Bir 8 Mart Dünya Kadınlar Günü daha tarihin tozlu sayfalarındaki yerini aldı. Umarım kadına şiddetin sadece böyle günlerde hatırlandığı ve önemsendiği bir ülke olmak da tarihin tozlu sayfalarındaki yerini alır bir gün. Ayrıca da bu şiddet denen pisliğin kadını erkeği olmaz, olmamalı! Kadına uzanan eller kırılsın da erkeğe uzanan eller öpülsün mü yani, değil mi? O eller de kırılsın. Ama kabul etmek gerekir ki şiddete uğrama meselesinde kadınlar erkeklere göre çok daha mağdurlar. Biz erkekler genellikle psikolojik şiddete uğruyoruz. Bu nedenle ben de goygoyla ve kıskançlıkla karışık;
9 Mart gününün Dünya Erkekler Günü olarak kutlanmasını ve bu psikolojik şiddete dikkat çekilmesini öneriyorum. Hem bakın ne kadar da centilmenim,
7 Mart demedim, 9 Mart dedim, Kadınlar Günü’nden sonra olsun dedim, "ladys first" dedim. Şimdi hemen "Siz ne şiddetine uğruyosunuz yahu!" diyen kadınlar olacaktır. Onlar bana bir kulak versinler az...
- Çocukluğumuz acılar içinde geçiyor, çöp dökmeye, ekmek almaya hep biz gidiyoruz. Halbuki sen de çocuksun ben de, aynı savunmasızlıktayız. Gelgelelim 5 yaşında olsak bile sırf erkeğiz diye o karanlık sokakları hep biz arşınlıyoruz.
- Ortaokuldan itibaren kravat diye bir şey takıyorlar boynumuza. Yahu daha ortaokuldayız be kardeşim. Bağlaması bir dert, takması bir dert bunun. Sırf okul yıllarında mı; hayır, yıllarca takıyoruz o medeniyet yuları denen lanet şeyi!
- Önce anlı şanlı bir "Haydi amcalara pipini göster" dönemi yaşıyoruz, sonra da düğün dernekle, alkışlar arasında pipimiz kesiliyor. Yahu hani övünüyorduk onunla! Ayrıca hayatının geri kalanını şekillendirecek olan şeyin herkesin huzurunda davullar zurnalar eşliğinde kesilmesinin travmasını atlatmak kolay mı? Resmen sınanıyoruz.
- Okul yıllarında kızların saçına doğru düzgün karışılmazken senin saçının uzunluğu her sabah müdür yardımcısı tarafından masaya yatırılıyor. Binbir katakulliyle sınıfına girmeye çalışıyorsun. Her sabah ayrı stres. Okul yılları bitti işe girdin şimdi de her sabah sakal traşı olmak zorundasın. Sabahın köründe ele jilet alıp suratımızı kesmenin mutsuzluğundan haberiniz var mı ey dünya güzelleri?
- İlk buluşma da dahil neredeyse tüm buluşmalarda hesabı bizim ödememiz bekleniyor. Hele bunun aksini yap bak hatunun arkadaş ortamında nasıl idam cezasına çarptırılıyorsun hemen. Parası var mıdır? Belki yokluktadır demeden böğrümüzde hep bir hesap ödeme baskısı. Yahu en azından arkadaşınızın hesabını ödemeyelim.
- Özel günler yok mu o yere batasıca özel günler. Tam bir kabus, tam bir korku filmi biz erkekler için. Sevgililer günüydü, anneler günüydü, kadınlar günüydü, yılbaşıydı, doğum günüydü, sevgilinin dıdısının dıdısının doğum günüydü, ilişkinin yıldönümüydü, evliliğin yıldönümüydü hep bir iyi şey, hep bir pahalı şey hediye etme baskısı. Bizler don, çorap, kravat, çakmak hediyesiyle savuşturulurken bizden beklenen tektaş, Paris gezisi, hatta
bir umut araba, ev oluyor. Valla yazık bize ya.
- Kadının istediği her an sevişmeye hazır olmalısın. Ufacık bir zamanlama hatası kadınlar arasındaki o büyük dedikoduya adının karışmasını sağlıyor ve yeni sevgili bulma olasılığın tek haneli rakamlara iniyor. Ne iktidarsızlığın kalıyor, ne de beceriksizliğin. Boyut meselesinin tantanasına hiç girmeyeyim. O konu daha vahim.
