En kötü günümüzde dahi teknik heyet ve futbolcularımıza inanan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’e ve arkadaşlarına teşekkürler. Teşekkürler Fatih Terim, teşekkürler çocuklar ve teşekkürler Konya seyircisi... Avuçlarımızın içi patlarcasına hepinizi alkışlıyoruz. Kazakistan’ın kazanmasını istiyorduk oldu. Hollanda’nın mağlubiyetini istiyorduk, oldu. Ama yetmiyordu, bizim de kazanmamız lazımdı. Ve biz de kazandık, Fransa’dayız.
ZATEN size bir şey söyleyeyim mi, o Avrupa Şampiyonası Türkiye’siz hiç çekilmezdi. Yanlış anlaşılmasın, yalnız Türkiye için değil, turnuvayı izleyecek tüm seyirciler için. İyi bir takımımız, iyi bir hocamız, keyif veren bir futbolumuz var. Hep beraber Fransa’da bunu göreceğiz.
BU maçı kazanmak için inanç lazımdı, vardı. Sakinlik lazımdı, vardı. Sabır lazımdı, vardı. Akıl lazımdı, vardı. Ve bunların karşılığı kazanmak olmalıydı. Adalet de yerini buldu. 4-4-2 ile başladık. Böyle maçlar için inanılmaz bir taktiktir. Terim, bunu istedi, futbolcular da tam anlamıyla verilen taktiği yerine getirdiler.
HEPSİ BİRER YILDIZDI
“ŞU iyi oynadı, bu iyi oynadı” diye şahıslara girmek istemiyorum. Takım olarak çok iyiydik. Defansta kademe, orta sahada yardımlaşma, atağa kalktığımızda çoğalma... İyi bir takımın yapacağı her şeyi yaptık. Terim, Kazakistan ve Hollanda’nın istediğimiz sonuçları aldığını öğrendiği an, bizim de kazanmamız gerektiğinin bilincindeydi
CENK gibi, Gökhan gibi, Umut gibi bütün gol ayaklarını sahaya sürdü. Vuruyor ama yıkamıyorduk. Ta ki, Selçuk’un ‘GÜMM’ diye vurup bizi Fransa’ya götürecek golü attığı ana kadar.
BÜTÜN takım yıldızdı. Teknik direktörümüz yıldızdı. Rakibi çok iyi tahlil eden ve ona göre sahaya 11 süren Fatih Terim ve inanılmaz taktik veren Fatih Terim başrolü oynarken tüm futbolcularının hepsine 10 üzerinden 10 yıldız veriyorum. Diyorlar ki, “Mucize gerçekleşti.” Ama şunu unutuyorlar, Fatih Terim’in olduğu yerde mucizeler hep gerçekleşmiştir. Tekrar, tekrar, tekrar; teşekkürler, teşekkürler teşekkürler...

