Geldik uzuuun bir yılbaşı tatilinin sonuna...
Ve gelelim bu tatilin sosyal medya üzerinden en çok konuşulan ismine...
Tabii ki Kıvanç Tatlıtuğ...
Instagram’da paylaştığı fotoğraflar hem erkek hem de kadın hayranlarının fabrika ayarlarıyla oynadı doğrusu.
Erkekler isyan etti: “Yeter be Allah’sız adam, koyma artık şu fotoğrafları. Ezdin geçtin bütün havamızı” dediler. Hatta işi abartıp “Adamın kolyesi bile benden yakışıklı lan!” diye hayıflananlar oldu.
Kızlarsa methiyelerini düzdü, aşklarını haykırdı.
Taa ki o fotoğrafa kadar...
Sevgilisi Başak Dizer’le birlikte olan o siyah-beyaz fotoğrafa yani...
Aman Allah’ım ne yorumlar ne yorumlar...
Kızlar çok bozuldu bu işe... Adeta ayrıldıkları adamı yeni sevgilisiyle görmüş gibi deliye döndüler, kıskançlık krizine girdiler.
En çok da “Hiç yakışmıyorsunuz, umarım en kısa zamanda ayrılırsınız” dediler.
Ardından baktım sevgili Başak’ın kendi sayfasındaki fotoğraflara da adeta bir siber saldırı yapılmış.
Hakaret içerenleri bir yana koyuyorum tabii ama bazıları gerçekten çok eğlenceli ve yaratıcı yorumlardı.
Eh adam bu kadar yakışıklı, kadın da bu kadar güzel olursa tabii ki kem gözler de, dedikodular da peşlerini bırakmaz.
Ama benim bu arkadaşlara bir tavsiyem olacak.
Kıskanmak, fesatlanmak, kötü sözler ve nazarlarla olaya kafa göz dalmak yerine o fotoğrafa baktıklarında sadece mutlu ve aşık bir çift görebilseler keşke.
“Ne güzel görünüyorlar, umarım benim de böyle bir sevgilim olur” diyebilseler.
Hep ne diyoruz, ağzından çıkana çok dikkat edeceksin.
Sözcükler senin kalbinin yansıması. Sonra o yansıma aynen sana geri dönecek.
Fesatlık yerine özenmek gerek.
“Benim niye yok” diye isyan etmek yerine de “En kısa zamanda benim de olsun” diye niyet etmek.
Hem insanların özel hayatına bu kadar burun sokulmaz. Tercihleri böyle sert yorumlarla sorgulanmaz.
Ayıp evladım, yapmayın böyle aaa!
BÜYÜK SAVAŞÇI!!!
Son zamanlarda yaptığı tuhaf açıklamalarla arkasından “Yazık, herhalde akli melekelerini yitirdi” şeklinde yorumlar yapılan Niran Ünsal bir darbe de kızından yedi.
Kızı Hande, ünlü şarkıcı için “Onun beyin ölümü gerçekleşmiş” dedi.
Bir annenin evladından bu sözleri duyması çok acı olmadı.
Ama tabii asıl söyleyene değil söyletene de bakacaksın.
Benim bu ‘Niran Ünsal ve tuhaf açıklamaları’ konusunda en çok merak ettiğim şey bu kadar çok cephede savaş açmasının kendisini yorup yormadığı...
Yahu bir insan kendi evladı, kendi kardeşleri yani kanı canı dahil hemen herkese öfke ve nefret kusabilir mi? Kusarsa da bu en çok kendisini yıpratmaz mı?
Bu ne şiddet, bu ne hiddet? Hayır, ne istediğini, ne demeye çalıştığını da tam anlayamıyoruz ki?
Tutturmuş bir subliminal mesaj... Çizgi filminden, klibine kadar şeytani dış mihraklar bizim bilinç altımızı ince ince oya gibi işliyormuş yani.
Vallahi ben eşek kadar kadınım hâlâ çizgi film izlemeye bayılırım.
Eh bu zamana kadar da ne kimseyi kestim doğradım, ne çaldım çırptım ne de ahlak dışı bir hayat yaşadım. Gerçi ona göre memleketin yarısı ahlak dışı yaşıyor anladığım kadarıyla.
Kendi aile üyeleri de dahil... Hem kızıyor hem üzülüyor onlar için.
Ama aslında bizler de onun için çok üzülüyoruz.
Biraz sakinleşse... Nefret duyguları yerine içindeki sevgiyi beslese keşke...
Twitter’dan gaz verenlerin oyununa gelmese...
Onu böyle her cephede öfke içinde savaşırken görünce ben yoruluyorum, o nasıl dayanıyor gerçekten hiç ama hiç anlamıyorum.
Ebru altın kafeste mi?
Kulağımıza gelen bazı dedikodular Ebru Gündeş’in tape olaylarından sonra neden hâlâ evliliğini sürdürdüğünü biraz açıklıyor gibi.
İşin altındı, saatti, bavuldu, siyasi tarafını demiyorum.
Hani Reza Zarrab’ın “en güzellerini bana ayır” dediği o tapeler...
Söylenilenlere göre Ebru o saat o dakika ayrılmaya kalkmış ama gel gör ki kocası çocuğunu alıp bir daha ona göstermemekle tehdit etmiş. O büyük skandaldan sağ salim çıkınca “Gücümü görüyorsun, çocuğunu bir daha asla göremezsin” deyince, Gündeş el mecbur kırmış bacağını oturmuş yerine. Tabii dediğim gibi bunlar iddia.
Ama sağlam yerlerden gelen iddialar...
Doğrusu bana inandırıcı da geldi.
Çünkü hiçbir kadının gururu böyle bir konuşmayı öğrendikten sonra evliliğine hiçbir şey olmamış gibi devam etmesine izin vermez.
Eğer bunlar doğruysa ‘Ebru altın kafeste yaşıyor’ diyebiliriz.
Ve hem onun hem de çocuğunun adına üzülmeye devam ederiz.

