RTÜK’ün (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) yayın kuruluşlarına verdiği cezaların başta gelen gerekçelerinden en sık duyulanıdır: Toplumun milli, manevi değerlerine ve Türk aile yapısına aykırılık...
Sadece diziler, filmler değil, bazen şov programları, yarışmalar, haber programları, hatta haber bültenleri bile bu maddeyi ihlal nedeniyle ceza alır...
Ama bu kez durum farklı...
Çünkü bu sefer “ahlaka aykırı” bulunan, Halit Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu eserinden uyarlanan dizi...
Kitabın da, haliyle senaryosu kitaptan uyarlanan dizinin de ana konusu “Yasak aşk”...
Durum böyle olunca ister istemez insanın aklına şu soru geliyor:
“Yasak aşkın ahlaka uygunu olur mu?”
RTÜK’ün tavrına bakılırsa “olmalı...” Aslında bu, dizinin aldığı ilk ceza değil. RTÜK daha önce de dizinin kahramanları Bihter ile Behlül’ün öpüşme sahnelerini “çok ateşli” bularak, uyarı cezası uygulamıştı...
Bu ceza sonrasında, “Üst Kurul, öpüşmenin şiddetini acaba nasıl belirliyor?” gibi espriler yapılırken, konu, ülkenin yoğun gündemi arasında kaynayıp gitti.
Ama RTÜK, bununla kalmayıp, “ihaneti onayladığı” gerekçesiyle diziye ikinci kez ceza verince, konu gündeme taşındı...
“Behlül’ün hem amcasına hem de sevgilisine ihanet etmesini ve Bihter’in eşini aldatmasını toplumun milli ve manevi değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı” bulan RTÜK ceza gerekçesini şöyle açıkladı:
“Bihter kocasını, Behlül ise hem amcasını hem sevdiği kadını aldatıyor... Bu rolleri üstlenen sanatçılar halk tarafından sevildiğinden, ihanet toplum tarafından onaylanır hale geliyor.... Bu durum toplumu zedeler...”
Sanata yapılan engizisyon yürekleri acıtıyor
112 yıl önce, Osmanlı döneminde yayımlandığında da, Cumhuriyetin ilanından sonra kitap olarak basıldığında da, tek kanallı dönemde TRT’de siyah beyaz dizi olarak yayımlandığında da, Devlet Tiyatrosu, Devlet Opera ve Balesi tarafından “kapalı gişe” sahnelendiğinde de, “ahlaka aykırılığı” konuşulmayan Aşk-ı Memnu... 2010 yılında toplum ahlakı, aile yapısına “en büyük tehdit” oluyor...
Buna da 3’ü profesör, 2’si doktor, çoğunluğu AK Parti, bazıları CHP ve MHP kontenjanından seçilerek, orada görevlendirilmiş üyeler karar veriyor.
Aralarındaki yalnızca tek kadın ile bir erkek üye bu karara karşı çıkıyor...
Ama 2 üyenin itirazı sonucu değiştirmiyor...
Behlül ile Bihter, dolayısıyla Halit Ziya’nın klasikler arasına girmiş eseri Aşk-ı Memnu, “Türk toplumuna karşı asimetrik psikolojik harekat yürütmekten” suçlu bulunuyor...
Halid Ziya Uşaklıgil’in kemikleri sızlıyor mudur bilinmez ama Doğan Hızlan’ın da dediği gibi “edebiyata, sanata yapılan engizisyon” yürekleri acıtıyor...
Geçtiğimiz hafta köşelerinde bu konuyu ele alan yazarların yazılarından bazı bölümler
Tufan Türenç Hürriyet: Aşk-ı Memnu ve RTÜK kafası...
Halit Ziya’nın 111 yıldır Türk toplumunun gündemini dolduran romanı ilk kez 2010 Türkiye’sinde RTÜK kafası tarafından ahlaka aykırı bulunarak cezalandırıldı.
Yasak aşkın romanı 111 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nda yayınlandığı zaman bile ahlaka aykırı diye bir yaptırıma uğramadı. Daha sonra Cumhuriyet’in ilk yıllarında yayınlandığı zaman da böyle bir sorunla karşılaşılmadı. 1975’te dizi yapıldı.
Hem de TRT’de, ama yine ahlak mahlak diye cezalandırılmadı.
Tiyatrosu, operası yapıldı, en ufak bir sorun çıkmadı. Ama 2010’da dizi toplum ahlakını olumsuz etkilediği gerekçesiyle RTÜK’ten ikinci kez ceza yedi.
RTÜK yöneticilerine anımsatmak istiyorum.
Arkadaşlar, Aşk-ı Memnu romandır, filmdir. Lütfen olaya bu gözle bakınız. Cezalandırma kararı alırken acaba bu mantık anlayışınızın Türkiye’yi nereye götüreceğini hiç düşündünüz mü?
Engin Ardıç Sabah: Oh olsun!
Gene ceza kesilmiş... Daha önce Bihter’le Behlül’ün uzun uzun öpüşmesine ceza veren RTÜK, bu sefer de tutmuş, Bihter’in Adnan Bey’i Behlül’le aldatmasına “ilke olarak” bozulmuş...
İyi olmuş. Çek sevindim.
Hem RTÜK denilen kurumun ne olduğunu göstermesi açısından, hem de “paragöz dizicilerin” canını yaktığı için! Dünyanın her ülkesinde o ülkenin edebiyat klasiklerinden diziler yapılır, ama hiçbirinde, bizde olduğu gibi eserin içine edilmez. Uçağa binen, cep telefonuyla konuşan ve Lizzie Bennett’le de kamera önünde çılgınlar gibi sevişen bir Mr. Darcy düşünebilir misiniz? Bizde Behlül hepsini yapıyor maşallah.
Peki, Emma Bovary kocası Doktor Charles’ı önce Rodolphe, sonra Leon adında bir çocukla aldattığı için bunun dizisine ceza kesen bir “Fransız RTÜK’ü” akla gelebilir mi?
Yılmaz Özdil - Hürriyet Aşk-ı Memnu
Seyretmişsinizdir...
Meclis TV’den yayınlandı.
Naklen.
Tutanaklar şöyle...
Bihter: Kes sesini be!
Behlül: Şerefsizsin!
Beşir: İftira atan şerefsizdir!
Behlül: Yüz karasısın sen!
Beşir: Gel ulan, gel!
(Yumruklaşmalar)
Matmazel: Benim odamı bastılar...
Meclis TV’den yayınlanan bu dizi, RTÜK tarafından Türk toplumunun manevi değerlerine aykırı bulundu.
Fezleke yazılıp Halid Ziya Uşaklıgil’in dokunulmazlığının kaldırılmasına... Adnan Bey’e zararının tazmini için, Peyker’le berdel yapılmasına... Behlül’le Bihter’i gizli gizli kameraya alan Beşir’in, Beşir Atalay tarafından Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na getirilmesine karar verildi.
Reha Muhtar - Vatan Bihter’in yasaklanan aşkı...
Mesele sadece Kürt açılımının konuşulması değil... Mesele sadece Alevi kültürüne yönelik yayın yapan televizyon kanalının kurulması da değil...
Mesele ülkede derin operasyonlar yapan, kirli oyunlarla insanları öldüren, faili meçhuller yaratan, aydınları, gazetecileri bir toplum mühendisliğinin parçası olarak katleden planların çıkarılması için haberler yapmak da değil sadece... Çünkü bunların hepsini yapar, ama Aşk-ı Memnu’yu yasaklarsanız, siz sadece kendi istediğiniz toplumsal mühendisliğinize uygun projeleri konuşturup, diğerlerine yaşam hakkı vermeyen bir karşıt olmanın ötesine gidemezsiniz...
Doğan Hızlan Hürriyet: Şaşırtıcı bir uyarı
Ben başkaları adına fetva verenlerin, çağın gerisinde kaldıkları kanısındayım.
İhanet sözcüğü sık kullanıldığı anda, havı dökülür. Kötü örnek sadece aşk ilişkileri açısından mı değerlendirilir? Memati’lerin kol gezdiği bir ülkede, Halit Ziya Uşaklıgil’i olumsuz biçimde eleştirmek edebiyata saygısızlığın da kötü bir örneği olarak özgürlük ve edebiyat tarihine geçecektir.
OSCAR WILDE’ın bir sözünü belleğinize kaydedin.
Müstehcen eser diye bir şey yoktur, kötü eserler vardır, diyor.
Ayrıca roman kahramanları üzerinden ahlak hocalığı yapmak, aklın alacağı bir yol değil.
Peki böyle olaylar hayatın içinde yok mu, aşk ihanetlerine ilk kez Halit Ziya Uşaklıgil’in romanında mı rastladınız? Hatta romanda da rastlamadınız da, dizinin 2010 yılında yayınlanan bölümlerinde mi rastladınız? Evet derseniz sevimsiz bir yalancı olursunuz.
O zaman ne magazin haberlerini izliyorsunuz, ne magazin programlarını. Ne de insan doğasından haberdarsınız. İnsan tutkuları, coşkuları, bütün kuramları, bütün kuralları, bütün ilkeleri ezip geçer.
Bu edebiyat ve sanat engizisyonu devam edebilir.
Oranın kütüphanesine birkaç tane edebiyat sözlüğü alsınlar. Personelin gideceği edebiyat kursları açsınlar. İşleri kolaylaşır.
Bihter ile Behlül ne yapma(ma)lı?
Aşk-ı Memnu yazıldıktan 112 yıl sonra "ahlak tartışması"nın odağı oldu
Haberin Devamı

