Ömür Özdemir(@Cerilevis)

Ömür Özdemir(@Cerilevis)

-

Bütün dünya Sziget olsa hayat bayram olsa...

Haberin Devamı

Bu hafta Sziget Müzik Festivali için Budapeşte’deydim. Buhranlı geçen günlerime bir deva olsun, güzel müzik dinleyeyim, kafam dağılsın, ortam şenlensin, ruhum ferahlasın diye. Ve tam da böyle oldu. Tek kelimeyle şaşırtıcıydı. Festival zamanlarında “özgürlükler adası” denen ve karaya köprüyle bağlanan kocaman bir ada, dünyanın her ülkesinden pırıl pırıl gençler, yüz binlerce kişinin en ufak bir yığılma olmadan rahat rahat dolaşabildiği alanlar, müzik sesinin birbirine bulaşmadığı yüzlerce sahne, her ihtiyacın düşünüldüğü 7/24 açık standlar ve daha bir çok artısıyla Sziget Festivali’nde unutulmaz bir deneyim yaşadım. Tuvalet sırası diye bir şeyin tarihe karıştığını gördüm. Bol bol da iç geçirdim “neden bizim ülkemizde böyle festivaller olmuyor” diye. Sonra alkol yasağını falan hatırlayıp iç geçirmeyi bıraktım tabii.
Ana sahnedeki David Guetta, Franz Ferdinand ve Babylon Circus performanslarına bayıldım. Bizden de tınılar vardı Sziget’te. Sziget Festivali’nin ana sponsorlarından Yeni Rakı’nın Roma Tent sahnesinde şahane Türk eğlenceleri oldu. Bizim ekiple Kuzey İngiltere’li iki arkadaşa rakı adabını öğrettiğimizi hatırlıyorum en son. Zira Yorkshire’lı arkadaşlar rakıya biraz daha tekila shot muamelesi yapsalardı ilk kez ambulans sirenlerini duyacaktık Sziget’te. Bu arada o bardan aklımda kalan şeylerin başında Bubble Gum geliyor. Adamlar çalışmışlar ve rakıyı ecnebiye sevdirecek çeşit çeşit kokteyller yapmışlar. Bubble Gum bunlardan biri. E tabii rakının dünya pazarındaki bilinirliğini artırmak için güzel yöntemler bunlar.
Neyse işte hep mutlu insanlar gördüm orada. Herkes güleryüzlü ve neşeliydi. Şimdi kimileri “o kadar içtikten sonra tabii ki hepsi güleryüzlü ve neşeli olur” falan diye sığ bir bakış atacak konuya belki ama mesele o değil. Mesele hoşgörü, mesele tahammül, mesele saygı meselesi. 400 bin kişiden bahsediyorum size. Bir tane mi olay olmaz? Bir tane mi kavga çıkmaz, biri de mi kontrolünü kaybedip birine dalmaz 7 gün boyunca? Olmadı dalmadı işte. Ortalıkta ne bir güvenlik görevlisi ne de bir polis vardı üstelik. Herkes saçmalamadan, birbirinin özgürlük sınırına müdahale etmeden gönlünce eğlendi. Bir David Guetta performansı düşünün, 200 bin kişinin izlediği bir performans. Ve kimseyle dalaşmadan hatta neredeyse temas bile olmadan sahne önüne kadar yürüyebiliyorsun. Öyle bizdeki gibi omuz atmalar, “niye öyle baktın birader?” demeler, elle taciz etmeler falan yok. Nihayetinde güzeldi güzel, Sziget çok güzeldi.
Bu yazının kıssadan hissesi şudur ki sevgili okur; Hayat çok kısa ve özgürlüklerimiz kadar varız şu dünyada. Ne demiş Çehov abimiz; “İçinde yaşadığınız dünya ile içinizde yaşattığınız dünya arasında kurabildiğiniz bağ kadar mutlu olursunuz” demiş. Ne de güzel demiş, ne de iyi demiş...

