Dergi sektörünün yakından tanıdığı pek kıymetli Gamze Alpar son aylarda benim tabirimle delirdi!
Uygulaması oldukça zor bir takım kararlar aldı ve haydi canım bu kadarını da yapamaz artık diyeceğimiz ne varsa yapmaya başladı.
Çünkü kendisi gerçekten bir deli...
Benim bayıldığım cinsten, kafası ters çalışan, herkes Mersin’e giderken o tersine gitmeyi tercih eden, “siyaha beyaz dedim ve bu çok hoşuma gitti, size ne?” yi savunan çok renkli, çok pozitif, çok neşeli, çok sağlam bir kadın o...
Onu sosyal medyadan takip edenler kılığına kıyafetine, ayakkabı ve çantasına ne kadar düşkün olduğunu bilirler...
Daha doğrusu bilirlerdi!
Hemen her gün bir fotoğraf paylaşırdı hesaplarında.
Gamze o gün ne giydi, nereye gitti kiminle röportaj yaptı, o sırada ayağında hangi ayakkabı vardı; saçı nasıldı? Hepimiz bilirdik...
Çok da şık, konsantre zevkleri olan bir kadın...
-di’li geçmiş zaman kullanma sebebim, Gamze bir gün tüm yaşamını ters yüz etme kararı verdi.
Önce dedi ki; “Ben vegan yaşam tarzını seçiyorum. Hayvanlara bu kadar düşkünken (evinde birden çok engelli hayvan besliyor, onlara bebek gibi bakıyor) onların etini artık yemeyeceğim. Madem etsiz de yaşamımı sürdürebilirim, ben bu yolu seçiyorum.”
Aynı dönem spora ağırlık verdi. Her gün pilatesin işkence aletlerinden farksız mekanizmalarında girdiği birbirinden acayip pozları bizimle paylaşmaya başladı.
Sağlıklı yaşam ve spora kafayı taktı.
Sonra şu vegan işini ilerletti ve dedi ki etlerini yemediğim gibi ben o güzel hayvanların derilerini de üzerimde taşımayacağım. Ve o çok ama çok düşkün olduğu ayakkabı koleksiyonunu internet aracılığıyla kim istiyorsa bila bedel dağıttı.
Ardından sadece et değil, tüm hayvansal gıdaları yemeyi reddetti. Süt, yumurta, bal... Artık ağzına koymuyor mesela...
Gamze dünyanın en şeker delisi olarak bunlarla da yetinmedi ve dedi ki “Ya biz ne yapıyoruz? Evlerimizi gardıroplarımızı bu kadar lüzumsuz eşyayla dolduruyoruz. Al al nereye kadar? Ben artık artık 100 eşyayla hayatımı sürdüreceğim.”
Ve başladı evinden, elbise dolabından yüzlerce eşyayı yine bedelsiz, isteyenlere dağıtmaya.
En sonunda dediğini gerçekten yaptı. Evinde sadece 100 parça eşya bıraktı.
Ve sayfasında şu sözleri paylaştı:
“Ne yalan söyleyeyim bunu yapabileceğimden şüpheliydim...
Neticede bir kadın ayakkabı ve kıyafetlerinden kolay kolay ayrılamaz...
Olur mu, yapabilir miyim derken vallahi oldu! Artık sadece 2 adet ayakkabım ve bir bavula sığacak kadar eşyam var..
Bir bavul eşyayla kalınca da insan sormaya başlıyor... Madem bir bavulla var olabiliyorum, öyleyse her an o bavulu alıp gidebilirim de!!! Neden gitmiyorum? Diye... Kalbim diyor ki; galiba artık gitme zamanı...”
***
Evet son kararı bu Gamze’nin...
Artık o bir seyyah... Dünyayı gezecek...
Nişantaşı’nın göbeğinde devamlı tüketmeye endeksli bir hayat yerine, dünya insanı olmayı tercih etti. Bu kararıyla beni hem çok kıskandırdı hem de mest etti...
Tek bavul, iki pabuçla... Yolların hep açık olsun diyorum ben bu deli kadına!
(Bu arada gitme kararını duyunca ilk tepki olarak hemen bir mesaj attım ona “Aaa artık saçmalıyorsun? Acaba sen bu kadar zorlayarak, bir şeyler için kendini mi cezalandırıyorsun?”
Yanıtı yine kahkahalar eşliğinde oldu: “Tut ki öyle yapıyorum? Ama bu çok güzel bir ceza değil mi? Dünyayı gezeceğim işte daha ne?!”)

