Öncel Öziçer

Öncel Öziçer

oncelozi@gmail.com

Filmlerde olur sanırdık!

Uçağa binmekten korkan kuzenim Murat, gelen son haberlerden sonra dedi ki “Eskiden beni uçaklar güvenlidir diyerek uçmaya ikna ederlerdi, şimdi bir de pilot manyak değil diye inandırmaları gerek...”

Benzer şeyleri çoğumuz hissettik herhalde...

Uçak korkusu olan ama işi nedeniyle sürekli seyahat etmek zorunda kalan bir arkadaşım var.

Hangi firma hangi model uçak kullanıyor, uçaklar kaç yıllık, bakımları nerede yapılıyor bilir, araştırır.

Korkusu ve merakı birleştirmiş ve kendine böyle bir takıntı yapmış durumda.

Alp Dağlarında 150 kişinin ölümüne pilotun kasti neden olduğunu öğrenince onu

aradım.

“Artık pilotların aile secerelerini de istersin sen, sülalelerinde psikolojik rahatsızlık var mı? Karısıyla arası iyi mi? İntihara sürükleyecek bir derdi var mı sorarsın” dedim...

İçinde insan olan her eylem tehlikeli aslında...

Teknoloji alıp başını gitse ne olur?

Karanlık tarafı seçmiş bir ruh 150 kişiyi dağlara gömdü işte!

Çok acı ve ürkütücü...

Hele bir sor niye yardı?

Kadın sevgilisinden dayak yemiş...

Haberin Devamı

Karakolluk olmuşlar.

Adam alkollü, kendini yerden yere atıp, kendi kendini yaralamış.

Kadının ise yüzünün sol tarafı aldığı darplardan morarmış, gözleri ağlamaktan kan çanağı ve korku içinde... En kötüsü de kafasında sevgilisinin uyguladığı şiddet nedeniyle 7 dikiş var.

Tablo korkunç...

Sonrası ise öyle tanıdık ki...

Ve bu ülke şartları için aslında biraz da normal!!!

Sabah olup, adam ayıldığında ve ifadelerin alınma işlemi tamamlandığında, kadın yürümekte zorluk çeken sevgilisini sırtlayıp, sevgi ve şefkat içinde evlerine götürüyor.

Bir sonraki dayak seansına kadar asayiş berkemal yani!

Bazı kadınlar gerçekten çok çaresiz, maruz kaldıkları şiddete ne yazık ki katlanmak zorunda kalabiliyorlar.

Ama bazıları için kafasının gözünün yarılması gerçekten bir çeşit fantezi veya adamın ona olan aşşşırı sevgisinin bir göstergesi...

Bu olayda bana ikincisi gibi geldi. Ve yine çok zoruma gitti.

Otlar ve umutlar suya düştü

Meteoroloji diye bir bilim dalı var değil mi? Eski insanlar gibi artık ‘ayva çok olursa kış sert geçer’, ‘karpuzlar erken semirirse yaz çok sıcak olur’ gibi romantik tahminlerde bulunmuyor insanoğlu...

Haberin Devamı

Rüzgâr nereden esiyor diye işaret parmağımızı tükürükleyip havaya da kaldırmıyoruz

mesela...

Uydu görüntüleri, haritalar inceleniyor, hesaplamalar yapılıyor, bilimsel verilere ulaşılıyor vs. değil mi?

Büyük organizasyonlar, konser programları, festivaller genelde gittikçe ilerleyen ve nokta atışı yapabilen bu bilimden faydalanıyor, bunda da mutabık mıyız?

Pekiii o zaman neden Alaçatı gibi esnafın bütün kış nal topladığı küçük bir kasaba için çok önemli olan Ot Festivali, yağmuru, fırtınayı, kötü hava koşulları göz ardı edilerek erken bir tarihe çekiliyor?... Diye kime sorsam da sağlıklı bir cevap alsam diye düşünüyorum.

Günlerdir dağlarda ot peşinde koşan pazar esnafının ve daha bir çok iş kolu çalışanının umutlarını gerçek anlamda ‘suya’ düşürenlere de buradan teessüflerimi iletiyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR