Öncel Öziçer

Öncel Öziçer

oncelozi@gmail.com

İşleri güçleri martaval!

Biraz geç oldu ama sosyal medya şeytanlarını ciddiye almayı bıraktım artık. Herkese de tavsiye ederim. Amatörlük zamanımda ne etkilenir, ne sinirlenirdim. Ciddiye alıyordum o içi irinli insanların yazdıklarını. Şimdi yarım yamalak okuyorum, bakıyorum nefret kusuyor hemen blokluyorum oluyor bitiyor. O ruh hastaları genelde ünlülerin fan kulüp üyeleri oluyor. Takım tutar gibi tuttukları insanlara en ufak bir eleştiriye tahammül edemeyip başlıyorlar köpükler saçmaya... Tahmini olarak yaşları 13-20 arası... Hem çocuklar hem rahatsızlar... O sevdikleri ünlüyü de sorsan, neden sevdiğini doğru düzgün anlatamaz.

Deli değneğine tutunur gibi, bir oyuncuya, bir şarkıcıya, hatta bir diziye, tutunuyorlar ve hayatlarının merkezine onu alıyorlar. Kendi hayatları o kadar boş ki çünkü... Kendilerini tek güçlü hissettikleri yer klavye başı... Normal yaşamlarında ezilen, horlanan, ciddiye alınmayan, yok sayılan taraf iken, ekranın arkasında gizlenip sağa sola hakaretler, küfürler yağdırırken dünyanın hakimi gibi hissediyorlar. Hele bir de o kişi sinirine hakim olamayıp karşılık verirse, yüzlerine tükürürsen Yarabbi şükür deyip eşe dosta (eğer öyle birileri varsa) hava atıyorlar.

Haberin Devamı

Bu tuzağa düşmemek, öfkeyi kontrol etmek gerek ama işte insanız, çatlama noktamız var. Tufaya en çok düşenlerden biri Cem Yılmaz... O hiç dayanamıyor. Geçen gün de Demet Akalın dayanamadı. Çocuğunun fotoğrafını paylaşmamasıyla ilgili abuk sabuk laflar eden bir takipçisine verdi veriştirdi. Meğer bir iki fotoğraf paylaştıktan sonra küçük bebeciğinde iyi huylu bir tümör tespit edilmiş ve tedavi olmuş Hira’cık... Ama ondan sonra bunu nazara bağlayıp bir daha fotoğraf paylaşmama kararı almışlar. Bunu, Demet’in o öfkeli yanıtından sonra öğrendik. Hem çok üzüldüm hem de sonucun temiz çıkmasına çok sevindim. Büyük geçmiş olsun, kim bilir neler yaşadılar o dönemde. Çok zor... Tekrar tekrar geçmiş olsun... Sanal ortamda ne övgüleri çok ciddiye almak ne de hakaretlere sinirlenmek beyhude enerji kaybı. En güzeli içine dönmek, işini iyi yaptığından emin olup, bildiğin yolda dosdoğru yürümek. Gerisi lafügüzaf! Ya da ‘onların’ anlayacağı dilde söylersek; “Martaval okumayın ulen!”

Haberin Devamı

Hülya aynı Hülya

Yerli yapım dizileri artık hiç izleyemiyorum. Tahammülüm yok o ağır akan mevzulara. En son Poyraz Karayel biraz heyecanlandırır gibi olmuştu ama o da iki bölüm sonra donup kalan konusuyla bıktırdı. Arada komik diyalogları falan vardı halbuki, eğlenceliydi ama onu da bıraktım. Yine yabancı yapımlara döndüm. En son The Tunnel’i bitirdim. Ondan önce Utopia... Arka arkaya iki İngiliz yapımı... İkisini de tavsiye ederim, izleyin.

Cuma akşamı The Tunnel’in finalini yaptıktan sonra bakayım dedim bizim kanallarda neler olup bitiyor. TV8’de Hülya Avşar’ın programının sonuna denk geldim. Esra Erol’a “Kusura bakma sorularımla seni utandırdıysam” diyordu. Dedim yine konuşulsun diye sivri laflar etmiş bu belli... Nitekim ertesi gün programın o bölümü internete düşmüştü. Esra Erol’a “Kocanla hâlâ ateşli bir seks hayatınız varsa bunu nasıl başarıyorsun?” gibi bir soru soruyor. Erol da ne diyeceğini bilemiyor “Kartların hepsini aynı anda açmamak lazım” gibi bir şeyler söylüyor.

Haberin Devamı

Hülya’nın cevap “Bunu nasıl yapıyorsun peki? Ben ilk geceden ne var ne yoksa açıyorum sabaha bir şey kalmıyor” oluyor. Yani ne diyelim ki? Hülya aynı Hülya işte. Konuşulsun diye kendini düşürmeyeceği durum yok. İyi bak konuştuk, aferin ona... Büyük başarı, cesaret çünkü, böyle avam ortamlar yaratmak!

DİĞER YENİ YAZILAR