Ömür Özdemir(@Cerilevis)

Ömür Özdemir(@Cerilevis)

-

Gün sinerji günüdür beyler...

Haberin Devamı

Siz de yıllarca adonis ve baklavalarıyla plajlarda arz-ı endam eden hemcinsleriniz tarafından hunharca eziklenenlerden misiniz? Durun tahmin edeyim siz de geçen yaz sonu “bu kış öyle vücut çalışacağım ki önümüzdeki yaz plajların bisküvi erkeği ben olacağım” deyip, kendinize sözler verip, bu yaz da her yaz olduğu gibi cortlayanlardansınız değil mi? Kaybedenler kulübüne hoş geldin dostum. Buyur otur. Sana bu yaz neler yaşayacağını hatırlatayım;

- Yine her yaşanan andan bomba espriler çıkarmaya çalışan.

- Yine sürekli ortama bir şeyler ısmarlayıp, bütçeyi sarsacak haşırt dı bilekboort hesaplar ödeyen.

- Yine o figür bu figür derken düğümleninceye, pist boşalıncaya, herkes evine dönünceye kadar dans etmesi gereken.

- Yine en dikkat çekicisinden, en şaşalısından, en pahalısından giyinmek zorunda olan.

- Yine yurdum sahillerinde gitarıyla döktürmesi ve enbe orkestrası kadar repertuarı olması gereken.

- Yine alkollü gecelerin sonunda kafası ilk açılacaklardan olup “herkesi evine taşıyan iyi çocuk” olması gereken.

- Yine en iyi barbeküyü, en iyi mangalı yapma, “ortamdakileri yediren insan” olma, ve öyle anılma durumunda olan sen olacaksın. Kusura bakma valla kardeşim, dost acı söyler...

Hal böyleyken gururu bir kenara bırakıp kaslı arkadaşlarla kaynaşmaktan başka bir çaremiz yok arkadaşlar. Hal böyleyken onlara bilenip, onlara düşman olmak bize hiçbir fayda sağlamaz. Hem zaten aylardan Temmuz oldu, bu tripler için çok geç. Eziklenmek kaçınılmazsa zevk almaya bakacağız artık. Onlarla bir kardeş, bir dost, ortamlara akan kankalar, iflah olmaz pampalar olmaya çalışacağız bu saatten sonra. Çalışacağız diyorum çünkü onların bunu isteyeceğinden pek emin değilim. Hatta dur ben buradan onlara sesleneyim;

Sanırım şu an boy aynasının karşısında bir elinizle vücudunuzu okşuyor, bir elinizle de fotoğrafınızı çekip “Analar neler doğuruyor be” özgüveniyle kendinizi izliyorsunuz ve bu satırları okumuyorsunuz ama bu yakarışımızı elbet birileri size iletir kaslı abilerim... Kaslı abilerim gün sinerji, gün dayanışma günüdür. Gelin bu yaz biz vitaminsiz kardeşlerinizin derdine derman olun, onların yaralarını sarın, siz varken tişörtle güneşlenmek zorunda olan bizleri de ortamlarınıza sokun. Hem bizim de bir sürü artımız var yani; kaslı erkek seven ve bizimle arkadaşlıktan öte bağ kurmayan, çok güzel kız kankilerimiz var onlarla sizi tanıştırabiliriz mesela. Tamam ya tamam kabul, içecekler bizden, taksi paraları da, yemekler de... Koca bir yazı Küçük Emrah ifadesiyle geçirmeyelim yeter bize...

Kimse kusura bakmasın ama...

- Ne Hande, ne Serdar, ne Demet. Bu yazın en iyi Türkçe pop şarkısı Ayşe Hatun Önal’ın “Çak Bi Selam” şarkısı.

- Slip mayo kimseye yakışmıyor, yapmayın etmeyin beyler, gelin bu sevdadan vazgeçin.

- Ödül töreni yapmayı bilmiyoruz. Hele geçen günkü Altın Kelebek ödülleri töreni neydi abi. Annemin altın günü organizasyonu daha organize ve daha ihtişamlı.

- Nuri Bilge Ceylan’ın Altın Palmiye Ödülü alan filmi Kış Uykusu güzel bir film. Adama atıp tutmalar bırakılsın bir zahmet.

- Şezlong kiraları almış başını gitmiş. Sanki 3.Selim’in tahtına oturuyoruz.

- Dünya Kupasında ilk turda elenen İspanya, İtalya, İngiltere, Portekiz gibi Avrupa devlerine bakıp kendimize pay çıkarmayalım. Onlar en azından oraya gidebildiler.

