Şu sıralar kimi görsem bu cümleyi duyuyorum. Herkes aşka aç, aşk arıyor. Ama ben aşk arayan insanlardan bahsetmeyeceğim size. Show TV’nin Acil Servis dizisinin iki bölüm izledikten sonra bir anda yayınına ara verildi. Ben diziyi çok beğenmiştim, defalarca da yazdım. Ancak düşük reyting alınca kanal ve yapımcı format ve isim değişikliğine gitti. ER dizisinden uyarlanan hastane dizisi Acil Servis gitti, yerine Acil Aşk Aranıyor isimli bir romantik komedi geldi. Bu akşam ilk kez görücüye çıkacak. Üstelik dizinin başrol kızı da Duygu Yetiş oldu. Diziye Rojda Demirer de katıldı. Seda Akman ve Nur Erkul yeni formatta olmamayı seçmiş olacak ki, yeni gelen oyuncu kadrosunda isimleri yok. Dizinin konusu da haliyle değişti. Bu kez Sinan ve Nisan arasındaki aşkı izleyeceğiz. Genç ve yeni yetme bir doktor olan Nisan için, hem yeni bir eve taşınacağı hem de işe başlayacağı gün gelip çatmıştır. Nisan sakar biridir. İlk günden evinin önünde küçük bir kaza yapar. Hemen ardından yeni komşusu Sinan’la bir tartışma yaşar. İşe başlamak üzere hastaneye gidince daha da büyük bir problemle karşı karşıya kalır. Komşusu Sinan, aynı zaman birlikte çalışacağı iş arkadaşıdır, daha da kötüsü Nisan Sinan’ı asiste edecektir. İkili arasındaki gerginlik giderek büyür ve tatlı sert bir çekişmeye dönüşür. İzleyici yeni diziyi nasıl karşılayacak? Bu formülü daha önce Saklı Kalan dizisi uyguladı ama sonuç başarısızdı. Bakalım, aynı mekân, aynı isimler ama farklı hikâye ve yeni dizi adını bu kez seyirci satın alacak mı?
Star TV’nin yeni sezon için Emrah’la anlaştığını zaten hepimiz biliyoruz. Uzun süredir tanıtımlarda yer alıyor. Ancak nasıl bir projeyle ekrana geri döneceğini bilmiyorduk. Önceki gün Gold Film’in sahibi Faruk Turgut’la bir araya geldik. Diziyi onun yapacağını öğrendim. Efendim, Emrah’ın başrolünü oynayacağı dizi Milas’ta çekilecek. Yıllar önce Milas’ta yaşayan bir çocuğun acı bir sebeple ayrılmasını ve kaymakam olarak Milas’a dönüp sırları açığa çıkarmasını konu ediniyor dizi. Dizinin senaryosunu Onur Uğraş kaleme alıyor.Demet Özdemir diziye başlıyorHazır Turgut’la bir araya gelmişken yeni sezon projelerini de sordum. Öncelikle Güzel Köylü dışında bir yaz dizisi daha yapıyor Gold Film. Kod adı Çilek Kokusu… Senaryosunu Aslı Zengin kaleme alıyor. Pastane çalışan ve tek hayali pastacı olmak olan bir kızın ülkenin şımarık ve zengin playboylarından biriyle yaşadığı aşk-nefret ilişkisini konu ediniyor dizi. Başrolünde Demet Özdemir yer alacağı dizinin kanalı yakında belli olacak. Oyuncu seçimleri devam ediyor.Ayça Bingöl’le görüşülüyorEylül ayında Kanal D için yeni bir proje hazırlığında Faruk Turgut. Hem Adana’da, hem de İstanbul’da iki ailesi olan bir adamın çocukları arasında yaşanan savaşı konu ediniyor dizi. Aslında biraz Karagül’ün ilk bölümüne benziyor ama ters motivasyon işliyor. Kadın Adana’ya döneceğine, Adana’daki aile İstanbul’a taşınıyor. İstanbullu sosyetik bir kadınla, Anadolulu mütevazi bir kadın ve çocukları karşı karşıya geliyor. Proje için Ayça Bingöl ile görüşülüyor.
Başrollerini Mehmet Aslantuğ, Hande Doğandemir, Sezin Akbaşoğulları, Seçkin Özdemir, Sarp Akkaya, Barış Arduç ve Tomris İncer’in paylaştığı “Racon-Ailem İçin” salı akşamı ilk bölümüyle ekrana geldi. TMC Film’in yapımını, Alican Yaraş ve Özge Efendioğlu’nun senaryosunu, Mehmet Ada Öztekin’in yönetmenliğini üstlendiği dizi Kenan Korhan’ın hapishaneden çıkışıyla başladı. Tam 16 dakika hapishane, araba, holding ve ardından bir bankta geçen erkek muhabbetinden sonra Yağmur ve babaanneyi sadece gördük. Ardından tekrar hastane bloğuna bağlandık. Dizi ilk 25 dakikasını kasvete kurduktan sonra Azra motor kullanırken çıktı Bağdat Caddesi’nde karşımıza… Sonra da toplantıya geçti. Azra mimar ve deli dolu bir kız. Zaten onun gelişiyle dizi hareketlendi. Ama az sonra onun aslında Yağmur olduğunu ve babası karanlık işler yaptığı için evden gidip adını değiştirdiğini öğrendik. Tıpkı Poyraz Karayel’deki Ayşegül gibi… O da babasının karanlık dünyasına rest çekip adını değiştirerek doktor olmuştu. Yağmur mimar Azra olmuş. Adnan babasının yanında ama onu pek dinlemeyen bir karakter. Olgunlaşmamış ve yeni düzende kendisinin olması gerektiğine, babasının eskidiğine inanıyor. Ne tesadüf o da Poyraz Karayel’in Sadrettin’i ni hatırlatıyor bana.Yaşayan bir mahalle görseydikKenan Korhan farklı bir baba, daha doğrusu o ağabeyliği seçmiş. Kızına fazla düşkün. Adaleti sağlarken vicdanını başrole koymuş. Recep Kenan’ı bitirmeye yeminli. O da Poyraz Karayel’in Zafer’i gibi… Bir diziyi başka bir diziye kırdırmak derdinde değilim. Lütfen yanlış anlaşılmasın ama bu yazdığım karakterlerin dönüşümü ve motivasyonu ne yazık ki, Poyraz Karayel’i hatırlatıyor. Yönetmenin kurduğu atmosfer ise Karadayı’yı anımsatıyor. Bu iki dizinin karması gibi göründüğü için de fazla dağınık, akmayan bir ilk bölüm izledik Racon’da. Bazı sahneler şahaneydi ama daha sonra alakasız bir sahne karşıladı bizi. İşin treatmanı fazla sorunluydu. Diyaloglar bazen çok iyi, kim zaman anlaşılmazdı. Sözün özü, senaryonun iyi bir revizeye ihtiyacı var. Rejiye gelirsek, karanlık bir dünya anlattığının farkındayım ama bu kadar karanlık olmasına gerek yoktu. Çünkü Kenan Korhan karanlık dünyanın aydınlık adamı. Keşke o kontrastı bize verseydi. Açıkçası rejiyi en çok eleştirdiğim kısım Atmaca Deresi Mahallesi adına oldu. Kenan vurulduğunda herkes işi gücü bırakıp hastaneye geldi. Ama keşke önce bize mahalleyi gösterseydi, Kenan’ın oradaki ağırlığını görseydik. O adı her an anılan mahallenin yaşadığını görseydik.Deli dolu Azra olmuşGelelim oyunculuklara; Mehmet Aslantuğ’un Kenan Korhan olarak izledik. O olmuştu. Hande Doğandemir dizinin nefes aldığımız yanı oldu. Ondan çok deli bir Azra, babasının kızı bir Yağmur olmuş. Barış Arduç’la yani Tekin ve Yağmur arasındaki uyumu da sevdim. Onlardan güzel aşk olur. İlk bölümde adından en çok söz ettiren Sezin Akbaşoğulları. Gerçekten Sedef’i şahane oynamış. Tüm o neşeliliği, deliliği ve ablalığı bize çok net yansıtmış. Seçkin Özdemir’i Günahkar’dan sonra bu rolde daha iyi görmek isterdim. Tomris İncer zaten kraliçe. Ona bayılıyorum. Yine Nisa olarak muhteşemdi. Kısacası oyuncululara edecek çok sözüm yok. Ama hikâye bizi gerçekliğine fazla inanmadığmız, başka dizilere benzettiğimiz, kasvetli, yer yer sıkıcı, dağınık bir dünyaya sürükledi.Yanlış dönemde başladıNe yazık ki, reyting sonucu da bunu gösteriyor. Racon Ailem İçin, Tüm Kişiler’de 2.03 reytingle 28’inci, AB’de 2.46’yla 19’uncu ve ABC1’de 2.17’yle 22’nci oldu. Haftalardır yazıyorum. Survivor demek, yaz yaklaşıyor demek. Tatil planları başladı demek. O nedenle karanlık hikâyelerin prim yapmayacağı bir dönem demek. Racon Ailem İçin yanlış dönemde yayın hayatına başladı. Keşke projeyi eylüle kadar bekletip bu arada değişen senaryoyu toparlasalardı. Çünkü ortada iyi bir konu, iyi oyuncular, yapımcı ve yönetmen var. Ama tüm değişikliklere karşı, bir an önce yayına girelim durumu da ekrana yansımış. Umarım, ikinci bölümde daha özgün, dağınık olmayan bir iş izleriz.
Başrollerini Nurgül Yeşilçay, Erkan Petekkaya, Ebru Özkan, Nursel Köse, Civan Canova, Tolga Tekin, Alina Boz ve Leyla Tanlar’ın paylaştığı Paramparça, pazartesi akşamı 15’inci bölümüyle ekrana geldi. Her hafta heyecan dozu yükselen dizinin en sevdiğim özelliği her hafta seyircinin zihninde kurduğu kombinasyonlara cevap vermesi oldu. İlk bölümde “Benim çocuğum hastanede karışsa, ben olsam bunu öğrendiğimde ne yapardım” sorusunu sorduk. Ardından kafamızda bazı çözümler sunduk. İlki Hazal’ı zengin ailenin yanına göndermek oldu. Dizi bize bunu yaşattı. İkincisi Cansu’yu Gülseren’in sefil hayatına ışınlamak oldu. Dizi bize bunu da yaşattı. Dilara’nın annelik travmasını yaşarken olgun davranan Cihan’ın ortaya Özkan çıktığında ne hale girdiğini de gördük. Aslında hepimizin aklından geçen çözüm Cihan’ın Gülseren’e bir ev tutması ve Cansu’yla orada yaşamasıydı. Ama gel de, Gülseren’i buna ikna et! Haftalardır bunu kabul etmedi. Neredeyse herkesin son kombinasyonu buydu. Bu bölümde isyan etti Gülseren ve kabullendi. Aklımızdaki son çareyi de kullandı senaristler. Bu dizinin en can alıcı tarafı zaten bu. Seyircinin düşündüğünü yaşatması… Yani seyirciye kendisini akıllı hissettiriyor. Bundan sonra Özkan’ın yaptıklarını izleyeceğiz ve Gülseren’in metres diye adının çıkmasını… Bu da düşündüğümüz bir şeydi değil mi ey seyirci?Gözde Kansu’ya kocaman alkış!9 Ekim 2013’te bu köşede Veliaht yarışmasından ayrılmak zorunda kalan Gözde Kansu için “Production House açıklamasında Kansu’nun tavırları nedeniyle yayıncı kuruluş atv’nin sunucu değişikliği istediğini belirtmiş. Kusura bakmasınlar ama biz bunu yemedik. Estetik başka şey, zihniyet başka… Kansu, kıyafetinin dekoltesi nedeniyle bu tavra maruz kaldı. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, kanalın onayı olmadan o programı sunamazdı. Kanal beğenmeseydi o sunucuyla programı yayınlamazdı. Çekimler sırasında da müdahale ederlerdi. Ayrıca o programın yönetmeni yok mu? Tavırlarının nasıl olması gerektiğini anlatabilirdi. Çünkü Kansu oyuncu, sunucu değil… Hata yapabilirdi. Hiçbir şeye müdahale etmeyip, yayının ardından hem siyasi isimlerden gelen hem de sosyal medyada oluşan tepki sebebiyle bu kararın verildiği çok belli. Belki de gelen reyting sonucu nedeniyle reklam yapılıyordur. Ama bunu yaparken bir kadının hem meslek hayatına hem de kıyafet özgürlüğüne müdahale ediliyor. Buna hiç hakkınız yok. Gözde Kansu iyi oyuncudur, istediğini giyebilir. Bu sadece onu ilgilendirir, kimseyi değil…” diye yazmıştım. Aradan 1.5 sene geçti. Kansu bu arada Ankara’nın Dikmeni dizisiyle ses getirdi. Pazartesi akşamı ekrana gelen Ulan İstanbul’un 37’nci bölümünde de konuk oyuncu olarak düzenin gazetecisi Jülide’ye hayat verdi. Dizide beni en çok etkileyen sözü telefonda kendisine konuşan kişiye “Televizyondaki kadının dekoltesini fazla buldunuz” diyerek müdahale etmesi oldu. Bu rolü oynamak cesaret ister. O nedenle Gözde Kansu’ya kocaman alkış! Bir de finalinde bayılarak Ankara’nın Dikmeni’ndeki Tilbe’ye gönderme yaptı. Gözümden kaçmadı.
Bazı Filmler ve Endemol Türkiye’nin ortak yapımcılığını üstlendiği, Mesude Eraslan Tekin’in yönetmen koltuğuna oturduğu, Funda Alp’in proje tasarımını yaptığı Serçe Sarayı sonunda Perşembe akşamı görücüye çıktı. Songül Öden, Mert Fırat, Alican Yücesoy, Esra Dermancıoğlu, Selen Öztürk, Serkan Ercan, Erkan Bektaş, Gülen Karaman, Turgay Kantürk, Selen Domaç, Gürsu Gür ve Emir Çiçek’in rol aldığı dizinin senaryosunu Mustafa Mutlu, Arzu Daşdan Mutlu, Nuriye Bilici, Rodi Güven Yalçınkaya kaleme alıyor. Dizinin senaryosunu önceden okuma fırsatı bulmuştum ama sonra defalarca revize oldu. Okuduğumda da, izlediğimde de diziyi 1978 yapımı, Yavuz Turgul imzalı, Türkan Şoray, Bulut Aras ve Şener Şen’in rol aldığı Sultan filmine çok benzettim. Onu baştan söyleyeyim. Yani anlayacağınız Songül Öden’i Türkan Şoray’ın oyunculuğuna bakarak değerlendireceğiz. Gelelim dizinin detaylarına… Kocasını iki yıl önce kaybetmiş ve hâlâ onun yasını tutan, iki çocuğu, bir kız kardeşi olan Serçe’nin hayata isyanına şahit olduk önce. Daha sonra kocasının onu aldattığını öğrenince de hayata öfkesini kusmak isterken yine hata yapan Serçe’ye… Sonunda da karşısında duran herkese meydan okuyan ve tek başına ayakta kalma yemini eden Serçe vardı. Kısacası bir dul kadının yıkılmadan ayakta kalma mücadelesini izleyeceğiz bundan sonra…Öden çok zayıflamış Öncelikle mahalle, evler, dükkanlar yaşıyordu. Genel sanat yönetmeni Nilüfer Çamur ve sanat yönetmeni Özgür Soyyılmaz’ın eline sağlık! Senaryonun ritmi yüksekti ama gürültülüydü. Hiç bitmeyen bir bağırış ve gevezelik vardı. Bence dizi reyting konusunda en büyük kaybını bu bağırışlarla yaşadı. Bir de çok küçük bir önerim var. Diyalogların biraz daha oraya ait olması lazım. Mesela Serçe’nin kaynanası gerçekti ama mahalleli fazla modern konuşuyordu. Oyunculuklara gelecek olursak, Songül Öden, Serçe olmuş olmasına ama bazı yerlerde karakteri nasıl oturtacağına karar verememiş. Bu da oyununa yansımış. Yani hayata öfkesini tahammülsüzlüğüyle ortaya koyan Serçe’yi soğuk olarak tanımlarsak, Öden’in oyunu yer yer sıcağa kaçmıştı. Sanırım Türkan Şoray’la kıyaslanmak istemedi. O nedenle farklı bir yorum denemeye çalıştı. Ama ona en büyük eleştirim kilosuyla ilgili olacak. O kadar çok kilo vermiş ki, ekranda olduğundan daha büyük görünüyor.Mis gibi Kadir olmuşMert Fırat için bütün sektör kaygılıydı. Nedense kimse ondan bir taksi şoförü, bıçkın delikanlı çıkabileceğini beklemiyordu. Ama Fırat rolün altından fazlasıyla kalkmış. Mis gibi Kadir olmuş. Alican Yücesoy’u biraz tutuk buldum. Karakter zaten çekingen ama üstüne durağanlık katmış. Aliye yani Selen Öztürk projenin en renkli karakteri olmuş. Diğer çok beğendiğim oyuncu ise Selen Domaç. Serçe’nin yengesine hayat veren Domaç ilk sahneden kendisini fark ettirdi. Esra Dermancıoğlu’nu ilk kez iyi karakter olarak izliyoruz. Biraz saf ama dediğim dedik Süla olmuş. Beden eğitimi öğretmeni Erkan Bektaş’ı az gördük. Bence ondan acayip komik tepkiler çıkabilirdi. Oyunculuklara söz edemem. Ayrıca cast direktörü Şermin Ekinci’nin eline sağlık!Bağırmak reyting getirmez Son olarak dizinin reytinglerine bakalım… Ekranda Kurtlar