Yaşadığımız şiddete karşı; muhteşem bir şarkının öyküsü...

İtiraf ediyorum...

Sting’in unutulmaz parçası Fragile’ı; Sting’in sesinden bugüne kadar boşuna dinlediğimi fark ediyorum...

Sting gibi kısık ve cool bir sesin sahibi bir yorumcunun “kendi yaptığı besteyi”, kendisinden daha iyi seslendirebilecek bir adam olduğunu düşünmüyordum hiç...

***

Stevie Wonder’ı, Sting’in yanında, tek başına Fragile’ı seslendirdiği konseri izleyene kadar...

Parçayla, Stevie Wonder’la ilgili tüm görüşlerimin tuzla buz olduğunu o anda fark ediyorum...

***

Stevie Wonder; Sting’ı enstrümantal vokalinde yorumladığı Fragile şarkısını dinlerken ve mızıkasını kullanırken kendimi bir tuhaf hissediyorum...

Çok az parça beni; bu yorumdaki kadar derinden etkiliyor...

***

Parça mükemmel bir parça...

Parçanın bestecisi ve yorumcusu dünya çapında bir sanatçı Sting...

Ne ki; Stevie Wonder parçayı söylerken, Fragile’ın sanki Stevie Wonder için bestelendiğini fark ediyorum...

O derece muhteşem bir yorum...

Bundan böyle elimden geldiğince Fragile’ı bu muhteşem siyahi ama sanatçıdan dinlemeye karar veriyorum...

Yaşadığımız şiddete karşı; muhteşem bir şarkının öyküsü...

‘ŞİDDETİN ASLA KAZANDIRMAYACAĞINI PERÇİNLEMEK İÇİN BU SON SAHNE...’

Fragile Türkçe’de “kırılgan, kolay kırılabilir, narin” anlamına geliyor...

Ancak “şiddete karşı evrensel” bir parça olan Fragile parçasında; fragile sözcüğünü Sting, kırılgan olmaktan çok “güçsüz” anlamında kullanıyor...

***

“Bir ömür boyu süren bu kargaşada

Şiddetin hiçbir şey kazandırmadığı

ve asla kazandırmayacağını

Anlamamızı perçinlemek içindir bu son sahne...

Öfkeli bir yıldızın altında doğan biz insanlar

Ne denli kırılgan (güçsüz) olduğumuzu unutmayalım diye...”

‘YAĞMUR HEP BİZE NE KADAR KIRILGAN VE GÜÇSÜZ OLDUĞUMUZU ANLATACAK’

Parçanın devamında Sting’in yazdığı o muhteşem nakaratın sözleri gelir;

***

“On and on

The rain will fall

Like tears from a star...

(Yağmur bir yıldızdan akan gözyaşları gibi hep yağacak...)

***

On and on

The rain will say...

How fragile we are...

How fragile we are...

(Yağmur hep anlatacak...

Ne kadar güçsüz olduğumuzu...

Ne kadar kırılgan olduğumuzu...)

***

Yüzlerce kez dinlediğim parçayı, son günlerde bu kez Stevie Wonder’ın sesinden ve mızıkasından dinliyorum...

İnsanın “yıldızlar altında, evren karşısındaki güçsüzlüğünü, kırılganlığını, birbirine karşı kullandığı şiddeti” bu kadar iyi anlatabilen, bir sanat eserini yazmış olmanın, söylemiş olmanın verdiği hazzı düşünüyorum... İzlerken ve dinlerken aldığım haz, öylesine muhteşem izler bırakıyor ki yüreğimde, parçayı sabahın erken saatlerinde defalarca dinledikten sonra güne bir başka başladığımı hissediyorum...

Yaşadığımız şiddete karşı; muhteşem bir şarkının öyküsü...

15 YAŞIMDAN BERİ...

Bir süredir farkındayım ki;

Türkiye’nin; şiddeti çağıran, şiddeti kutsayan, şiddeti çözüm aracı olarak gören, kavga ve kargaşa ortamı, 14 yaşımı bitirip 15 yaşıma girdiğim günlerden beri beni etkisi altına alıyor...

***

Hayır...

Hayatım boyunca şiddete hiç bulaşmıyorum...

Şiddetin hiçbir türünün içinde hiçbir şekilde yer almıyorum...

15 yaşımdan beri “şiddetin her türüne karşı çıkmaya” çalışıyorum...

Ne ki bu tutumum beni tatmin etmiyor...

Çünkü esas mesele; şiddet ortamının siyasi hırgüründe; şiddete karşı lafazanlık etmek, laf yetiştirmek, şiddetin ne kadar kötü bir şey olduğunu papağan gibi tekrarlayıp, bitmek bilmeyen demagojik tartışmaların içinde, kendini kaybetmek değil; bunu fark ediyorum...

***

Ben şiddetin hırgürü içinde, ona laf yetiştireceğim derken “şarkılarımı kaybetmişim” bunu görüyorum...

Son aylarda yeniden şarkılarımı dinlemeye, şarkıları söylemeye, nakaratları ruhumda ve tüm benliğimde hissetmeye başlıyorum...

***

Ömrümün kırk yılı boyunca; beynimi, kalbimi, ruhumu esir alan “Bu coğrafyanın şiddeti çağıran hesaplaşma, vuruşma, kırıp dökme ve kalleşçe katletme” kültürünü toptan reddetmenin, evrensel şarkılara sığınmaktan, evrensel şarkılar yaratmaktan, evrensel şarkıları söylemekten, yeniden yaratılacak evrensel sinemadan, romandan, öyküden, şiirden geçtiğini fark ediyorum...

FRAGILE...

Toplumlar bir sarmalın içine girince, hayatı okuyamaz hale geliyorlar...

Türkiye 30 bin insanını kaybediyor bu uğursuz şiddetin dehlizinde...

***

Şimdi yine uğursuz planlar yürürlüğe konsun; yine birileri pozisyon kazansın, istedikleri zemin oluşsun, işleri görülsün diye, insanların ölmesi için düğmeye basılıyor...

***

Bir toplum;

Kendi hayatına;

Çocuklarının yaşamına...

İstikbaline...

Kendisinin, ailesinin, yakınlarının, dostlarının sevdiklerinin, ülkesinin ve milletinin barış ve huzuruna

Kastedenlerin;

Kim olduklarını?..

Ne yaptıklarını?..

Neyi amaçladıklarını?..

Niçin insanların canını acımasızca aldıklarını bilmek durumundadır...

Bunları bilmek; en azından geleceği kurtarmak demek...

***

“Bir ömür boyu süren bu kargaşada;

Şiddetin hiçbir şey kazandırmadığını

Ve asla kazandırmayacağını

Anlamamızı perçinlemek içindir bu son sahne...

***

Yağmur bir yıldızdan akan gözyaşlarıymışcasına...

Hep yağacak, hep yağacak...

Ne kadar güçsüz olduğumuzu anlatmak istercesine...”

DİĞER YENİ YAZILAR