Azalarak bitsenize...

- Kahvaltının hızlı servis edilmesi gereken bir öğün olduğunu anlayamayan beyin terk müesseseler..

- Twitter’da fikrine katılmadığı kişilere ağır küfürler eden klavye ishalleri.

- Başkasının fikrini kendininmiş gibi lanse etmekten utanmayan plaza çakalları.

- Başarısızlığını “beni çekemeyenler var” diye örtbas etmeye çalışan az ünlümsü magazinel denyolar.

- Daha yeni sezon başlamadan ergen fanatizmi sıtaylı açıklamalar yapan fair play fakiri yöneticiler.

- Gazetedeki köşesini bir tek kendisi okumaya başlayınca toplumun tepki vereceği açıklamalar yaparak gündeme gelmeye çalışan yanar döner aydınlar.

- Bilgisayarı açmayı bilmediğini gizleyip “Sosyal medya çok berbat bi şey, iğreniyorum, ordaki herkesin Allah belasını versin” falan gibi şeyler söyleyen Ortaçağ ünlüleri.

- Sürekli hayattan, yaşamaktan, dünyadan şikayet edip yaşama sevincimizi öldüren enerji vampirleri.

5 soruda sosyal medya


Genç nesilin sevilen yazarlarından Oben Budak’a sordum;

1-İnterneti en çok hangi amaçla kullanıyorsun?

Ben en çok yalnızlığımı gidermek için kullanıyorum. Gazete-makale, Wikipedia okuyup bir şeyler öğreniyorum tabii de ana amaç biriyle tanışıp mutlu ölmek, yalan söyleyemem bu konuda :)

2-Facebook mu, Twitter mı? Neden?

Twitter sayesinde bir sürü kişiyle bir arada yaşıyormuş gibi hissediyorum, bol seyahat ettiğim için de sürekli birileriyle iletişimde olmak hoşuma gidiyor. Artık haber alma konusunda da en guvenilir kaynak olduğuna göre bu sorunun cevabi tartışmasız Twitter.

3-Sanal mecralar yüzünden kolay ulaşılabilir biri olmak şöhretlerin büyüsünü bozuyor mu sence?

Belki insanı biraz kendine getiriyor olabilir, binlerin alkışladığı sahneden inip kendini atmosfere çıkmış gibi hissederken “Bu şov muydu şimdi, biz yazlıkta ateş yakarken daha çok eğleniyorduk” gibisinden bir tvit pembe bulutları dağıtıyor olabilir ki bu hoş bir şey.

4-Twitter’daki takipçi sayının artması için özel bir çaba gösteriyor musun?

Yok ben cimriyimdir o konularda, para harcayıp yumurta satın alamam! Bir de genelde seksüel konulardan çok rahat bahsediyorum ve her konuyu açışımda takipçiler veda ediyor. Gidenin arkasından su döküyorum tabi.

5-Twitter’da beğenerek takip ettiğin isimler kimler?

Valla biliyorsun sana çok gülüyorum. Onun dışında Özgür Mumcu, Pucca, Azuth...

TWİTTER

@tekerleklibavul

Dirseğini masaya koyup, elinle de yanağına destek yapınca ağzın yüzün kayıyor ya hani, işte ben seni o zaman da seviyorum.

@ardaerdik

Trafikte sinirlendiğin arabalara arabanın plakasının memleketine göre söyleniyorsan baba olma zamanın gelmiştir: “Bursalı, yola bak Bursalı!!”

@airlangga

bu cips paketlerinin içine doldurulan havayla bi ailenin bir aylık oksijen ihtiyacı giderilir yazık günah ya içine biraz da cips koyar insan

@resulertas

Kimi görsem “hep dürüstlüğümden ve dobralığımdan kaybediyorum” diyor. Lan bir tek ben mi salaklığımdan kaybediyorum?

DİĞER YENİ YAZILAR