Dur tahmin edeyim. Bu Pazar sabahı da yalnız uyandın. Biraz yatakta döndün durdun, tavanı izledin. Sonra telefonunu eline aldın. Birkaç tane bildirim geldiğini gördün. Onlar seni az da olsa mutlu etti. Fakat o evden eve nakliyat firmasının ve bir gsm şirketinin gönderdiği reklam sms’leri seni ziyadesiyle hayal kırıklığına uğrattı. Zira sen hiç değilse bir arkadaşından “kahvaltı yapalım mı?” gibisinden bir teklif bekliyordun. Twitter, Facebook, Instagram profillerini dolanıp durdun, hatta eski sevgilinin tüm sosyal medya hesaplarını da gezdin durdun derken o fasıl da bitti. Şimdi biraz daha tavana bakmaya devam.
Tavanı izlerken kafanda şu sorular oluştu;
- 1 aydır buzdolabında duran ve küflenmesine 2 dakika kalmış o peyniri, mutfağın kapı koluna asılı poşette 3 haftadır duran ve bir insanın kafatasını kırabilecek kadar bayatlamış o ekmeğin içine koyup yiyeyim mi?
- Yoksa en yakın börekçiye mi gideyim? Üzerine pudra şekerini bocaladığım o leziz sade böreği, bir su bardağına koyulmuş çay eşliğinde hüpleteyim mi?
- Ya da ne bileyim meşhur bir kahvaltıcıya gidip birbirinin içine düşerek kahvaltı yapan musmutlu çiftleri görüp kaderime isyan mı edeyim?
- Çok da sevmediğin arkadaşa beraber kahvaltı teklif edeyim?
Bana soracak olursan en yakın börekçiye git, kıymalı kol böreğini yerken pazar sabahı yalnızlığının hüznünü sonuna kadar yaşa, ve yalnızlığın getirdiği güzel şeyleri de düşünmeye, yaşamaya başla artık kardeşim. Yaşamak için yeni koşullara alışmak şart. Ruhumuzu besleyecek motivasyonlara ihtiyacımız var. Tamam aşk meşk güzel şeyler ama olmayınca da olmuyor be. Hayatımızda biri olsun diye deli gibi aranarak, olur olmaz kişileri hayatımızın aşkı zannederek geçmez bu hayat. Yalnızsak yalnızız kardeşim. İyi dostlarımız olsun, gerisi tırıvırı, gerisi hikaye, gerisi olmasa da olur... İyi güzel de “bende dostlar da yok” diyorsan bak o biraz sıkıntılı işte. Ama bence dost meselesinde de mutluluğu uzaklarda aramamak lazım. Hepimiz bir dönem geldi dostlarımızdan uzaklaştık. Belki bir sevgili yüzünden, belki iş için uzaklara bir yere gittiğinden, belki başka bir sebepten. Yeni dostlar edinmenin tadı başkadır ama eski dostların sevgisi her zaman kalbe daha yakındır. Sanki hiç kopmamış, hep berabermişsin gibi sarıp sarmalar ruhunu eski dostun. İlk adımı sen at, emin ol kendini daha iyi hissedeceksin.
Yalnızlığın da çok acaip güzellikleri var
Ne yemek yiyeceğine kendin karar veriyorsun. Sırf biri çok istiyor diye istemediğin bir yerde istemediğin bir yemeği yemek zorunda kalmıyorsun.
Trafikte bırbır eden, konuşa konuşa kafanı şişiren biri yok yanında. Oooh rahat rahat yolculuk yapıyorsun.
İstediğin filme gidiyorsun. Seçim tamamen senin elinde. Al büyük boy patlamış mısırını nefesin kesilene kadar mısır ye, oh valla süper hayat.
Canın mı sıkıldı, al çantanı bin otobüse uçağa, istediğin yere git. Kimse sana “ya ne işimiz var orda?” demeyecek. Misler gibi takılacaksın.
”Uyudun mu?” diye soran yok. “Kalk yerine yat orda üşürsün” diye kafa şişiren yok. “kaçta uyanacaksın ona göre alarmı kurayım” diye başında vız vız konuşan yok.
Pazar pazar iyi züğürt tesellisi yaptık ama di mi? Sonuna “deeeeeermişim” yazmak istedim resmen. Yalnızlığın elbette iyi tarafları da var ama şu son yazdıklarım değil tabii ki.. Kafayı resetlemek, iç sesimizi dinlemek, hayallerimizin peşine düşmek, bolca yeni insanla tanışmak için güzel bir fırsattır yalnızlık. İyi dostluklar kurmaya vesile olur ve bir dinamizm getirir insanın hayatına.
Biraz kanırtmak lazım bu hayatta sevgili okuyucu. Hayattan istemek lazım. Az önce de dedim, deli gibi aran, yalnız kalmamak için her nefes alanla arkadaş ol demiyorum. Sana kendine mutlu olmayı öğret diyorum sadece. Hayalinin peşine düş mesela. Şu hayatta en çok istediğin şeyin yakasına yapış. 30 küsür yaşından sonra hayatını tümüyle değiştirmiş biri olarak bu dediğime inan.
“Bari bu pazar sabahında yalnız kalmayayım diyorsan” da ilk adımı başkalarından bekleme, sen at. “Benimle kahvaltı yapsana!” diye yaz yolla sevdiklerine... Hayat kısa, böyle kasa kasa nereye kadar...
50 milyon bana çıkarsa
- Ömür Gedik ve Sinan Akçıl’ın dünya üzerindeki bütün albümlerini, kliplerini, şarkı söyledikleri tüm kayıtları ve bundan sonra söyleyeceklerini satın alıp bir odaya kitleyeceğim. Yanlış anlaşılmasın sevdiğimden yani, o kadife sesleri kimseyle paylaşamam ben.
- Hali hazırda sevgilim yokken Miranda Kerr ya da Gisele Bundchen’e biraz sırnaşayım diyorum. Son günlerde imkansız aşk diye bir şey olmadığına hepimiz şahit olduk. Avımın gözünü pahalı hediyelerle, süpersonik sürprizlerle boyayacağım. Bakalım işte, kader kısmet be kardeş.
- Şu tarzlı marzlı moda programına katılıp jürideki “küçük dağları ben yarattım” tripli arkadaşlara kendini aşağılatmaktan zevk alan yarışmacı kızlara, birinci olan ne kazanacaksa o parayı verip; suratlarına doğru “şimdi dağılın lan burdan!” diye haykıracağım.
- Kendime saray yaptıracağım. Valla canım çekti bu ara. Sonuçta biz de insanız, özeniyoruz.
Benimle kahvaltı yapsana!
Haberin Devamı

