Ömür Özdemir(@Cerilevis)

Ömür Özdemir(@Cerilevis)

-

Kaçın onlar geliyor!

Haberin Devamı

Merhabalaştıktan hemen sonra "Yılbaşında ne yapıyorsun?" sorusunu yapıştıran sosyal manyaklar...

-"Yılbaşını kutlamak bizim kültürümüzde yok" diyen "o çam ağaçları oranıza buranıza monte olsun" diyen içimizdeki fahri kültür bakanları.

-1950'li yıllarda biten "Seneye görüşürüz" esprisini yapmaya devam eden mizah düşmanları.

-"Bana ne hediye alıyorsun!" diye soran, "Eşeğin şeyini alıyorum" cevabı verilesi, 7 kat el, Fizan’dan arkadaşlar.

-2014'te Sinan Akçıl'ın sesi çatallaşmayacak, Sibel Can 300 kilo daha verecek, Bülent Ersoy evlenip çocuğunu kesecek gibi ünlü kehanetleri yapan sözüm ona medyumlar.

-Kendi evine nerdeyse shengen vizesiyle misafir alan ama "Yılbaşı gecesi sizin evde parti yapalım!" demekten imtina etmeyen çakal carlos arkadaşlar...

-"Yılbaşı gecesi hangi ünlü ne kadar alıyor?" haberleri ve o haberlerlerdeki okuyana "boşuna çalışıyoruz" dedirten astronomik rakamlar.

-Yılbaşı gecesini hayatının en mühim gecesi gibi abartıp filmlerdeki gibi bir ihtişam yaşamak isteyen, mantık düşmanı sevgililer. Hele bir de "canım biz Erdem'le Amerika'ya gidiyoruz, Özgürlük Anıtı'nın üzerinde şampanya patlatıp okyanusa atlayacağız!" diyen bir arkadaşı falan varsa yandınız.

Dünyanın en saçma şeyleri TOP 5

1- Boğazlı kolsuz kazak: Yıllardır anlam veremediğim, gereksiz mi gereksiz, hangi amaca hizmet ettiği belli olmayan mantık dışı bir kıyafet. Amacın soğuktan korunmaksa kolların nerde, hava kollarını açacak kadar sıcaksa neden boğazlı o kazak?

2- Belediye başkanlıklarına "aday adayı" olanların sokaklardaki afişleri... Bize ne onların aday adaylıklarından? Aday olsunlar öyle gelsinler. Hayır yani ne katkısı olabilirki sıradan vatandaşın onların aday adaylıklarına? Sms falan da atıyorlar. Kimse genel başkanları gitsinler ona sms atsınlar "günaydın tatlım" falan diye.

3- Beatbox... Bitmedi abicim, bitemedi bu meret. Hatta ve hatta ülkemiz yetenek yarışmalarında matah bir şeymiş gibi yapılmaya devam ediyor hâlâ. "Acun abi ben Almanya'dan geliyom, size beatbox yapıcam" cümlesiyle başlıyor her şey ve koca koca adamlar dünyayı kurtarıyorlar edasıyla ağızlarından birtakım sesler çıkarıp alkış bekliyorlar. Biz burda adamların gurbette canı çıkıyor diye üzülüyoruz, adamların ağızlarında pırt çırt çurt sesler, gerçi belki de özlemin yan etkisidir, bilemezsin.

4- Sabahın köründe uyanıp işe, okula gitmek zorunda olmak... Bunun mantığını çözen varsa beri gelsin. Ne olurdu yani saat 12'de uyanabilse insanoğlu, bir süre yatakta sağa sola dönse, keyif yapsa, rahat rahat kahvaltısını yapıp, saat 13 gibi işine okuluna gitse? Haydi sevgili büyükler, haydi, geç kalmış sayılmazsınız. Bir el atın şu işe.

5- Televizyonlarda magazin haberi yorumu yapan erkekler. Bir de her sabah her sabah yapıyorlar. Koskoca kıllı böğürlü kahvehane abileri "Kenan Doğulu Beren Saat'e uçan balon almış, Beren'de onu öpmüş, ne şekerler." falan diyorlar, "Kıvanç, Çağatay'dan daha yakışıklı bence" diye kıyasıya tartışıyorlar.

