Dindarlar milliyetçilik hastalığından kurtuluyor mu?

Haberin Devamı

Son günlerde neredeyse çok sık Fetullah Gülen cemaati ve Kürtlerle ilgili yazılar ve röportajlar okuyoruz...

Gülen’den ve cemaatinden yeni bir ses geliyor sanki.

Ben de Hasan Cemal’in son kitabı ‘Barışa Emanet Olun’u okuyorum bir taraftan da...

Murat Karayılan bunları Hasan Cemal’le yaptığı röportajda söylemişti: “KCK operasyonları bir proje olarak Gülen cemaatinin polis ve yargıdaki uzantıları tarafından hükümete sunuldu, hükümet de bunu uyguladı. Gülen cemaatinin devlet içindeki bu uzantılarına yeşil Ergenekon denebilir. Ama şu sıralar bize gelen bir istihbarata göre, `yeşil Ergenekon` yerine, adı Ötüken olan yeni bir örgütlenme sahnede görülebilir yakında.”

Hasan Cemal`e göre ise Karayılan’ın bu sözleri PKK’nın Gülen cemaatinden rahatsızlığının bir göstergesi.

Nedeni ise, Fethullahçıların Ak Parti ile birlik olup PKK’nın altını oymaya çalışıyor olması.

Kürtlerin Kandil’deki liderlerinin inancı bu...

Ama bu ilişkiyi merak edip takip etmeye başladığınızda, Fetullah Gülen’in özellikle son zamanlarda Kürtlere karşı böyle bir his taşımadığı izlenimine kapılıyorsunuz...

Hatta Kürtlerin hakları için mektuplar yazıyor, demeçler veriyor...

Son dönemde şiddetin daha fazla şiddet üretmemesi için Fethullah Gülen ve Gülen Hareketi’nin önemli isimlerinden Cemal Uşşak peşpeşe açıklamalar yapıyor...

Sabah Gazetesinde Mahmut Övür’de okudum dün, Fethullah Gülen hergul.org sitesine röportaj vermiş.

Mahmut Övür röportajdan alıntı yaparken şöyle yazmış, “söyleşideki şu sözleri sadece dindarları değil, karar vericileri de düşünmeye sevk edecek nitelikte:

‘Bugüne kadar pek çok fırsat kaçırılmıştır ama bu her şey bitmiş demek değildir. Belki bir kısım mütemerridleri kuvvetle sindirme ve baskı altına alma da düşünülebilir; fakat, esas o toplumun ruhuna girme yolları açılmalı, kardeşlik ruhu yeniden canlandırılmalı.’”

Hergul.org’a girip ben de röportajı okudum...

Fetullah Gülen diyor ki “Kendine mümin diyen kişiler farklı dillerin ve kimliklerin özgürlüğünü kabul etmeli ve bu özgürlüğün temini için elinden geleni yapmalıdır. Dindarlar bu sorumluluğu yerine getiremediler. Genelde milliyetçiler ve biz dindarlar, ‘Çin zulmü altında’ anadillerini konuşmaktan men edilen Türkistanlı ırktaşlarımızın veya Bulgaristan’da Türkçe isim alamayan kardeşlerimizin derdine yandık. Onlar için ağıtlar düzdük ama burnumuzun dibindeki Kürtlerin anadillerini konuşamamasının ıstırabını hissetmedik.”

Devam ediyor...

“Hazreti Bediüzzaman ta Meşrutiyet yıllarında Medresetü’z-Zehra adıyla Van’da bir üniversite kurulmasını teklif ederken orada Arapçanın farz, Türkçenin vacip ve Kürtçenin caiz gibi kabul edilerek hepsinin beraberce okutulması gerektiğini söylemiştir. Neden okullarda Kürtçenin de öğretilmesine fırsat verilmedi? Yurtdışındaki okullarımızda, hatta Amerika’da bile Türkçe seçmeli ders olarak okutuluyor ve kimse buna mani olmuyor. Büyük devlet olmanın hususiyeti budur.”

Gülen, hem kendisi, hem cemaati adına ciddi bir özeleştiri yaparken dindarlardaki milliyetçi tepkilerden yakınıp “kimliklerin özgürlüğü” için çalışmalarını tavsiye ediyor.

Gülen cemaatinden epeyce insanın da paylaştığı dindar kesimdeki “milliyetçilik” eğiliminin böylesine açık biçimde ve Gülen tarafından eleştirilmesi belki de dindar kesimdeki ciddi bir değişimin ilk büyük işareti.

Dindarların içindeki o gizli milliyetçilik yerini “eşitlik ve özgürlük” isteyen bir anlayışa bırakırsa herhalde Türkiye’de birçok sorunla birlikte Kürt sorununun da çözümü kolaylaşır.

Gülen gibi etkili birinin bu sözleri söylemesi umarım olumlu bir değişimin işaretidir.

Ben bu konularda uzman değilim ama okuduklarımdan edindiğim izlenimle şunu da söylemek istiyorum, Gülen’in bu yolda diğer dindarlardan önce kendi cemaatindeki birçok ismi de ikna etmesi gerekecek.

Çünkü Gülen cemaatinin üyesi ya da sempatizanı birçok ismin yazdıklarına bakıldığında, onların “milliyetçilikten” henüz arınamadıkları açıkça görülüyor.

Dilerim Gülen’in açtığı yolda yürüyen dindarlar çoğalır ve bu ülkenin dindarları milliyetçilik hastalığından kurtulur.

DİĞER YENİ YAZILAR