Subaylar... Bu sözleri hatırlıyor musunuz?

Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların yüce olan vazifesi budur.

Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır. (../.)

Dünyada hayat için, insanca yaşamak için, bağımsızlık lâzımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için, kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder. Kuvvet ordudur. (../.)

Düşmanlar, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, evvela onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Silahlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret ettiler. (../.)

Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır.

Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta, engeller ve müşkülat kalmaz. Buna da teşebbüs ettiler.

Bu hakikat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar. (../.)

O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak, ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir. (../.)

Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır.

Subaylar, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve ferasetleriyle, giriştiğimiz bağımsızlık mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler.

Şahsi ve özel hayatları itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler.

Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürür.

Onları aşağılar ve hor görürler.

Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz.

Onun yaşamak için bir çaresi vardır. Şerefini korumak!

Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına atmaktır.

Dolayısıyla subay için ‘ya istiklâl, ya ölüm’ vardır.

Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız!”

***


Mustafa Kemal Atatürk bu sözleri 31 Temmuz 1920’de Afyonkarahisar Kolordu Dairesi’nde subaylara hitaben söylemiş.

Bütün Türk subayları, bu konuşmayı ezbere bilir.

Ben yine de aralarında unutanlar vardır diye...

Hatırlatayım dedim!

***


GÜNÜN SORUSU

Deniz Baykal’ın Van’da uğradığı yumurtalı saldırıyı kesinlikle kendi partilerine üye kişilerin yapmadığını söyleyen AKP’liler, dün geri adım attı ve soruşturma başlattı...

Bakalım hangi gariban sempatizanlar feda edilecek?


***



MERCEDES’İN RÜŞVETİNİ KİM YEDİ (6)

Mercedes’in üreticisi Daimler’in 21 ülkeyle birlikte Türkiye’de de rüşvet dağıtması konusunda nihayet bir “ses” çıktı...

CHP Gaziantep Milletvekili Akif Ekici, Başbakan’ın yanıtlaması istemiyle dün bir soru önergesi verdi ve şu soruları sordu:

1) Alman Daimler firmasından kaç adet araç satın alınmıştır? Bu araçlar hangi kamu kurumlarında veya belediyelerde kimler için alınmıştır? Bunlar için ne kadarlık ödeme yapılmıştır?

2) Daimler’den araç alan bu kamu görevlilerinden ya da belediye başkanlarından hangilerine ne kadar rüşvet verilmiş, lüks hediyeler dağıtılmış veya lüks yurt dışı gezilerine götürülmüştür?

3) Daimler şirketinin sadece rüşvet ödemeleri için rüşvet verdiği ülkelerdeki bankalarda 200 hesap açtığı söylenmektedir. Bu şirketin Türkiye’de kaç hesap açtığının ve bu hesaplardan kimlere, ne kadar para transfer edildiğinin saptanması için bir çalışma başlatıldı mı?

4) Skandalın patlak vermesinin ardından, şirketin rüşvet verdiği hemen hemen tüm ülkelerde ciddi soruşturmalar açılmasına rağmen, AKP iktidarının bu konuda sessiz kalmasının ve hâlâ bir soruşturma açılmamasının nedeni nedir?

***


Şimdi sıra Sayın Baykal ve Sayın Bahçeli’de...

Umarım onlar da konunun ciddiyetinin farkına varırlar!

DİĞER YENİ YAZILAR