En büyük ekmek kapısı Merkür olan Susan Miller abla da durur mu, başlamış yine dökülmeye tabii; neymiş efendim önemli kararlar almayacakmışız. Büyük işlere başlamayacakmışız. Bir duracakmışız, Merkür efendinin keyfini bekleyecekmişiz. Bakıyorum etrafımdaki herkes istim üstünde. Hayatında en büyük kararı "Bugün bulaşıkları yıkayayım" olan bezginler, hayatındaki en büyük işi süreceği ojenin rengini seçmek olan aylaklar bile Merkür'e dikkat kesildiler. Sanki eskiden Merkür yoktu anasını satayım. Sanki eskiden Merkür kıpraşmıyordu. "Tabii ki de kıpraşıyordu ama o zaman Susan Miller yoktu" dediğinizi duyar gibiyim. Evet zeki okur, ayrıca o zaman televizyon da yoktu, internet de yoktu, gazete de yoktu, yoktu da yoktu. Kimse velveleye veremiyordu beyaz yakalı plaza insanlarını. Şimdi Susan Miller New York'tan "höööt" dese, Maslak dolaylarından "eyvah!" diye ses geliyor. Çünkü günümüz insanı endişeli ve pesimist artık. Tanıdığım herkes aşk meşk meselelerinden ziyade "işim gücüm düzgün gitsin de kredi kartı ekstrelerimi ödeyebileyim" derdinde. Gönül dertlerini unuttuk hepimiz. Unutmayanlar da yıldızdır gezegendir onların bu antin kuntin işlerine canlarını sıkmasınlar. Merkür'ün zulmü varsa sevenin Allah'ı var desinler ve geçsinler. Ama şunları Merkür'ün geri gitmesine itelesek fena olmaz bence...
- Milli Takımı’mızın Dünya Kupası’na gidemeyişini.
- Ebru Şallı'yla Sinan Akçıl aşkını.
- 2 aylık bebeğini evde bırakıp 9 günlük tatile giden anne müsvettesinin caniliğini.
- Bülent Ersoy'un birbirinden tuhaf saç ve elbise modellerini.
- Son zamanlarda katlanılmaz hale gelen İstanbul trafiğini.
Reklamlardan soğutan reklamlar
- Nil Karaibrahimgil'in söylediği "Karaoke candır sesini şarkılara bandır" nakaratlı jingle'ın olduğu reklam. Evet tamam şarkı akılda kalıcı falan ama fena halde de sinir bozucu.
- Başrolündeki teyzemizin aşırı itici oynadığı soğuk çay reklamı. Yeminlen çok bunaltıyor, izlerken yaka ısırmaktan kaç tişörtüm parçalandı. Teyzeye baksan soğuk çay Gümüşhane'nin bağrından kopmuş da Avrupalı öyle öğrenmiş sanırsın.
- Sempatik Kerem Bursin'i antipatik hale getirmek için çabalayan chat uygulaması reklamı da ayrı bir olay. "Yahu Kerem; yeni yeni tanınmaya, popüler olmaya başlarken ne gerek vardı böyle bir reklama?"
- Adonisli baklavalı erkekleri oynatan bisküvi markasınını son reklamı. Adamlar şokoparti yapmışlar resmen. "Kadın vücudu meta olarak kullanılmasın!" diye bangır bangır çığıran kimi kadınlarımızın iki adonis sevdasına bu "vücudun meta olarak kullanılması" davasından vazgeçtiklerini görmek de ayrı üzüntü sebebi.
- Bir de "Biz size 2 yıl oturucağımıza söz versek siz de bizden 5 ay hiç kira almasanız" cümleli bir internet şebekesi reklamı var ki evlere şenlik. Adam orada ev kiralıyor sen internet şebekesinden bahsediyorsun, alakaya maydonoz. Git onu herhangi bir ev sahibine söyle bak nasıl ıslak odunla kovalıyor seni.
- 22 Mart 2012 tarihinde Hoanes isimli kullanıcının attığı "lan adamın tişörtünde; kan, çikolata, at lekesi var sen çıkmış 'hımm zorlu bi leke' diyorsun. Bir sor adamın başına ne gelmiş de böyle olmuş" tweetini neredeyse copy paste edip reklam filmi yapan deterjan firmasının Binnur Kaya'yı oynattığı reklam.
Anne ben yaşam koçu oldum!
- Bir tane kişisel gelişim kitabı okudum.
- Müşterilerime "Pozitif ol" diyorum. Enerji içimizde diyorum. Kötü bir şey olursa da "Nazardır nazar" diyorum.
- Müthiş bir buluş yaptım, meğer spor yaparak kalorilerimizi yakabiliyormuşuz. Müşterilerime spor yapmalarını öneriyorum. Hatta ücreti mukabilinde beraber koşabiliriz diyorum.
- Ünlüler dünyasıyla tanıştım, arkadaş oldum. Röportajlarında benden bahsetmelerini istedim, sağ olsunlar bahsettiler.
- Ünlülerle magazincilerin yoğun olduğu Arnavutköy-Bebek arasındaki sahil yolunda dostlar sporda görsün koşularına başladım. Magazinciler yanımıza yaklaştığında "Üf görmüyor musunuz! Spor yapıyoruz!" bakışları atıyorum.
- Zayıflatmak için öyle bir para istiyorum ki duyanlar "Demek bunun bir bildiği var" deyip bir kamyon doları kafamdan aşağı boca ediyorlar.
Merkür'ün zulmü varsa, sevenin Allah'ı var
Bu Merkür denen uyuz gezegene yine bir haller, bir kıpraşmalar, bir şeyler olmuş, geri mi ne gidiyormuş bu.
Haberin Devamı

