Öncel Öziçer

Öncel Öziçer

oncelozi@gmail.com

Dansöze eğlenceli(!) taciz

İki yüzlüyüz, hiçbir konuda ayarımız, standartımız yok...

Birine küfrederiz sonra gider aynısı biz yaparız.

Kadına tacizi konuşurken, kadını erkek zulmünden korumaya çalışırken, yine kadını aşağılayan küfürlerle derdimizi anlatmaya çalışırız.

Tam böyle acılı bir gündemin ortasında ünlü bir türkücünün oğlunun doğum günü fotoğrafları düşer önümüze...

Doğum günü sahibi çocuk dansözün memesine para sokuştururken, dansözün dedesi yaşında bir oyuncu eskisi kadının boynuna salyalarını akıtırken...

Al sana sırıta sırata, eğlene eğlene bir taciz gösterisi...

“Ama o dansöz yani n’olcak kii?” dersen senin de “mini etek giyip tacize uğrayınca bas bas bağırmayacaksın” diyen o medya maymunundan bir farkın kalır mı?

Ayarımız yok ayarımız...

Bir futbol programında kadına taciz tartışılırken o medya maymununa “Özür dile Türk halkından!” diye ayar veren adam bir süre önce “Bir kadın istemezse tecavüze uğramaz” diyen adam değil mi? Sahi Ahmet Çakar, sen bu lafı nasıl edebildin?

Haydi o densize zorla yarım yamalak özür dilettirdin...

Haberin Devamı

Peki sen bu ayıplı lafı ettiğin için, tüm tecavüz mağdurlarından ve yakınlarından ne zaman özür dileyeceksin?

O sözü ettiğin için kendini nasıl savunacaksın?

Yoksa aptala yatıp, yine ekranda bağırış çağırış tribünlere oynamaya devam mı edeceksin? Merak içindeyim...

Ve de derin bir üzüntü...

Bu ülke kadınları için, hiçbir zaman değişmeyecek zihniyetler için, ağzına Allah kitap kalkanını alan, aslında en büyük Allah’sız imansızların zulmüne uğrayacak daha çok hemcinsim olacağı için...

Tecavüzcünün alacağı cezaya bilmem ne indirimleri uygulayan yasaların asla değişmeyeceğini bildiğim için...

Ne yaparsak yapalım, ne söylersek söyleyelim erkek hegomonyasını, erkek salyaları bu toplumun kadınlarının üzerinden silinmeyeceği için...

Çok umutsuzum be!

Naklen taciz...

Son günlerde daha da gözümüze batmaya başladı..

Kanıksadığımız tacizler...

Aslında her an her saniye nasıl büyük bir tehlike altında olduğumuzu fark ettik. Kapıdan dışarı adım attığımız andan itibaren trafikte, yürürken, alışveriş yaparken, bir yerde oturup çay kahve içerken, yemek yerken, iş yerinde...

Haberin Devamı

Eğitim, sosyal statü falan da engel değil, içi kokuşmuş olana... Doktorundan taciz gören de var, iş yerindeki patronundan da...

Bak bu yazıyı yazarken bile tacize uğruyorum şu anda... Naklen!

Evin karşısında inşaat var...

Size bunları yazarken, hani hissedersin ya, kafamı bilgisayardan kaldırdım dışarı bir baktım... İki işçi, çalıştıkları binanın ikinci katında yan yana durmuşlar, birbirlerini dürte dürte sırıtarak evin içini kesiyorlar.

Ne görüyorlarsa artık, bana bakıp sırıtıyorlar.

Kalkıp panjurları kapatıyorum.

Gündüz vakti evin içinde panjur kapalı oturmak zorundayım. Çünkü bakıyor öküz, utanmıyor.

Yalnız yaşadığımı da anlıyorlar tabii... Eve gelen erkek arkadaşlarımı da görüyorlar falan ya, büyük ihtimal yolluyum onlara göre... Özgecan Aslan’ın hazin olayı gerçekleşmese, son günlerde bu konuyla yatıp kalkmasak belki bu kadar batmayacaktı bu yaptıkları...

Şimdi çıkıp kalasla kovalayasım var ikisini de... Ama o da çözüm değil işte!

Haberin Devamı

Diyorum, ben bu konuda çok umutsuzum!

DİĞER YENİ YAZILAR