Bugün Cuma…
Pek çok insan, ne başkanlık sistemi tartışmalarıyla, ne Yılmaz Erdoğan’la ve ona edilen küfürlerle, ne haftasonu havanın nasıl olacağıyla, ne Genelkurmay Başkanı’nınAmerika gezisiyle, ne de kendi evinin içindeki önemli önemsiz herhangi birşeyle ilgileniyor.
Varsa yoksa yarınki şampiyonluk maçı… Fenerbahçe’nin sahasındaki son maça kalan şampiyonluk maçı…
Fenerbahçe Galatasaray derbisi.
Yarın akşam, hakemin son düdüğüyle birlikte havaifişekler, maytaplar, kırmızı dumanlar, silahlar, araba kornaları, çığlıklar, bağırışlar, şarkılar, türküler, davullar, gözyaşları, kavgalar hayatımıza karışacak…
Kalabalıklar caddeleri saracak…Ortak bir sevincin coşkusu tüm ülkede patlayacak…
Televizyonlar golleri defalarca gösterecek…
Bazılarımız çok üzgün, bazılarımız nefessiz kalacak kadar mutlu olacak…
Bu hikayeye bakarsak futbol için harika bir gece yaşanacak yarın akşam.
Ama gerçekten öyle mi acaba?
İçiniz gerçekten sadece heyecanla mı dolu?
Futbolun bu ülkede temiz olduğuna inanıyor musunuz?
Hiç kuşku duymuyor musunuz?
Endişeniz hiç mi yok?
Taraftar olma mutluluğu, diğer takımın düşmanı olma duygusu taşımasa ve siz buna bayılmasanız, sadece futbolu sevmenin keyfi var mı bu ülkede?
Yok, değil mi?
En azından benim için yok.
Umarım harika bir maç olur ve umarım sahada iyi olan kazanır.
Ama futbolun hakettiği güzellikte bir akşam olmayacak yarın akşam…
Karanlıkların gölgesinde, kuşku yüklü bir başarıyla füzelenen toplumun çok da gerçekçi olmayan yapay sevinci olacak en fazla…
Gerçeği değil coşkuyu isteyenlerin gecesi olacak.
İnternette haberlere bakarken, UEFA Avrupa Ligi finalinde kupayı alan A.Madrid’li ArdaTuran’ın, maçtan sonra, NTV Spora bağlanıp “Bunun bir tarifi yok. Söylenecek birşey yok, çok mutluyum. Mehmet Ağar şu anda içeride. Burada olmasını isterdim.Yanlış anlaşılmasın siyasi olarak demiyorum ama kendisini çok severim“ dediğini okudum.
Mehmet Ağar, ArdaTuran ilişkisi beni düşündürdü.
Futbolcuların çoğunluğu toplumsal gerçeklerle pek ilgilenmez.
Hem gerçekten merakları yoktur, hem de “bizi ilgilendirmez”diye düşünürler.
Ülkelerinde yaşanan gerçekler, onların dünyalarında gerçekten olmuyormuş gibidir…
Bazen onların bu ‘sorunsuz’ dünyalarına özenirim doğrusu…
Ama şaşırırım da her zaman…
Çünkü tüm bu ülke gerçekleriyle ilgisizliklerine zıt bir arkadaş çevreleri vardır.
Bazılarının mafia liderleriyle çekilmiş fotoğraflarını basında gördüğümü hatırlıyorum.
Böyle bir ilişki onları yadırgatmaz.
Çünkü onlar, kulüp yöneticilerinin, “büyüklerinin” de bu insanlarla ilşkiler kurduğunu görmüş, bunun doğal olduğuna inanmışlardır.
Eski Galatasaraylı ArdaTuran’ın övdüğü Ağar’ı birkaç gün önce de Galatasaray’ın eski başkanı hapishanede ziyaret etmişti.
Bu ülkede, hadi her takımın demeyelim ama hemen hemen her takımın “suç dünyasıyla” bir ilişkisi var.
Böyle bir ilişki toplumda nasıl “doğal” karşalanabiliyor anlamak çok zor doğrusu…
Siyasi iktidarın ve Futbol Federasyonu’nun el birliğiyle üstünü örtmeye çalıştığı şike soruşturmaları, özellikle bu ilişkileri bitirecekti güya.
İzin vermediler.
Şikenin ve suçun yolunu açtılar.
Bu gerçekleri bilerek yarınki maçta heyecan duymak mümkün mü?
Bataklığa gömülürken kahkaha atmaya benziyor bu sevinçli heyecan.
Kim kazanacak bilmiyorum, doğrusu umurumda da değil.
Kim kazanırsa kazansın futbol ve futbolseverler kaybetti çünkü.
Üstelik de buna kılımız bile kıpırdamadı…