"Salih abi biz neden battık?" sorusuna muhtemel cevaplar:

- Çünkü kahvaltı hızlı servis edilmesi gereken bir öğündü. Öyle salına salına servis yapmamalıydınız. Yeni uyanmıştık, açtık, sabırsızdık. Hiç olmazsa oturur oturmaz bir çay verseydiniz önümüze. Ayrıca camış değildik, 30 bardak çay içmezdik zaten. Kahvaltı ücretinin içine 3 lira 5 lira daha katıp "sınırsız çay" deseydiniz irrite olmazdık.

- Çünkü markette 20 liraya satılan şarap sizde 70 liraydı. Tamam eyvallah mekanınız güzeldi hoştu, ayrıca serbest piyasa ekonomisi var ülkede ama böyle de geçirilmezdi. Yurdumuz çöl değildi sonuçta, üzümümüz çoktu.

- Çünkü kapıdaki bodyguard'larınız fena halde uyuzdu. İnisiyatif kullanmıyorlardı ve kapıya her gelene "potansiyel gangster ve azılı bir sapık" muamelesi yapıyorlardı.

- Çünkü gerekli gereksiz zamanlı zamansız sürekli kampanya sms'leri yolluyordunuz. Hatta uluslararası bir pizzacı olarak "neden bizden pizza sipariş etmiyorsunuz?" diye telefon bile açtınız. İşte orada bir koptuk, soğuduk.

- Çünkü yüksek bir meblağ karşılığı verdiğiniz televizyon hizmeti en ufak bir yağmurda kesintiye uğruyordu. Biraz sabrettik, belki düzelir dedik ama devam edince vazgeçtik. Üstelik müşteri ilişkileri temsilcilerinizden fırça da yedik bazen.

- Çünkü duraktan çağırdığımız yere gelirken taksimetreyi açıyordunuz. Sonra bunu yapmayan bir taksi durağı keşfettik ve orayı aradık, hatta telefonumuza bu yeni çıkan taksici aplikasyonlarından yükledik, ya da yoldan geçene bindik.

- Çünkü sizden kargomuzu almak imkansızdı. Ya kayboluyordu yolda ya çok geç getiriyordunuz ya da evde bulamayınca binbir işkence çektiriyordunuz. Sıkıldık sonra bu durumdan, birbirimize anlattık şikayetlerimizi, sonrasını biliyorsunuz...

Üç Pazar önerisi

- Mümkünse Polonezköy'de güzel bir kahvaltı yap. Ardından dökülmüş yapraklarla bezenmiş meşhur orman yolunda uzun bir yürüyüşe çık. Â Düğün Dernek filmine git. Ahmet Kural, Murat Cemcir ve Rasim Öztekin'in şahane oyunculuklarını izleyip, bol kahkahalı bir kaç saat geçir. Â Özlenen adam Bora Öztoprak'ın yeni albümünü dinle. Özellikle ‘Eylül’ ve ‘Debelendik’ şarkılarını dinlerken "dünya aslında güzel bir yer" de.

Yurdum meşhurlarına birkaç Twitter notu...

- Sanal mecralarda konuşulmak değil, nasıl konuşulduğun önemli. Herkes sana "malın bayrak taşıyanı" derken konuşuluyorum diye böbürlenirsen kadrolu loser olursun.

- Twitter'da çok takipçin olması çok hayranın olduğu anlamına gelmiyor. Sana uyuz olanlar da takip edenler arasında. 3 milyon takipçin de albümünü alıyor mu? Hayır.

- Şarkınızın, programınızın, dizinizin dünya'da trend topic olmasının havası var ama manası yok. Elin Yeni Zelanda'lısı naapsın senin şarkını? Sen Gümüşhane'de ses getirebiliyor musun ondan haber ver.

- Duyarlı olmak güzel şey ama "her konuda duyarlı olmalıyımcılık" da gereksiz bir çaba. "Bugün dünya arıcılık günü, Tüm kovanlar balla dolsun!" gibi temenniler "yahu ne samimi bir insan" dedirtmiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR