Tiyatrocuların kendilerini arş-ı alada görmesine bir örnek de 40 yıllık tiyatro oyuncusu Gülsen Tuncer’den geldi.
Yıllarını tiyatroya vermiş oyuncu, geniş kitlelerce tanınır olmasını bir televizyon dizisine, Aşk-ı Memnu’ya borçlu. Fakat dizinin Arsen Hala’sı bu durumdan hiç memnun değil...
“Çehov’un Üç Kız Kardeş’ini oynarken bu kimsenin umrunda değildi. Ama aynı dönem Aşk-ı Memnu’da oynamaya başlayınca artık herkes beni tanır oldu ve bu çok dramatik!” diyor
Tuncer.
Asıl bu söz, bu kibirli tavır çok dramatik!
Televizyon izleyicisinin zekasının ve beğenilerinin tiyatro kökenli oyuncular tarafından böyle hor görülmesi de son derece yakışıksız.
Tunceli’nin köyündeki, Urfa’nın kasabasındaki, Konya ovasındaki adamın Çehov izlemesine imkan vardı da onlar mı gitmedi?
Ayaklarınız yere bassın artık.
Devir değişti...
Darülbedayi kibri diyorum ben buna...
Ama işte artık o zamanlar geçti, bitti, gitti...
Tiyatrolar yaşasın, hatta her semte kurulsun, çocuklar küçük yaşta oyun izleme adabıyla tanışsın ama şu da unutulmasın herkes tiyatro sevmek zorunda da değil.
Ben Güzel Sanatlar Fakültesi’nde okudum ve tiyatro bölümündeki arkadaşlarımın davetlerine bile gidiyormuş gibi yapar, oyun başlamadan az önce salondan çıkardım.
Bundan da utanacak değilim. Sevmiyorum kardeşim tiyatroyu Allah Allah kime neyin hesabını vereceğim?
Afakan basıyor, dikkatim dağılıyor, hikayenin içine giremiyorum, konsantre olamıyorum.
Koltuk gıcırdar, yanımdaki adam kokar, arkamdaki kadın öksürür, beriki konuşur...
Aynı oyununun sinema hatta dizi versiyonunu evde tek başıma sessiz, loş salonumda çok daha keyifle izliyorum, suç mu bu?
Ayrıca Aşk-ı Memnu’ya da bayılıyordum. Sabahları tekrarları var, kahvaltı eşliğinde onları bile izliyorum.
Ayy ne banal bir kadınım değil mi?
Bir kere dizilerden para kazanıp, şöhreti bu sayede yakalayıp, sonra da dizi sektörünü ve izleyicisini aşağılamak, küçümsemek yemek yediğin kabı pisletmekten başka bir şey değil.
Oradaki rol rol değil mi?
Ayrıca bu kadar rahatsızsanız, kendinize yakıştıramadığınız bir ortamın içindeyseniz, hitap ettiğiniz insanlara saygınız yoksa rica ederim sadece tiyatro yapmaya devam ediniz.
Böyle ayıplı, böyle hazin ve böyle ‘dramatik’ açıklamalarla kalp kırmayınız.
Yakışmıyor!
TİMSAH HÜZNÜ
Can Bonomo’nun ‘Bulunmam Gerek’ adlı yeni albümünün lansmanı Taksim’de bir gece kulübünde yapılmış.
Konuklar arasında 18 yıllık ilişkilerini geçtiğimiz Ekim ayında bitiren Sertab Erener ve Demir Demirkan da varmış.
Bir ara sahneye Sertab çıkıp Barış Manço’nun Kara Sevda isimli parçasını seslendirmiş ve bu sırada onu izleyen Demir Demirkan hüzünlü bakışlar sergilemiş.
Haydi canım oradan, ne hüznü?
Bence bu yorum magazin muhabiri arkadaşların romantik bir anına denk gelmiş!
Adam çıkıp gayet donuk ve ruhsuz bir açıklamayla 18 yıllık ilişkisini bitirdiğini basına bizzat kendi duyurmuştu biliyorsunuz.
‘Bu ilişkiyi ben bitirdim’in üstüne basa basa hem de. Şimdi neyin hüznünü yaşayacakmış?
Aklına başka bir şey gelmiştir onun.
Ya elektrik faturasını yatırmadığını hatırlamıştır ya da karnı acıkmıştır, çıkışta bir kelle paça mı içsem diye düşünüyordur.
Bahse girerim!
MAYASI TUTANLAR VE TUTMAYANLAR
Sonunda dişime uygun bir dizi buldum diye sevinmişken Poyraz Karayel’in reyting raporlarına korka korka baktım, ama korktuğum başıma gelmedi. Dizi yayına girer girmez tuttu. Kaliteli dizilerin genelinin başına gelen kötü talih Poyraz Karayel’i vurmadı. Benim de çarşamba akşamlarım şenlendi.
Bu arada Bu Tarz Benim’in topladığı nalları da görmezlikten gelemeyeceğiz. Eeee izleyicisine saygısı olmayan, oradaki kızları kendi çıkarları için kullanan, zerre değer vermeyen bir jüriyi artık kimse samimi bulmuyor tabii... O final akşamı kepazeliğini ne yapsanız unutturamazsınız.
Müstehak bu reytingler size!

