Ömür Özdemir(@Cerilevis)

Ömür Özdemir(@Cerilevis)

-

Biz üç kişiydik: İdo, Oğulcan ve Engincan

Haberin Devamı

Gün geçmiyor ki bir ünlümüzün çocuğu daha büyüyüp magazinlere malzeme olmasın. Bebekliğini bildiğimiz, gözümüzün önünde emeklemeye, yürümeye başlayan, teyzemizin çocuğundan daha sık gördüğümüz ünlü bebişlerinin büyüyüp koca koca adamlar kadınlar olması ilginç bir süreç. İbrahim Tatlıses, Seda Sayan, Sibel Can gibi ülkemizde büyük şan ve şöhrete ulaşmış, saygı görmüş isimlerin çocuğu olmak bir taraftan şans gibi görünse de başka bir taraftan bakınca da mühim bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor bu yüzden. En ufak bir yanlışınızda “peeeh koskoca İbrahim Tatlıses’in oğlunun dansına bak!” gibi, “Yakıştı mı hiç Seda Sayan’ın çocuğuna o kız” gibi, “Oldu mu şimdi Sibel Can’ın oğluna o pantolon” gibi cümleler kuran bir kamyon insan olması kaçınılmaz olabiliyor. Ama ben yine de çok yorulmadan parayı ve şöhreti bulmalarından mütevellit onların şanslı çocuklar olduğunu düşünüyorum. Ha bir de bu çocuklar fena halde kıskanılıyorlar tabii. Sınav maratonunda boğulmuş, akbillerle yaşayan milyonlarca yaşıtları nedeniyle kıskanılmaları da normal aslında. Her neyse, bizim bugünkü konumuz İdo, Engincan ve Oğulcan’ın durumu. Çünkü bu üç delifişek gerek aşkları meşkleri, gerek lüks arabaları, sevgilileri, gerek giyim tarzlarıyla gazetelerin magazin sayfalarında yüz metrekare yer buluyorlar her gün.

İdo Tatlıses

Dans videoları olay yarattı

İdo 21 yaşında. Amerika’daki Berklee College of Music’te “Düzenleme ve Yapımcılık” bölümünde okuyor. Adeta “Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik?” diyen İbrahim Tatlıses’in hayalini yaşıyor. Gerek sosyal medyadan gerekse magazin sayfalarından anlaşıldığı kadarıyla neşeli esprili biri. Biraz da asi. Babasına büyük saygı duyduğunu her fırsatta söylese de azar işitme pahasına cesur adımlar atıyor. Onun gibi arabeske türküye değil de elektronik müziğe sarmış durumda. Bir ara sosyal medyada sadece kaşlarıyla konuşulsa da şimdilerde kaşlarının yerini arkadaşlarıyla çektiği dans videoları ve DJ’lik serüveni almış durumda. İdo bu videolarda son trend parçalarla eğleniyor, dans ediyor. Geçenlerde bu dans videolarından birinin ardından İbrahim bey Twitter’dan “Nedir bu arkadaş. Gençsin tamam da yakışmayan işler bunlar. Bence daha ağır başlı ol. Arkadaşlarına uyarsan yandık!“ şeklinde yardırsa da o bildiğini okumayı seviyor. Dövme tutkusu da var. Yine bir rivayete göre kolunda dövme yaptıracak yer kalmamış durumda. Bakalım dövmeleri için de bir fırça gelecek mi. Ayrıca sadece müzik tarzı olarak değil görüntü olarak da babasıyla oldukça farklı bir dünyası var. Kafasına ters taktığı şapkası, geniş tişörtleriyle Urfalı değil adeta bir Connecticut’lı.

Oğulcan Engin

Aralarında en ağırbaşlısı

ğulcan, Seda Sayan ve Sinan Engin’in 23 yaşındaki oğlu. Milano’da ekonomi okuyor. Futbol aşığı. Yaşadığı sakatlıklar yüzünden futbolda istediği noktaya gelemese de bu spora olan büyük ilgisi devam ediyor. Oğulcan magazin basınında lüks araba merakıyla ve kız arkadaşlarıyla gündemde ama yakın çevsinde matrak yapısı, mütevaziliği ve yardımseverliğiyle tanınıyor. Engincan ve İdo’dan daha ağırbaşlı, daha oturaklı bir havası var. Birkaç sene öncesinde daha fütursuzca hareket ediyor ve bu hareketleri magazinlerde fazlasıyla yer buluyordu. Örnekse 2009 yazında Bebek’te arabasının aynasıyla çarptığı İtalyan gençle kavga ederek medyaya çıkmış ve bu tavrı çok tartışılmıştı. Aşkları meşkleri gece turları halen daha basında olsa da son zamanlarda daha bir ağır abi, daha bir stand by modunda yaşamayı tercih ediyor. Ya da ettiriliyor mu tabii orasını bilemiyoruz. Ne de olsa annesi dobralığıyla, eli maşalılığıyla bilinen Seda Sayan. Belki de o pıstırmıştır Oğulcan’ı. Tabi Sinan Engin faktörünü de unutmamak gerek. Futbol yorumculuğundaki sert söylemleriyle tanınan Sinan Engin’in Oğulcan’ı kriz dönemlerinde karşısına alıp “Oğlum şöyle yapma böyle yapma“ dediğini görür gibiyim.

Engincan Ural

Kıyafetine aylık 20 bin lira harcıyor

ngincan Sibel Can ve Hakan Ural’ın 21 yaşındaki oğlu. Miami Üniversitesi’nde Yönetim danışmanlığı bölümünde okuyor. Seneler önce annesinin yanında pıtı pıtı yürürken görürdük onu. Sonra kayboldu, uzun bir süre ortalıkta görülmedi, ama sonra bir ortaya çıktı pir ortaya çıktı. Her yerde onun ilginç giyim tarzı konuşuluyor bu aralar. Ama sahiden de alışılmadık bir tarzı var. Bıyıkları, renkli babet tarzı ayakkabıları, skinny pantolonuyla çok da alışık olmadığımız bir görüntü sergiliyor. Ve de zaten kısır olan magazin gündeminde bu şekliyle adından çokca bahsettiriyor. Kıyafetleri için aylık 20 bin lira harcadığı söyleniyor. Ya tamam zevkler ve renkler tartışılmaz da o kıyafetler için aylık 20 bin lira harcamak en azından bana “yazık o paraya” dedirtiyor. Hali hazırda benim gibi düşünenlere ise “Giysilerimi kim ne düşünür? diye seçmiyorum. Bu benim tarzım. Annem-babam da bana karışmıyor” diye yaptığı bir kapağı var. Annesi Sibel Can’da “Çocuk tarzını kendi belirliyor. Her şeyi yakıştırmasını biliyor. Ben karışmam. Ne isterse giyer. Her anne gibi evladıma bayılıyorum. Hatta Engincan’a deliriyorum. Kızlar da oğluma hayran” diye ekleyerek son noktayı koyuyor. Ama yok valla ben yine de dayanamayıp söyleyeceğim; o pantolon, o ayakkabılar falan olmamış be kardeşim.

DİĞER YENİ YAZILAR