- Karşımızda hep bir evlenme teklifi bekleyen kadın. Üstelik taa lise yıllarında başlıyor bu baskı. Daha çocuğun sakalı bıyığı nemlenmemiş, cebindeki para sadece leblebi tozu almasına yetiyor, ama arkadaşlarıyla "Hangimizin sevgilisi daha çok seviyor" yarışına giren 13 yaşındaki kızımız Ecesu, 14 yaşındaki Berkecan'dan evlilik teklifi bekliyor. Berkecan da ne yapsın babasının cebinden çaldığı paralarla Ecesu'ya yüzük alıyor. Kendi aralarında sözlenip yaz tatili başlayınca ayrılıyorlar. Berkecan büyüyünce de durum değişmiyor aslında. Kimse ona "Maddi durumun nedir, psikolojin ne durumda?" diye sormuyor. Berkecan hep hazır olmak zorunda olaya. Hepimiz Berkecan'ız.
- Ömür boyu çalışmak zorundayız. Çalışmazsan, adam gibi bi işin olmazsa "eksik erkek" muamesi görüyorsun ve kimseler seni iplemiyor. "Zengin bir kadın bulup evleneyim de hayatımı kurtulsun" gibi lükslerimiz yok bizim. Al sana şiddetin babası.
Atın beni denizlere!
- Ömür Gedik, Every Breath You Take'i söylerken.
- Bülent Ersoy bilmem kaç hayvan telef edilerek yapılan kürklerini öve öve bitiremezken.
- Serdar Ortaç 30 bininci kez "evlenmek istiyorum" diye röportaj verirken.
- Nihat Doğan merhum Chavez'den "yoldaşım" diye bahsederken.
- Çalışma Bakanı Faruk Çelik asgari ücret için "800 lira büyük para, geçinirsiniz" derken.
- Manchester United-Real Madrid maçını yöneten Cüneyt Çakır'ı yerin dibine sokan dış kapının mandallarını dinlerken.
- Çok bilindik köşe yazarlarının Nusret'in pahalılığıyla ilgili yazılarını okurken. Hazır konu açılmışken; Tek derdiniz bu mu abi?
- Bilmeyen birine Twitter'ı anlatırken.
- Nil Erkoçlar'ın Rüzgar olması hakkında iğrenç espriler yapılırken.
- Markaların şiddete dikkat çekme bahanesiyle Kadınlar Gününü istismar eden uyduruk projeleri gözümüze sokulurken.
- Ortamdan biri "En kral fotoğrafçı Mehmet Turgut" derken.
5 soruda sosyal alem
Ceri, İnci Pars’a sordu

İnterneti en çok hangi amaçla kullanıyorsun?
Youtube'da dolaşmak ve de Google ile öğrenmek istediğim şeylere rahatlıkla ulaşabiliyorum.
Twitter mı, Facebook mu?
İkisini de tamamıyla işim için kullanmaya çalışıyorum.
Twitter'da severek takip ettiğin kullanıcılar kimler?
Gani Müjde'yi ve seni takip etmeyi çok seviyorum.
Twitter'da takipçi artırma kaygın var mı?
Kesinlikle yok, ben Twitter'ı yaptığım işlerle ilgilenen insanlarla dialog kurmak için kullanıyorum. Bizi izleyen gerçek kitlenin twitter ve diğer sosyal mecralarda olmadığına inanan biriyim. Takipçi sayısı ile gerinen insanların da bir balon olduğunu düşünüyorum. Ve Twitter'daki birçok insanın o mecrada normal hayattan daha cesur olduklarını görüyorum.
Twitter'ın şöhretin büyüsünü bozduğuna inanıyor musun?
Ben kendi adıma çok hayal kırıklığına uğruyorum. Bunun adı büyünün bozulması olabilir.
@littleiv3
Otobüse arka kapıdan binip akbilini öne uzatan insanın akbilini takibini, ceylanı takip eden aslanda bulamazsın.
@melikekarakarta
Ben Mart'a Mart demem, Kadınlar Günü için dayak makyajı yapılmış ünlü kadınlar ve kadın kılığına sokulup fotoğraflanmış erkekler görmezsem.
@Rapunzelll
Beynimin %70'ini alışveriş yaparken, %25'ini uyurken, %4'ünü ders çalışırken, %1'ini de aşık olduğumda kullanıyorum.

