının soy geçmişinde bu suça rastlanmış.
* Cinayet işlemiş yabancı kadınların Türklerden farklı, onların cinayeti işlerken alkol ya da uyuşturucu madde kullanmış olması.

Katillerin yüzde 90’ı erkek ve bekar

Psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul, bir insana “seri katil” denebilmesi için herhangi bir ruhsal hastalığının bulunmaması, en az 3 cinayet işlemesi ve çoğunlukla öldürdüğü insanları daha önceden tanımamış olması gerektiğininin altını çiziyor. Seri katillerin ruhsal hastalıkları olmasa da çoğunlukla kişi olarak problemli insanlar olduklarını vurgulayan Yurdakul, “Aile yapıları incelendiğinde çok büyük oranda şiddete maruz kaldıkları, kimi zaman cinsel istismara uğradıkları gözleniyor. Gençliklerinde de karşı cinsle sağlıklı ilişkiler kuramayan, çoğunlukla yalnız, cinsel ilişkilerde başarısız insanlar olarak karşımıza çıkıyor. Öğrenim hayatlarında da çok başarılı kişiler olmadıkları için, hem düşük sosyoekonomik duruma sahipler, hem de çok fazla topluluklara girmedikleri için çok fazla dostu, yakını olan kişiler değiller” diyor. Yurdakul seri katillerin yüzde 90’ınından fazlasının erkek ve bekar olduğunu da vurguluyor.

DİĞER YENİ YAZILAR