Ömür Özdemir(@Cerilevis)

Ömür Özdemir(@Cerilevis)

-

İletişimsiz Türkiye

Haberin Devamı

İletişim çağındayız, uzay çağındayız hikayelerini falan kimse anlatmasın bana. Tamam belki cep telefonlarımız akıllandı, bilgisayarlarımıza üstün işlemciler takıldı, televizyonlar kıl kadar inceldi, ama biz insanoğlu nedendir bilinmez kendimizi güncelleyemedik bir türlü. Hâlâ ilkçağ seviyesinde iletişim kuruyoruz reel hayatta. Hatta belki ilkçağdan da kötüyüz. Hiç dinlemiyoruz, hiç anlamıyoruz, hiç hak vermiyoruz, hiç samimi değiliz! Mış gibi miş gibi yapmaktan ciğerimiz soldu. Birbirimize bakmıyoruz, birbirimizi duymuyoruz, birbirimize dokunmuyoruz. Durum o kadar fena ki; biri bizi dinlediği zaman bin kere teşekkür etme ihtiyacı hissediyoruz ona. Sağol beni dinlediğin için, varol beni dinlediğin için, çok mutluyum beni dinlediğin için falan diye uzadıkça uzuyor teşekkür faslı. Hele bir de iyi bir şey duymuşsak mutlaka doğrulatma ya da tekrar ettirme ihtiyacı hepimizde. Hepsini geçtim birbirini anlamak dinlemek isteyenler olursa ona da mani oluyor etrafımızdaki birtakım meymenetsizler.

Son günlerde kimbilir kaç kere içten içe “o onu demek istemedi aslında, sen de böyle demek istemedin, keşke bir yerde oturup bir kahve içerken bunları konuşsanız” derken buldum kendimi. Hele o televizyondaki tartışma programları. Hani olabilse o televizyonun içine elimi sokup birini o kanaldan alıcam, birini bu kanaldan alıcam, salondaki kanepeye oturtucam bunları, mutfağa gidip çay kurabiye falan getirip “buyrun burada anlatın derdinizi, anlaşmadan gitmek yok, akşam da karpuz kesip pijama partisi yapacağız” diyeceğim. İtiraf edelim çoğu zaman biz de yapıyoruz bunu. Tartışma esnasında sakin olmayı başaramıyoruz. An geliyor öyle tuhaf bir konuşmanın içine giriyoruz ki geri vites yapmak mümkün olmuyor. Kendimizi durdurmak istiyoruz, karşımızdakiyle daha sıcak, daha sevecen bir dialoğa girmek istiyoruz, “aslında sen haklısın” demek istiyoruz, “senin dediğin daha doğruydu” demek istiyoruz, “kabahat bendeydi” demek istiyoruz, fakat yapmıyoruz, yapamıyoruz. Çoğu zaman da haksız olduğumuzu duymamak için dinlemiyoruz zaten!

-Sözünü kesiyoruz.

-Sen beni anlamıyorsun deyip masadan kalkıyoruz.

-Tartışmayı kestirip atmak, hatalarımız duymamak için son söyleyeceğimiz şeyi ilk başta söyleyip uyuz ediyoruz.

- O konuşurken başka şeylerle ilgileniyoruz.

-Kel alaka meseleler açıp haksız olduğumuz ana konudan uzaklaşmaya çalışıyoruz.

-Karşı taraf tamam ben hatalıyım deyip özür bile dilese iyi niyeti suistimal ediyor ve daha fazla üzerine gidiyoruz.

-Sinirlerimize hakim olamayıp fevri hareketler yapıyoruz.

-Sırf onun iyi taraflarını görmemek için yalan yanlış şeylere inanmak istiyoruz. Hiç bir şey bulamadık, çamur atıyoruz.


Günlük hayatımızda yaşanan iletişimsizliklere 1500 tane daha örnek verilebilir. Dediğim gibi; keşke tartışma sürerken “sen haklısın aslında” diyebilsek. “Gururumun canı cehenneme” deyip kendimizi dizginleyebilsek. Bunu yapabilenler de yok mu? Var tabi. E ne diyelim sevgili okur; Allah hepimizi etrafımızdaki fitne fesatlardan, “nasıl davranacağımı şaşırdım” diye düşündürenlerden korusun. “Konuşun anlaşın öpüşün barışın” demek yerine, türlü çakallıklarla, çoğu zaman da iftiralarla sıkıntıyı büyütenlerden korusun! Umarım en kısa zamanda yeni durum güncellememiz gelir. Belki o zaman birbirini daha iyi dinleyen, daha iyi anlayan, daha hoşgörülü, daha tahammüllü insanlar oluruz.

DİĞER YENİ YAZILAR