Bu kış da ne depresyon yaptı yalnız be. Polyanna Türk olsaydı ayakta kalamayabilirdi öyle söyleyeyim ben sana. Ya da çok büyük dayak yerdi. Tam “ne güzel lapa lapa kar yağıyor” derken ağzının ortasına bir şamar yiyebilirdi mesela. Zira bizde öyle bireysel psikolojiler pek sevilmez. Girilecekse hep beraber depresyona girmeliyiz, çıkarken de hep beraber çıkmalıyız. Öyle birileri mutsuzken mutlu olmak falan çok göze batar bizde. Polyanna 5 dakika ana haber bülteni izlese o meşhur pozitif enerjisinden zerre kalmazdı zaten, “tamam ama gül biraz artık!” diye biz teselli etmeye çalışırdık kızcağızı. Zaten bizden çıkacak kahramanın adı “Arabesk Fatma” falan olur, neyimize gerek bizim Polyanna. Her şeyin altında bir şey arayan, küçücük şeyleri büyütüp kocaman sıkıntılar yaratan ve dünyayı kendine yaşanmaz bir hâle getiren, en ufak bir tartışmada ağlayan zırlayan kendini ordan oraya atan, herkesten ve her şeyden şikayet eden bir masal kahramanı yaratma konusunda kimse elimize su dökemez. Misal birileri “yahu hava da ne güzel bugün deyince” Arabesk Fatma koşarak yanlarına gidiyor ve “ama yarın baya kar yağacakmış” diyerek oradakilerin bütün yaşam sevinçlerini emiyor. Ya da nikah dairesine gidip evlenen çiftlere “bunlar cicim ayları tabi, bir sene sonra görürüm ben sizi” diyor ve ortalık buz kesiyor. Aslında dikkatle bakarsanız görürsünüz, binlerce Arabesk Fatma var etrafımızda.
Bu aralar bir çoğumuz da Arabesk Fatma olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Soğuk hava yüzünden evlere kapanıp baykuş gibi düşünmeler mi dersin, sıkıntıdan ne bulursak yiyip geri dönüşü zor olacak o kiloları almalar mı dersin, evli ya da sevgilisi olanların beraber çok vakit geçirmek durumunda kalmalarından dolayı artan laf sokmalı kavgalarını mı dersin ne musibet ararsan var bu aralar. Böyle havalardaki trafiği, aksırılığı tıksırığı, eski sevgilinin yeni sevgilisiyle kartopu oynarken çektirdikleri fotoğrafı instagram’a koymasını, boğazlı kazak giyip şekilsiz şekilsiz, astronot gibi dışarı çıkmayı falan saymadım daha.
Valla ünlü düşünür, renkli kişilik, en güzel duyguların insanı Yıldız Tilbe’nin “Yıkılmadım ama ayakta da değilim” sözünde de olduğu gibi, düşe kalka yaşayıp gidiyoruz işte hepimiz.
Hadi havalar çabucak ısınsın da güzel psikolojili, on numara beş yıldız insanlar olalım.
ESKİDEN ne derlerdi ŞİMDİ ne diyorlar!
ESKİDEN ne kadar iyi bir insan derlerdi.
ŞİMDİ tam bir gerizekalı diyorlar.
ESKİDEN kazandibi olsa da yesek derlerdi.
ŞİMDİ trileçe yemeden yaşayamam, macaronsuz ölürüm diyorlar.
ESKİDEN “senin beğenmen yeter beni” derlerdi.
ŞİMDİ “az layk alırsam bileğimi keserim” diyorlar.
ESKİDEN “kızım sen bu sesle boşver müziği, overlokçu falan ol” derlerdi.
ŞİMDİ Ömür Gedik’in yeni single’ı tüm müzik marketlerde diyorlar.
ESKİDEN utanınca suratlar kızarırdı.
ŞİMDİ surat yok.
ESKİDEN yemeğe oturunca şükür edilirdi.
ŞİMDİ selfie çekiliyor.
ESKİDEN sevdiceğimizi göremiyoruz diye üzülürdük.
ŞİMDİ çevrimiçi olmuyor diye üzülüyoruz.
ESKiDEN malını mülkünü reklam etmeyene “mütevazi biri” derlerdi.
ŞİMDİ vizyonsuz diyorlar.
ESKİDEN önce “nasılsın?” denirdi?
ŞİMDİ önce “wifi şifresi ne?” deniyor.
ESKİDEN iş arkadaşlarını satana “dünyanın en eski mesleğinin çocuğu” derlerdi.
ŞİMDİ gerçek bir profesyonel diyorlar.
ESKİDEN “hatırlaman yeter” derlerdi.
ŞİMDİ “tek taş almazsan biter” diyorlar.
ESKİDEN “ekmeği kes, sebze meyve ye, bol bol yürüyüş yap” diyene “biliyoruz lan” derlerdi.
ŞİMDİ yaşam koçu diyorlar.
ESKİDEN “o da senin görüşün tabi” derlerdi.
ŞİMDİ benim gibi düşünmeyen vatan hainidir diyorlar.
Ooo depresyon alıyorum bi dal
Haberin Devamı

