Evet biliyorum çok klişe ama zaman ne kadar da çabuk geçiyor öyle değil mi sayın okuyucu? Nisan ayının ilk haftasını bile yedik yahu. Daha dün Noel baba kültürümüzde var mı yok mu, hindi kesmek bize yakışır mı diye tartışıyorduk oysa. Saati bir saat ileri bile aldık. Ülkenin yoğun siyasi gündeminden mütevellit zamanın nasıl geçtiğini anlayamadığımız bir dönemdeyiz tabii. Seçimlerdi oydu buydu derken hepimiz geyik yapmayı özledik. "Siyaset siyaset siyaset" derken resmen içimiz şişti. En apolitik olan insan bile politize oldu, Twitter'da yorumlar yaptı. Ama valla artık yorulduk be, biraz nefes almak gerek. Örnekse şunlardan hiç konuşamadık...
Kıvanç Tatlıtuğ severliği
Adamdaki şanssızlığa bak ya. Sen git o kadar vücut çalış, kas yap, taa Rusya’lara git emek ver, dizi çek, sonra sen değil de politikacılar, belediye başkan adayları konuşulsun her yerde. Ülkenin en fanatik Kıvanç Tatlıtuğ hayranları bile politikaya verdiler kendilerini ve çocuğun en yakışıklı haliyle arz-ı endam ettiği zamanda ilgilenmediler doğru düzgün. Gündem böyle değilken televizyonda Kıvanç Tatlıtuğ’un dizisi olacak ve sanal mecralarda başka bir şey konuşulacaktı öyle mi? İmkanı yok. Neyse biz erkekler olarak sevindik tabii bu duruma.
Eurovision goygoyu
En şahane geyik konusuydu. Hele şu ara ilaç gibi olurdu varlığı. O mu katılacak bu mu katılacak, o katılacaksa hangi şarkıyla katılacak, Tarkan katılır mı? Hande Yener çok mu katılmak istiyor? Eski sanatçılar Eurovision’a katılacak şarkıcımızı nasıl yerden yere vuracak?
Tercih edilmeyen şarkıcı Eurovision yarışmasını nasıl aşağılayacak falan derken bir sürü haberler şakalar dönerdi ülkede. Hele Eurovision geceleri o Twitter nasıl eğlenceli bir yer olurdu, gül gül ölürdük. Katılmamamız bir kenara, katılsaydık bile yoğun gündemden dolayı heba olup gidecekti muhtemelen güzelim goygoy.
Survivor hastalığı
Şu dönemde kaybolup giden alışkanlıklarımızdan biri daha. Yoğun meseleli ülke gündeminde hiç konuşulmaz oldu. Şu an o adada kimler var, kimler birbirini darlıyor, en çok kim kavga çıkarıyor, kimler kimlere uyuz, ünlüler kimler, gerçekten ünlüler mi, gönüllülerin en güzel kızı, en uyuz erkeği kim, aşk meşk var mı? Birbirinin ağzını yüzünü kıran biri oldu mu? En ağlak, en kıskanç, en çekilmez, en beceriksiz, en çirkef, en akıllı kim? Acun’un tişörtleri ne durumda? Hiçbirinin cevabını doğru düzgün bilmiyoruz bu soruların. Ama eskiden olsa ohooo isim isim sayardık oradaki herkesi. Bu seneki yarışmacılar şanssızmış o yüzden valla, kaybolup gittiler gündemde.
Sibel Can diyeti
Kaç kilo şu anda mesela Sibel Can? Kaç kilo verdi son 3-5 aydır? Yaz geldi çattı, ne yiyor ne içiyor bu kadın? Hiçbirini bilmiyoruz şu an. Oysa tam da bunları konuştuğumuz günlerdi eskiden bu mevsim. Sibel Can çoktan bir magazin programına evinin kapılarını açmış, salonundan balkonuna salına salına yürürken dondurma kaç puan, brokoli kaç puan onları anlatıyordu bize gerine gerine.
