- Asla sevdiğinizi söylemeyin. Ketum olun. Geri çekin kendinizi ve ağırdan alın. Bir araştırmaya göre ikide bir sevildiğini duyan insanların yüzde 99'u fena halde şımarıyormuş. Evet, tamam ben uydurdum bunu ama bence öyle yani.
- Sevdiğinizi belli de etmeyin asla. Öyle kahvaltı hazırlamalar, küçük jestler falan bozuyor ilişkiyi. Bir gün belli edecek, söyleyecek diye pür dikkat beklesin dursun.
- Mesajlarına hemen geri dönmeyin, görüşme isteklerini erteleyin. Ulaşılmaz olmak iyidir bak valla dinle sen beni.
- Özel günlerinizi unutmaya çalışın. Öyle her günü hatırlayıp mıçmıç olursanız hoş olmuyor, tecrübeyle sabit. Doğum gününü hatırlayın bak ama, unutmayın onu. Bir buket çiçek yeterlidir.
- Sakın öyle çok dürüst falan olup da her şeyinizi anlatmayın. Esrarengiz olmaya çalışmakta fayda var. Sizi çözmeye çalışmakla geçsin ömrü. Güven vermeyin sakın. Canlı canlı ilişki işte, mis gibi.
- Arkadaşlarına iyi davranmayın. Korksunlar çekinsinler biraz sizden. İyi davrandıkça yüz bulup tepenize çıkarlar o arkadaşlar, size haber vermeden planlar yapmaya başlarlar sevdiceğinizle. Sonra da hoop bir bakmışsın yalnız kalmışsın.
- Öyle sürekli tavşanlar gibi şey yapmayın. Cinsel hayattaki mutluluk çok tehlikeli. Her şey yolunda giderse bir süre sonra monoton bir ilişkiniz olacak. Uzun aralar verin, ne zaman olacak diye beklesin. Al sana capcanlı bir cinsel hayat.
- Geleceğe yönelik planlar falan yapmayın sakın. Ne o öyle filmin sonunu söylemek, spoiler vermek falan.
Günümüz insanının devasız hastalıkları
- Sosyal medyayı amacına göre kullanalımcılık.
- Twitter'da okuduğu şakaları o an ve ilk kendisi yapıyormuşcasına gündelik hayatta yedirmeye çalışmacılık.
- İş yaptırırken coşup, ödeme günü geldiğinde ölü taklidi yapmacılık.
- Lafa gelince mangalda kül bırakmayıp, icraatta çuvallamacılık.
- Ben demiştimcilik, benim sayemdecilik, ben yaptım olduculuk.
- Bütün jestler, bütün kıyaklar bana yapılsın, ben öylece durayımcılık.
- Herkesle iyi olmalıyımcılık.
- Bakın ben her konuda çok duyarlıyımcılık.
- Bakarızcılık, ayarlarızcılık, hele o gün bir gelsindecilik.
- Benim gibi düşünmeyenin Allah belasını versincilik.
- Hep dürüstlüğümden kaybediyorumculuk.
- Düşmanımın düşmanı benim dostumdurculuk.
- Hatalarını görüp ders almak yerine tüm olumsuzlukları Merkür'e Mars'a bağlayıp rahatlamacılık.

Evli bir kadın eski eşinin programına çıksaydı
Bildiğiniz üzere Bülent Ersoy hanfendi geçen hafta yaptığı televizyon programında şu an başka bir kadınla evli olan eski eşi Armağan Uzun'u konuk etti. Ben de dahil birçok kişi bunu başlangıçta gayet normal olarak karşılarken program esnasında anlatılan yatak odası hikayeleri bambaşka bir şeyi düşündürttü bana.
Eğer evli bir kadın eski eşinin programına katılıp güle oynaya yatak odası hikayelerinden bahsetseydi güzel ülkemizde neler olurdu? Bu durum nasıl karşılanırdı? Bu kadar sessizce atlatılabilir miydi?
Bence malesef şunlar olurdu...
- Öncelikle kocası böyle bir şeye izin vermezdi bence. Verirse de bundan sonraki hayatını "godoş" ya da "gavat" gibi sıfatlarla yaşamayı göze almış olması gerekirdi.
- O kadın sosyal medyada "namussuzsun" ithamıyla çok ağır küfürler edilerek linç edilirdi.
- Babası "kızımdan utanıyorum" temalı uzun uzun röportajlar verirdi.
- Devlet büyüklerimizden "böyle şeyleri tasvip etmiyoruz" benzeri açıklamalar yapılırdı.
- Ertesi gün bütün gazetelerde ve ana haber bültenlerinde o kadının mezhebinin ne kadar geniş olduğu masaya yatırılırdı.
- Fırsat bu fırsat diyen internet siteleri "işte o kadının bikinili halleri" başlığıyla foto galeriler açarlardı.
- Ayşe Arman derhal o kadınla röportaj yapar, manşetini de "tabuları yıkan kadın" koyardı.

