Öncel Öziçer

Öncel Öziçer

oncelozi@gmail.com

Ağır tahrik yalanı bitmez

Adam 5 aylık hamile karısını vurup öldürüyor.

Sonra mahkemeye çıkıp klasik palavrayı sıkıp tahrik ve iyi hal indirimini alıyor.

Nedir o palavra?

Tabii ki “Başka erkeklerle yattığını söyledi” yalanı...

Bunu başka versiyonları da var. “Sen de erkek misin dedi”... “Erkekliğimle dalga geçti”... “Bilmem kim yatakta senden çok daha iyiydi dedi”... Gibi...

Bu kez katil işini daha da sağlama almış. “Kardeşimle yattığını söyledi” diyerek sıkı bir indirimi hak etmiş!

Sadece 18 yıl ceza almış.

Yatarı 12-13 yıl olur herhalde... Adam iki kişiyi öldürmüş. Hem kendi çocuğunu hem karısını... Ve hala bizim yasalarımız bu klasik tahrik palavralarını ‘yiyor’!

Çünkü adalet sistemimizin altı okka sakalı bıyığı var. Çünkü hukuk kadını korumaya değil, erkeği kayırmaya yönelik bir sistemle işliyor.

Ne kadın, ne çocuk... Yasa önünde varsa yoksa erkek.

Erkeğin namusu, erkeğin gururu, erkeğin ‘erkekliği’...

Sözde adı ‘namus cinayeti’, ama aslı bildiğin ‘kadın nefreti’!

Peki peki anladık!!!

Şahan Gökbakar kendi deyimiyle ‘7 yıldır zirvede’ ama nedense ‘birileriyle’ kavgası, laf atması, hırsı hiç bitmiyor.

Haberin Devamı

O birilerinin içinde en çok taktığı ‘biri’ de Cem Yılmaz tabii. İddiaya göre yine bir tweet’inde Yılmaz’ı hedef almış. Yazdıkları şöyle: “Nazar etme ne olur, çalış senin de olur diyeceğim ama kolay kolay olmaz be gardaş! Tam 7 yıl oldu beni o zirveden hiç indirmediniz... İşte o yüzden hep diyorum; ben ödül almayı tenekeden heykellerle değil seyircilerin beni her defasında en tepeye koyunca almayı seviyorum. Gerisi teferruat.” Çok satmakla kaliteli olmak arasındaki farkı aslında o da çok iyi bildiği için, bu bitmek tükenmek bilmez hırçınlığı. Korkunç bulduğum ve beş dakikasına dahi tahammül edemediğim, insanların nesine güldüklerini asla anlamayacağım Recep İvedik tiplemesi gibi aptal bir adam değil sonuçta.

Yaptığı işler onun da içine sinmiyor belki ama işte bulmuş ayak bileği seviyesinde bir kaynak, oradan testiyi doldurmaya bakıyor. Kendini de Cem Yılmaz’dan daha başarılı olduğuna gerçekten inandırmış. Öyle mutlu oluyor. Olsun... Ama şu sürekli yarışta hissetme hırçınlığından bir kurtulsun da buna bizi de inandırsın!

Haberin Devamı

Ben böyle şiir duymadım arkadaş!

Kendini istediği şeylere inandırma konusunda bir başka üstad da Seda Sayan’dır mesela. Her zaman kendinden çok çok küçük ve işsiz sevgililerini, kocalarını bizlere muhteşem yetenek olarak lanse etmekten bıkmadı, bıkmayacak.

Sonuncusu da, adamın karısının iddialarına göre, iki çocuklu işsiz ve de dişsiz bir adamdı.

Seda Sayan’la liseli ergenler gibi Twitter’dan tanışınca Seda onu İstanbul’a çağırdı.

Ne karısının ne de iki çocuğun gözünün yaşına bakılmadı.

Seda adamı önce diş, sonra iş sahibi etti.

Şimdi sorsan memleketin en yetenekli şairi bu kişi!

Hatta öyle bir şiiri varmış ki, Sezen Aksu o satırları duyunca hüngür hüngür ağlamışmış.

Neymiş o satırlar?

Sıkın durun, mendilleri hazırlayın: “Bana gel dedin ya işte geldim. Bırakma beni sensizliğin cehennemine. Ben mutluyum gözlerinin yeşil cennetinde... Bana gel dedin ya işte geldim ve sadece seninim.”

Haberin Devamı

Breh breh breh... Ne edebi, ne ulvi sözler bunlar yahu?! Bu satırlar aslında bir nevi itiraf da...

Erkan Çelik’in karısının sus payını almadan önceki “Kocamı Seda Sayan İstanbul’a çağırdı, o da bizi terk edip gitti” iddialarının bir kanıtı.

Seda Sayan bu yanlışı nasıl yaptı hâlâ aklım almıyor.

Sen koskoca Kadırgalı’sın... Dobralığınla nam salmışsın... Memlekette adam kalmamış gibi Twitter’dan tanıştığın evli çocuklu, işsiz, dişsiz adamla beraber olmak, sonra da onu, önce dişlerini yaptırıp, sonra kılığını kıyafetini düzeltip, zorla iş ve sosyal çevrenin içine monte etmeye çabalamak yakışıyor mu?

Bir de hâlâ ekrana çıkıp “Ben Türkiye’nin en güvenilir ismiyim” demiyor mu? (Diş meselesini de Erkan Çelik’in karısı Emine Çelik’ten duyduk. “Seda Sayan kocamı İstanbul’a çağırdı, dişlerini yaptırdı, sonra da para verip boşanmamızı sağladı” iddiaları eski eşin yani, bizim değil.)

DİĞER YENİ YAZILAR