Ömür Özdemir(@Cerilevis)

Ömür Özdemir(@Cerilevis)

-

Bana “yılbaşında napıyorsun?” deme çünkü döverim...

Haberin Devamı

Daha biz geçen yılbaşında Noel baba kılığına giren bir animatörün bıçaklanması saçmalığının geyiğini bitiremeden 2015 gelip çatıverdi. Zaman hızla geçiyor belki büyük bir klişe ama çok acı da bir gerçek. “Yılbaşında napıyorsun?” çetesi faaliyetlerine başladı bile. Bu çetedeki rahatsızlar bütün çevrelerine bu soruyu sorarak kendi yılbaşı planlarını anlatıyorlar senelerdir. Eminim sizin çevrenizde de vardır onlardan!

“Yılbaşında napıyosun?” Elinin körünü yapıyorum, evdeyim işte. Evdeyim deyince de bunlarda bir şaşırma, suratta hafiften bir acıma efekti. Sanki Tanyeli’yim ben, sanki Asena’yım da yılbaşında evde olduğuma şaşırılıyor. Hem amma meraklısınız yılbaşının o keşmekeşinde o şişirme mekanlara gidip, dünya paralar ödeyip afedersin popo popoya eğlenmeye. Fiks menü bilmem kaç lira diyor, getirdiği votka limon kolonyasından hallice, bira zaten “ben bira değilim” diye bağırıyor, rakı desen “hadi ben kaçtım abi” diye vedalaşmış. Üstüne üstlük yılbaşı gecesi voleyi vurma derdine düşen işletmeci takviye kuvvet de almamış mekana. Normal zamanda 30 kişiye hizmet eden personel bu kez 3 bin kişiye yetişmeye çalışıyor falan. Hele bir de Taksim’e gidenler var ki onları hiç anlamıyorum. Meydanda gelenekselleşmiş bir taciz olayı var ve sen hâla oraya gidiyorsun. Tamam oraya gitmemek yerine oradaki insanları eğitmek topluma kazandırmak daha iyi bir çözüm belki ama faydalar faydasız, imkanlar imkansız. Bu konuştuğumuz temenniden öteye geçmez. Suriye’den gelen arkadaşlarla bezeli bir 31 Aralık gecesi daha yaşayacak Taksim. Umarım o elleşme ritüeli gerçekleşmez ve 1 Ocak 2015 sabahına dünyaya kepaze olmuş biçimde uyanmayız bu kez. Bir de hiç özlemediğim “Yılbaşını kutlamak bizim kültürümüzde yok” geyiği var ki aman aman, evlerden ırak. Kardeşim sen kutlama yahu, biz kutlarız, bu ne saçma muhabbet böyle. Bırak artık bunları. Yeni bir yıla girişimizi kutluyoruz biz. Çam ağacıydı, noel babasıydı sadece simge çoğumuz için. Yeni seneye dair umutlarımızı, hayallerimizi, temennilerimizi karşılıyoruz, geride bıraktığımız yılda yaşadığımız güzel anıları kutluyoruz biz. Kendimize reset atıyoruz bir bakıma. Hadi bırak bu boş sohbeti; sen de bir hayal kur 2015’e dair, gel sen de bir mandalina soy bizimle...

Ayrıca sene sonunda toplumumuza nefes aldıracak bir sosyal sorumluluk projesine imza atayım dedim sevgili okuyucum. Şu “seneye görüşürüz” esprisi yapanları bir yere not edip bana mail olarak atarsanız isimlerini buradan ifşa etmekten büyük mutluluk duyacağım.

Yani demem odur ki sayın okuyucu umarım yılbaşı geyiklerini göğsümüzde yumuşatır, fazla baymadan ve bayılmadan atlatırız. Çünkü bunun daha hediye geyiği var, piyango geyiği var, sanal mecralarda her yılbaşına doğru yapılan klişe mizahı var, var da var. Allah yardımcımız olsun...

Sende bitmiş...

- Uyandığında böğründe bir taş hissedip nefessiz kalıp balkona çıkmıyorsan.

- Pazar sabahları kahvaltı yaparken izlediğiniz magazin programlarında olan bitenle dalga geçtiğiniz o anları özlemiyorsan.

- Geçen yılbaşında beraber olduğunuz aklından geçip, derin düşüncelere gark olmadıysan.

- Günde 3-5 kere sosyal medya hesaplarını inceleyip “ne yazıyor?” “kimlerle konuşuyor, kimlerle fotoğraf çektiriyor, şu an nerede?” gibi sorulara cevap aramıyorsan.

- Sığ ilişkiler yaşayıp başka biriyle uyanmak seni rahatsız etmiyorsa.

- Ciddi bir ilişki yaşayıp köprüleri yıkmaktan korkmuyorsan.

- Onun biri için mandalina soyma, onun biri için nar ayıklama, onun biri için sormadan kahve yapma ihtimali canını eskisi kadar acıtmıyorsa.

- Oturduğu sokaktan bir overlokçu alakasızlığında geçebiliyorsan.

- Onu üzenleri düşündüğünde bir katille empati yapamıyorsan.

- ”Köpeğimiz beni hatırlar mı acaba?” diye bir iğne batmıyorsa beyninin tam ortasına. Sende bitmiş...

DİĞER YENİ YAZILAR