Vadisi Pusu, Kocamın Ailesi, Asla Vazgeçmem, Seksenler vardı. Üstelik TV8’de Hazal Kaya ve Aras Bulut İynemli’li Maral başladı. Bu rakipleri karşısında şansı yüksekti. Çünkü Kurtlar Vadisi izlemeyen kadın kitleyi alabilirdi. Kocamın Ailesi seyircisini de alabilirdi. Zaten saat 20.00’de başlamış ve rakiplerinden bir adım öndeydi. Ancak sonuç beklendiği gibi olmadı. Dizi, Tüm Kişiler’de 3.06’yla 16’ncı, AB’de 3.45’le 7’nci, ABC1’de 4.14’le 4’üncü oldu. Star TV gibi bir kanal için ne yazık ki, düşük bir reyting bu. Peki, ne yapmak lazım? Ekranda sürekli bağıran Serçe’yi biraz azaltmak lazım. Anlıyorum, bağırmak reyting getiriyor diye bir inancınız var. Doğru getiriyor. Ama dikkat edin, sadece erkek karakterler bağırdığında… Çünkü bu ülkede kadınların değil, erkeklerin bağırışına alışkınız.Adı gibi sempatik olmalı Adı Serçe olan bir kadının sevimli ama asi olması gerekir. Biz henüz sevimlilik göremedik. Ayrıca aşka biraz daha fazla odaklanmak lazım. Öncelikle bize Kadir ve Serçe arasında ne yaşandığı anlatılsın. O zaman o aşka inanabiliriz. Yönetmen Mesude Eraslan Tekin’e de biraz daha merak duygusunu kabartarak çekmesini öneriyorum. Yaprak Dökümü’nde bir sahne çekerdi, biz biraz sonra ne olacak diye heyecanla beklerdik. Serçe Sarayı’nda biraz o eksikti. Sonuçta ortada çok büyük bir emek var. Umarım, önümüzdeki haftalarda Serçe Sarayı reytingini yükseltir. Çünkü bir kadının herkese meydan okuyup kendini var etme hikayesini izlemek keyifli, hem de örnek olacaktır.
TV8’in iç yapım olarak hazırladığı ilk proje Maral-En Güzel Hikâyem. Yapımcılığını Arzu Eğmir, proje tasarımını Pınar Bulut Deren, senaryosunu Yazı Odası üstleniyor. Senaryo ekibinin başyazarı da Kemal Hamamcıoğlu. Kabin ve Garaj oyunlarını izlediyseniz şahane bir kalemi olduğunu, sert hikâyeleri naif bir dille ama kalbinizi kanatarak anlattığına şahit olmuşsunuzdur. Yönetmen koltuğunda Deniz Koloş oturuyor. Daha önce Zeynep Günay Tan’la birlikte çalışıyordu. Son olarak Kayıp’ı çekti. Maral tek başına kurduğu ilk dizi. Dizide; Hazal Kaya, Aras Bulut İynemli, Ceyda Düvenci, Reha Özcan, Rıza Akın, Gümeç Alpay, Cankat Aydos, Bige Önal, Olgun Sünear rol alıyor. Genel sanat yönetmeni Nilüfer Çamur. Çamur, olağanüstü bir dekor yapmış. Luna gerçekten yaşayan bir mekân olmuş. Emeğine sağlık! Müziklerde Cem Tuncer imzası var. Mucize şarkısı çok güzeldi.Romantik komedi olmalıDizi, bize ilk bölümünde “Hayaller gerçek olmak içindir” dedi. Luna’da garsonluk yapan ve çikolata ustası Sarp’a âşık olan Maral’ın hayaline yani Luna’nın yönetici koltuğuna oturmasına hep beraber tanıklık ettik. Tabii ki, onun hayatını izleyerek… Önce senaryoyla başlayalım… Pınar Bulut Deren’in tarzı daha çok sert hikâyeler anlatmaktır. Keskin bir kalemi vardır. Bu defa modern bir Külkedisi masalı anlatmak istemiş. Kemal Hamamcıoğlu’yla beraber bize sorunlardan bunaldığımız, umudumuzu kaybettiğimiz bir ortamda “Umudunuza tutunun” demişler. Aslında proje ana fikrini Che Guevera’nın “Gerçekçi ol, imkânsızı iste” sözünden alıyor. Projenin umudu olmasını sevdim. Ancak bazı tavsiyelerim olacak. İlk bölümde bu projenin bir türü yok. Dram değil, komedi değil