Popçu kavgası
Eskiden ne güzel popçular kavga ederlerdi. Demet Hande’ye, Hande Demet’e, Demet Bengü’ye, Bengü Hadise’ye, Hadise Hande’ye, sonra hepsi Ajda’ya falan giydirip dururlardı. Şimdi hepsi kanki oldular. Birbirlerini yere göğe sığdıramamalar, düet yapmalar, aynı reklam filminde oynamalar falan. Hiç heyecan kalmadı. Hayır ne yani bu popçu dayanışması böyle. Şimdi tam da yaz şarkılarının çıkacağı zaman. En güzel kavga bu dönemde olurdu. Hadi valla ya okuyorsanız birbirinize laf sokun, suratınızı falan cırmalayın da heyecan olsun biraz, çok sıkıldık böyle.
Futbol manyaklığı
Eskiden şu zamanlarda kadını erkeği sabahları getirirdik futbol muhabbetiyle. Sezonun bitimine haftalar kala içimiz dışımız maçlar olurdu. Bu sene ne doğru düzgün bir heyecan kaldı, ne de merak. Misal bugün Galatasaray Fenerbahçe derbisi var ama hiç de öyle geçen derbilerdeki kadar tantana yok. Şu derbi başka zaman olsaydı 1 ay önceden konuşulmaya başlanır, sanal mecralarda bin tane tag açılır, gazetesi televizyonu dünya derbisi diye bangır bangır bağırırdı. Bakıyorum ortamı geren kendini bilmez bir yönetici bile yok. Ne güzel olmadığı o ayrı konu ama sahiden de unutuldu yahu bu sene futbol.
Ciddi düşünenlere laubali öneriler
- Neden ciddi düşündüğünüzü bir daha ciddi ciddi düşünün. Yani ne bileyim belki de sırf ciddi düşünmek olsun diye ciddi düşünüyorsunuzdur. Her ilişkinizde ciddi düşünmek zorunda değilsiniz ayrıca.
- Onunla aynı ortamı paylaşmadan asla ciddi düşünmeyin. Sifonu çekmeyi unutması nedeniyle gördüğünüz manzara, ya da parmakla yaptığı ağır bir burun ameliyatı bütün libidonuzu öldürebilir.
- Eğer ciddiyetin devamında ezilen üzülen örselenen taraf olmak istemiyorsan her işe ben koşayım, her hıyar gördüğümde tuzluk alıp koşayım cengaverliği yapma. Başta elde etmek için aşırı doz köle Isaura’ya bağlarsan gerisi de gelir. Çek kendini biraz, çok şımartma şunu.
- Annesiyle babasıyla kardeşiyle falan neyse de dıdısının dıdısıyla fazla enseye şaplak olma. Huzur kaçıran, gereksiz tipler olur mutlaka o akrabaları içinde, belanı arama. Sevdiceğin mutlu olacak diye, o maydonozları bulmaya çalışma.
- Çok para harcamak çok ciddi düşünmek anlamına gelmiyor. Düğünün en iyisi, yüzüğün, gelinliğin, damatlığın en iyisi olsun, o bu falan derken sermayeyi kediye yükleyip ciddi düşünen komik fakir olma. Kıçın açıktayken mutlu olmak zor nihayetinde.
Yeni kötü alışkanlıklarımız
- Sinemada filmi yanındakiyle konuşa konuşa, tartışa tartışa izleme şapşallığı.
- Toplu taşımada hunharca burnu foşlatma, kontrolsüzce hapşurma kendini bilmezliği.
- Herkesin midesine nasip olmayacak yemeklerin resimlerini instagramda paylaşma aymazlığı.
- Gerek sanal mecralarda, gerekse gazetelerde televizyonlarda fikrini beğenmediğimiz kişileri linç etme ve ettirme denyoluğu.
- Burun deliğinin içine kadar gördüğümüz kıllı böğürlü koca adamların devasa gıdılarıyla dolu selfie iticiliği.
3 mecra 3 öneri
Twitter: @Hoanes
Instagram: hayalci
Vine: Geyikfellas

