Öncel Öziçer

Öncel Öziçer

oncelozi@gmail.com

Sırtlayıp eve getirmediğim kaldı

En son bir Türkçe albüm beni 2009’da bu kadar heyecanlandırmıştı.

Manga’nın Şehr-i Hüzün albümü...

Albüm Nisan ortasında çıkmıştı...

Biz de Nisan sonu Mayıs başı gibi, güney batının en güzel zamanı yani, üç kız arkadaş, Lucie, Ece ve ben atlamış minik arabamıza, baharı koklaya koklaya vurmuştuk kendimizi Fethiye yollarına...

Kabak Koyu’na o küçük arabayla nasıl inebildik, Shambala’ya nasıl varabildik orası hala muamma...

Sonraki yıllarda aynı koya 4x4 araçlarla bile zar zor inip çıkıldığını görünce, gerçekten deli cesareti olanları Tanrı biraz kayırıyor olmalı diye düşündük.

Hâlâ oturur konuşuruz, hayatımızın belki de en keyifli, en maceralı, en eğlenceli yolculuğu ve tatiliydi... Hey gidi heyy!

Ve o tatil boyunca yolda gidiş geliş arabada sürekli Manga’nın Şehr-i Hüzün albümünü dinlemiştik.

Hepimizde bitmez aşk yaraları ve sancıları...

Hüznün dibine vurmuşken bağıra çağıra eğlenebilen, gülebilen Türk insanının üç nadide örneği idik...

İşte taa o zamanlardan beri şöyle içinde hiç boşu olmayan, durmadan dinlemek istediğim bir Türkçe albüme rastlamamıştım.

Haberin Devamı

Cumartesi gününe kadar...

Olay yine bir aracın içinde geçiyor. Ancak bu kez ortada öyle bahar temalı romantik bir durum yok.

Yalnızım, evde süt bitmiş ve ben de bu ara taktığım milföylerden yapacağım.

Evden çıktım, radyoyu açtım, aaa daha duyduğum ilk tınılarda bir şarkının hastası oldum.

Açtım hemen telefondan Shazam’ı ve bir baktım Can Bonomo-Tastamam yazıyor.

Evet yaa Bonomo yeni albüm çıkarmıştı değil mi?

Hop hemen rotayı marketten kitapçı-CD’ciye çevirdim ve cumartesi akşamüstü saatlerinden beri ‘Bulunmam Gerek’ isimli bu albümü dinliyorum.

Albümün en önemli özelliği artık Bonomo’nun ne söylediğinin anlaşılıyor olması!

“Ya müzik güzel de bu adam şimdi ne dedi?” diye şarkı sözü kovalamaya gerek yok yani.

Müzikalite 10... Sözler yine 10...

CD almak yetmedi bir de albümü iTunes’tan telefonuma indirdim.

Hızımı alamayıp Can Bonomo’yu sırtlayıp eve de getirirsem tam olacak!

Benim için bir albümün başarısı, dinleyende uzun yol yapma isteği uyandırıp uyandırmaması...

Haberin Devamı

“Bulunmam Gerek” albümü de bende fena halde ‘yola çıkmam gerek’ duygusunu uyandırdı...

Şimdi havalar soğuk ama neyse, şurada bahara ne kaldı?

İDO’NUN DONU

Ben İdo’nun iç donuyla çektirdiği fotoğrafı, Engincan’ın altsız fotoğrafına tercih ederim doğrusu...

En azından birincisi mevsim normalleriyle daha ilintili...

Hem bu erkeklerin içlik giyme meselesi, kadınların kışın beli bir karış pazar donlarıyla gezme meselesi gibi...

Herkes iç tarafta ne olduğunu bilir ama bilmezlikten gelir.

Eh ne yapalım canım hava soğuk, buz gibi... Özellikle çalışan insanlar ne yapacak, tabii ki böbrekleri sıcak tutmaya çalışacak.

Bu arada İdo demişken, ben bu çocuktan pek haz etmezdim. Zaten babasını da son derece antipatik bulurum, belki ondandır.

Ama geçen gün internette İdo’nun kaşları isimli skeçe rastladım.

Beyazıt Öztürk’le çekmişler.

O genç adamın kendisiyle dalga geçebilecek özgüvene sahip olmasına, rol yeteneğine hayran kaldım doğrusu.

Bir anda gözüme sempatik gelmeye başladı.

Bu işlerin üzerine gitse iyi olur gibi sanki.

Haberin Devamı

Ne de olsa DJ’liğini gördük, darılmasın da oradan pek iş çıkmayacağı kesin.. Ama oyunculuk... Sanki mayası tutar gibi...

DİĞER YENİ YAZILAR