ama romantik komediye yakın! Dolayısıyla iş biraz daha romantik komedi türüne kayarsa, Luna başrol ama oradan çıkıp biraz fakir hayatına şahitlik edersek, Maral ve Sarp arasındaki aşkı daha yoğun hissedersek emin olun daha fazla izlenecektir. Sarp’ın annesiyle sahnesi çok gerçekti. Ezcümle, ilk bölümde hayal ve mucize tamam ama gerçek azdı. Bu proje gerçek ve hayali eşit oranda dağıttığında yükselecek.Türkü Turan çok iyiydiİlk bölümün en büyük hatası Arya ve Maral’ın çocukken tanışmasında gerçekleşti. Bunu sadece ben fark etmedim. Sosyal medyada bana çok yazan kişi de oldu. Maral’ı babası 20.35’te yılbaşı gecesi uyuttu. 01.15’te bağırışlarla uyandı Maral ve kendisini sokağa attı. Luna’nın önüne geldiğinde büyük ihtimalle saat gece 01.35 olmuştur. Aynı yaşta olan Arya’nın o saatte uyanık olması ve dükkânda olması mümkün değil. Küçük bir hata gibi görünebilir ama keşke dikkat edilseydi. Bu arada Maral ve Arya sahneleri şahaneydi. Türkü Turan muhteşem oynamış. Keşke konuk oyuncu olmasaymış. Çünkü ikisinin birbirinin mucizesi olması dostluğu bile kaybettiğimiz bu günlerde çok iyi hissettirdi.ZeyKer, SarMar olurYönetmen Deniz Koloş, ilk projesinde işin altından kalkmış. Ama keşke sahneleri daha fazla köpürtüp, duyguları sağsaydı. Pek çok sahneyi acaba bir sonraki sahnede ne olacak diye izleyebilirdik. Rejinin merak duygusunun üzerine daha fazla gitmesi gerek. Bir de daha az plan izleyebilirdik. Ama işin genelinde, durağanlık yoktu. Temiz bir iş çıkarmış, eline sağlık! Gelelim oyunculuklara… Hazal Kaya, Maral olmuş. 20’li yaşların o saflığı ama aynı zamanda asiliğini bize çok net yansıttı. Annesini ve babasını kaybeden ve Luna’ya evi gibi bağlanan kızı da anladık. Sarp’a zaafı ve onu her gördüğünde alık alık yani aşık aşık bakması çok gerçekti. Aras Bulut İynemli’ye kocaman alkış. İlk defa bir projenin başrolünü üstleniyor. İnanılmaz oynamış. Biscolata erkeği gibiydi! Hem yakışıklı, hem sempatik, hem vicdanlı, hem de en önemlisi müthiş oynamıştı. Kısacası Hülya Avşar’a müjdeyi verelim. Aranan jön bulundu! Bu arada sıkı Beşiktaşlı İynemli’nin Maral’ı beklerken takımına çaktığı selam gözümüzden kaçmadı. Hazal ve Aras tıpkı tahmin ettiğim gibi şahane bir çift olmuşlar. Yeni ZeyKer onlar olur. Yani SarMar’ı takip etmeye hazır olun!Alışkanlık kazandırmalıSonuçlara bakalım. Maral, Tüm Kişiler’de 2.34 reytingle 21’inci, AB’de 2.89’la 11’inci, ABC1’de 3.32’yle 12’inci oldu. Survivor reytinglerine göre baktığımızda sonuç kötü gibi görünüyor. Ama ben böyle bir sonucu bekliyordum. Çünkü TV8 izleyici için bir dizi kanalı değil. Bizim bu kanalda dizi izleme alışkanlığımız yok. Üstelik perşembe bu proje için hayli zor bir gün. Çünkü kumanda da erkeklerin ve kadınların hâkim olduğu bir akşam. Bu açıdan baktığımızda sonuç hiç kötü değil. Belki de kanal bu diziyi çarşambaya koyabilirdi. Yani cumartesi, pazar, pazartesi ve salı Survivor izleyen ve o kanalı açan izleyiciyi yakalama şansı daha yüksekti. Şimdi yapılması gereken, tıpkı dizide olduğu gibi umudu kaybetmeden, projenin arkasında durmak. Survivor ve İşte Benim Stilim öncesi ve sonrasında tekrar yayınlamak ve daha fazla