- Tamam belki iyi bir insandır, saygı dolu sevgi dolu bir insandır, iyi dosttur, iyi arkadaştır ona lafım yok. Ama neden Ömer Üründül’e önemli maçlarda yorumculuk görevi TRT, anlatsana biraz? Yok yani bir kişi duymadım ki “Ömer Üründül’ün yorumları şahane” desin. Neden bu ısrar ve halkın sesine kulak vermemek anlamak güç doğrusu.

Güzel Muğla, güzel köy, güzel insanlar

Bir süredir Muğla’dayım. Muğla’nın Bozöyük köyünde çekilen ve bu Çarşamba Star Tv’de ilk bölümü yayınlanan Güzel Köylü dizisinin oyuncu kadrosunda yer alıyorum. Yahu psikolojim düzeldi burada resmen, kendimi bütün kötülüklerden arınmış gibi hissediyorum. Sevdiğim insanları bir tarafa koyacak olursam İstanbul’u hiç özlemediğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü mesela şöyle şeyler var;

- İstanbul’da gülmeyi unutmuşuz biz. Otobüste, minibüste, metroda, vapurda herkesin suratlar 10 karış, herkes bir yerlere yetişme peşinde. Burada ise herkes selamlaşıyor, konuşuyor, köyün kahvesinde şakalaşıyor, anlatıyor, dinliyor. Kimse cep telefonuna bakmıyor, kafasını aşağıya indirip uçsuz bucaksız sanal alemlerde kaybolmuyor, herkes yüzde 100 gerçek, herkes yüzde 100 pür neşe.

- İstanbul’da bir günde yapabileceğin faaliyetleri Muğla’da 1 saate sığdırabiliyorsun. Burada trafik yok, sıra bekleme yok, dolayısıyla stres yok, vakit kaybı yok, akıl var, mantık var, sağlık var.

- İstanbul’la kıyaslanınca her şey çok ucuz. Yemek mesela. İstanbul’da 30 liraya yaptığın kahvaltıyı 10 liraya yapabiliyorsun burada. Üstelik güleryüzlü bir garsonun sunumuyla. Neşeli bir restoran sahibinin kahkahasıyla. Bakkalı marketi de daha ucuz. İstanbul’da şişirilmiş rakamlar burada patır patır patlıyor. Yahu çikolatamıza, çekirdeğimize, gazozumuza fazladan fazladan ne paralar veriyormuşuz meğer.

- Sorduğunuz adresi uzun uzun anlatmayı seven insanlar var burada. Seninle beraber hırs yapıyor, endişe ediyor adresi bulmak için. Hani neredeyse arabana atlayıp seninle adresi bulacak sonra ilk vasıtayla sorduğun yere geri dönecek.

- Peyniri peynir, domatesi domates, patlıcanı patlıcan, reçeli reçel, ekmeği ekmek gibi lezzetli. Sağlıklı yaşamak için özel bir çaba harcamanıza gerek yok. Bir yıl içinde İstanbul’da oraya buraya akıttığımız paralarla buradan iki dönüm arsa almanız da mümkün ayrıca.

- Çekim yaptığımız Bozöyük köyünün okulunun çim hokeyi takımı Türkiye şampiyonu olmuş mesela. Evet evet aynen öyle, çim hokeyi. Yani nedir? Ders dışındaki zamanı internet cafelerde zaman çürütmemişler; Yani nedir? Burada çimlere basmak yasak değil, burada çimlere basmak moda.

Renault - MAİS ve Nişantaşı Üniversitesi işbirliği yaptı

TÜRKIYE Otomotiv sektörünün öncü kurumlarından Renault MAİS ile hızla büyüyen Nişantaşı Üniversitesi Rektörlüğü arasında eğitim işbirliği protokolü imzalandı. 23 Haziran 2014 tarihinde imzalanan protokole Renault - MAİS adına Genel Müdür İbrahim Aybar, Nişantaşı Üniversitesi adına Rektör Prof. Dr. Kerem Alkin imza koydular.

Söz konusu protokol çerçevesinde Nişantaşı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği ve İşletme dört yıllık lisans programının içeriğini, iş dünyasının ihtiyaçlarına göre Renault MAİS ile Nişantaşı Üniversitesi birlikte belirleyecek. İşbirliği kapsamında, Renault MAİS çalışanlarına seminer ve konferanslar verilebilecek. Üniversite, Renault’un ihtiyaç duyduğu bilimsel konularda (anket yapılması, raporlar hazırlanması vs) çalışmalar yapacak.

Protokol çerçevesinde Renault, Nişantaşı Üniversitesi’nin ilgili bölüm öğrencilerine staj ve iş imkanı sağlayacak.

DİĞER YENİ YAZILAR