Öncel Öziçer

Öncel Öziçer

oncelozi@gmail.com

Kahraman Nihat koptu gidiyor

Şu Nihat Doğan da olmasa bizi kim güldürecek?

Allah da onu güldürsün.

Yine eğlencelik bir TV programına değil de Kanuni’yle Viyana kapılarına dayanmaya gidiyor gibi bir havalar, bir pozlar, bir büyük laflar...

Geçen sefer de giderken gözyaşları içinde memleketini bize emanet etmişti hatırlarsanız.

Fakat özellikle şu Pascal Nouma konusunda pek fazla konuşmasa, ileri günlerde itibarı (kalan varsa) için faydalı olur. Diyor ki büyük kahraman Doğan, “İlk hedefim Pascal’ı göndermek. Geçen sefer de ben göndermiştim, yine ilk onu postalayacağım.”

Zannedersin geçen yarışmada Pascal’ı yarıştı da yendi.

Ayol adam bunu dövdü de ondan diskalifiye edilmedi mi?

Ha yine “ben göndereceğim”den kastı “Yine tahrik edip dayağı yiyeceğim” ise, artık onu kendi mazoşizmi bilir, biz karışamayız.

“Pascal’ın yerinde olsam benden korkardım” da demiş büyük kahramanus!

Sen önce balıklardan korkmamayı öğren, bırak başkalarını korkutmak şöyle dursun...

Bir su parkında, dize kadar suda diğer arkadaşlarıyla dururken birden vatoz balığını görüp “anneciğimmm!!” diye düz duvara tırmanmıştı hani..

Haberin Devamı

Umarım bu kez ‘adaya düşmeden’ önce bu korkusunu yenmek için tıbbi bir yardım almıştır.

Neyse, her hal ve şartta Nihat Doğan bu tür bir yarışma için ideal isim.

Nasıl olsa madara olmak ona dokunmuyor, bize de işte böyle bol bol mavrasını döndürmek kalıyor.

Buz dağının ucu...

Magazin dünyasında son günlere Sacit Aslan damgasını vurdu.

Önce İzzet Çapa röportajı daha sonra Mesut Yar’ın programında söyledikleri...

Sacit Aslan’ı tanıyan ve hatta onunla çalışma şansı yakalayan biri olarak bu okuduklarınızın ve duyduklarınızın buz dağının küçücük bir ucu olduğunu söyleyebilirim.

Kimseye müdanası, eyvallahı olmayan bir adam O...

Her ne kadar renkli görünse de aslında çok kanlı bir dünyanın içinde doğup büyümüş. Bizim hayran olduğumuz, çok farklı yerlere koyduğumuz isimlerin gerçek yüzlerini, nerelerden nerelere geldiklerini bildiği için yaldızlı vitrinler onu ilgilendirmiyor.

Haddini aşanlara, geldiği yeri unutanlara bu yüzden tahammül edemiyor.

Haberin Devamı

O dünyayı kıyısından köşesinden biraz tanıyor olduğumu zannederken, O’nun anlattığı bazı şeyleri duyunca gerçekten bir süre şaşkınlıktan ağzımı kapatamıyorum.

Diyorum ki “Abi yazayım mı bu anlattıklarını?”

Her söylediğinin tamamen arkasında durduğu için “Yaz tabii...” diyor ama vallahi ne yalan söyleyeyim ben cesaret edemiyorum.

Türkiye’nin bir gazino masasından yönetildiği dönemin en yakın şahidi olarak, Necef Uğurlu’nun kaleme alacağı kitabını da gerçekten sabırsızlıkla bekliyorum.Ve böyle bir reyting makinesi adama neden hala doğru düzgün bir televizyon programı yapan çıkmadığını anlamıyorum.

Uçur sevgilini

Bana bakın, şu reklamların cazibesine kapılıp da gidip yarın sevgilinize tencere, tava, ütü almaya kalkmayın.

Size söylüyorum erkek tarafı...

Kadına ev eşyasından romantik hediye olmaz.

İhtiyacı varsa o küçük ev aletlerine, herhangi bir gün alır verirsiniz. Ama 14 Şubat’ta, doğum günlerinde, yıl dönümlerinde kadına beyaz eşyacıdan hediye alınmaz.

Ve bana sorarsanız özel günler için en güzel hediye de adım adım planlanmış bir seyahat programıdır. Şöyle egzotik bir yerlere... Tabii bunun için bu sene geç kaldıysanız, eh n’apalım artık seneye hala bir sevgiliniz olursa, mesela el ele göz göze Fas’a uçarsınız...

Haberin Devamı

Ay hadi inşallah! (Yazar son cümleyi kendisi için kurdu.)

DİĞER YENİ YAZILAR