tanıtmak. İzleyiciye bu kanalda dizi de yapıldığını alışkanlık haline getirmesi için sabretmek.Ilıcalı: “Hazal’a yıllardır hastaydım”Ceyda Düvenci’yi kötü kadın olarak izledik. Zaten çok iyi oyuncu, bu defa stil ikonu da olacak. Demedi demeyin! Reha Özcan ve Rıza Akın’a da bayıldım. Kısacası oyuncularda boş yok. Oyuncu seçimi çok iyi yapılmış. Deniz Koloş oyuncu motivasyonu üzerine de gereken hassasiyeti fazlasıyla göstermiş. Çünkü herkes o kişi olmuştu. Ben diziyi ekiple beraber Baltalimanı’nda bir mekânda izledim. Dizinin sonunda Acun Ilıca’lı ekranda göründü. Survivor nedeniyle Dominik Cumhuriyeti’nde bulunan Ilıcalı, “Ne oluyor orada, bir biz yokuz” dedikten sonra “Sizin de burada olmanız lazım” deyip manzarayı gösterdi. Bunun üzerine Hazal Kaya, “İlk 5 bölümün reytinglerine göre Dominik talep ediyoruz” dedi. Kahkahaların ardından Ilıcalı, “Reytingin ne önemi var gibi bir konuşma yapmak isterdim. Bizim hayalimiz hep gurur duyacağımız, güzel bir iş yapmaktı. Allah’tan ortaya çıkan iş hepimizin gurur duyacağı bir iş oldu. Bu işte en iyileri bir araya getirdik. Ben Hazal’a zaten yıllardır hastaydım” dedi. Konuklar gülerken Aras, “Kolay gelsin, ben o zaman gideyim” deyince Ilıcalı, “Aras’ın zaten karakterini de, efendiliğine de çok seviyorum. O da ailemizin bir parçası olduğunu gösteriyor. Biz seyrettiğimiz işten memnunuz. İnşallah sonuçlarda iyi olur. Samimi olarak söylüyorum, kanalımıza yakışan bir iş gördüm ve mutlu oldum. Oyunculuklarımız uçuyor. Her dakikası kalite kokan bir iş” dedi.
Aşk Yeniden’i tebrik etmek lazım. Salı akşamı dördüncü bölümü ekrana geldi. Karşısında Survivor gibi güçlü bir format, haftalarca zirveden inmeyen Kaderimin Yazıldığı Gün, Küçük Ağa ve maç olmasına rağmen yine birinciliğe oturdu. Survivor’la Tüm Kişiler’de reytingleri birbirine yaklaşmasına rağmen zirveye bırakmadı. Özge Özpirinçci ve Buğra Gülsoy’un kimyası fazlasıyla tuttu. Nilay Deniz ve Can Sipahi de birbirine çok yakıştı. Yani anlayacağınız, şimdilik iki aşk izleyeceğiz. Ama ben en çok Sema Keçik diziye girdikten sonra Derin Şevket’le yani Tamer Yılmaz’la atışmalarını merak ediyorum. Anlayacağınız, üçüncü aşk geliyor.İlk elenen Duygu olduTartışmasız Survivor’ın en unutulmaz karakterlerinden biriydi Duygu Çetinkaya. O nedenle Survivor All Star’da yer alması normaldi. Ama sakatlanma durumu onun gücünü kırdı. Duygu Survivor’da benim için hırs demekti. O nedenle bu Survivor’da çok ses getireceğinden emindim. Ama herkesin star olduğu yerde, ondan daha hırslıların olması Duygu’yu eskisi kadar popüler yapmadı. Düşünsenize, yarışmanın ilk eleneni Duygu oldu. Yani evdeki hesap, çarşıya uymadı.Kumanda savaşı bugün başlıyorBugün büyük gün! İki iddialı yapım görücüye çıkıyor. Bir yanda yani Star TV’de Songül Öden, Mert Fırat ve Alican Yücesoy’lu Serçe Sarayı, diğer tarafta yani TV8’de Hazal Kaya ve Aras Bulut İynemli’li Maral-En Güzel Hikayem var. İkisi de iddialı ve güzel görünüyor. İkisinin de avantajlı ve dezavantajlı olduğu yerler var. Ayrıca kumandayı ele geçirmiş Kurtlar Vadisi izleyen erkekler var. Yani perşembe ev halkının kumanda kavgasına şahit olacak. Bakalım, bu yarışı kim kazanacak?
Üç hafta önce başladığında süresinin uzun olmasını eleştirmiştim ama Beş Kardeş her hafta daha da güzelleşiyor. Fakat bu tadından yenmez hal bir türlü reytinge yansımıyor. Çünkü karşısında çok güçlü üç rakip var. Bir tarafta Paramparça, diğer tarafta Survivor All Star ve Karadayı. Bu üç proje reyting pastasını öyle bir yiyor ki, Beş Kardeş gibi mahalle konseptli, sıradan insan hikâyelerinin anlatıldığı, yarı gerçek, yarı absürt diziler bu pastanın kremasından sadece bir parmak alabiliyor. Kendi adıma Beş Kardeş gibi işlerin devam etmesi gerektiğini savunuyorum. Nereye kadar dram diyeceğiz. Beş Kardeş hepimizin ailesindeki saçmalıkları, Onur Ünlü kalemi ve rejisiyle, şahane oyunculuklarla karşımıza sunuyor. Mutlaka izleyin. Seveceğinize eminim! Bir de keşke perşembe akşamları PT2’de, yani 22.30’da yayınlansa. Orada bu tarz dizileri izleyecek bir kitle var. Bunu Kardeş Payı’yla tecrübe ettik. Şimdi Kardeş Payı cumartesiye alındığına göre o kitle Beş Kardeş’i sahiplenecektir.Seyirci de taşın altına elini sokmalıBir dizi yayından kaldırıldığında olay çıkaran izleyiciye, Türk dizilerini yaratıcı bulmadıkları için izlemediğini söyleyenlere birkaç lafım var. Hepimizi sosyal medyada mesaj yağmuruna tutuyorsunuz, mail kutumuz isyanınızla dolup taşıyor. Daha zekice işler izlemek istediğinizi ifade ediyorsunuz, yabancı dizileri övüyorsunuz. Çoğu isyanınızda da haklısınız. Ama işin içine siz de girdiğinizde taşın altına elini sokmuyorsunuz. İnternet yayıncılığına sonuna kadar destek vereceğimi birkaç hafta önce yazmıştım. Bunu başlatan dizi olduğu için tüm örnekleri Ulan İstanbul üzerinden verebiliyorum. İlk iki bölümü ücretsiz yayınlanan ve 1 milyondan fazla tıklanarak umut vaat eden internet yayını, pazartesi akşamı ilk kez paralı yayıncılığa başladı. Ben bu yazıyı yazarken 36’ncı bölüm yayınlanalı 20 saat olmuştu ve 1.99 TL ödeyerek dizi izleyenlerin sayısı yaklaşık 18 bin olmuştu. Benim Twitter’daki takipçi sayım bile daha fazla. Tabii ki, tüm hafta boyunca dizi satın alınabilecek ama seyirci burada refleksini göstermiş oldu. O nedenle bence bundan sonra kimse dizimiz bitiyor diye söylenmesin. Çünkü bu sayının en az 150 bin olması gerekiyordu. Bu ülkede kaliteli bir içeriğe 1.99 TL verebilecek bu kadar insan olduğunu biliyorum.Racon 10 Mart’ta ekrana geliyorBaşrollerini Mehmet Aslantuğ ve Hande Doğandemir’in paylaştığı Racon Ailem İçin dizisini ilk ben yazmıştım. Kadroya daha sonra Sarp Akkaya, Barış Arduç, Seçkin Özdemir, Sezin Akbaşoğlulları ve Tomris İncer katıldı. TMC’nin yapımcılığını, Mehmet Ada Öztekin’in yönetmenliğini üstlendiği proje haftaya salı yani 10 Mart’ta başlıyor. Racon Ailem İçin çok sağlam bir oyuncu kadrosuyla yarışa katılıyor. Karşısında Kaderimin Yazıldığı Gün, Aşk Yeniden, Survivor All Star, Küçük Ağa ve Seksenler olacak. Bakalım, Racon güçlü rakiplerine racon kesebilecek mi?