Polis kimlerin fotoğrafını çeker?
Şüphelilerin... Sanıkların... Suçluların...
Herhangi bir polis durup dururken fotoğrafınızı çekmek isterse; doğal olarak rahatsız olur, tepki gösterirsiniz...
En azından, “Neden çekiyorsunuz” diye sorarsınız...
Dün Gazeteport’ta yayınlanan bir haberde Kayseri polisinin, içki satılan yerleri ve içki içen vatandaşları fotoğraflayarak fişlediği, bu nedenle dükkân sahiplerinin içki satmaktan vazgeçtiği iddia edildi.
İddianın sahibi, CHP Kayseri Milletvekili Şevki Kulkuloğlu...
Polisin bir süredir içkili yerlere baskınlar düzenlediğini, bu mekânlarda bulunan vatandaşları, ‘üzerinizde silah var mı, esrar var mı’ diyerek aradığını belirtiyor ve şöyle devam ediyor:
“Bu aramalar rutin gibi gözükse de vatandaşların kimlikleri de toplanıyor. Masada oturanların, masanın üzerindeki yiyeceklerin ve içeceklerin fotoğrafı çekiliyor... Hatta kameraya bile alınıyor. Bunları bana bir vatandaş anlatınca, olaya müdahil oldum. Üç değişik restorandan da benzer yönde şikâyetler geldi. Kayseri’de biri 5, diğer ikisi 4 yıldızlı ve bazı restoranlar olmak üzere 11 iş yerinde alkollü içki satılıyor. 11 yere de baskın düzenlenip bu uygulamalar yapıldı.”
Kulkuloğlu, konuyla ilgili olarak emniyet yetkilileriyle de görüştüğünü belirterek, “Bana uygulamanın Kayseri 2. Sulh Mahkemesi’nden alınan izinle yapıldığını ve genel asayiş araması olduğunu söylediler ama mahkeme kararını istedim, gösteremediler. Kamera ve fotoğraf kayıtlarını sonradan imha ettiklerini de söylediler ama bana imha tutanaklarını da gösteremediler” diyor...
Kayseri’nin nüfusu 1,5 milyon...
Ama içkili restoran sayısı sadece 11...
Yani 136 bin kişiye 1 restoran düşüyor!
Peki; bu kentteki insanlar içki içmiyor mu?
Elbette içiyor ama “mahalle baskısı”ndan ve son olarak “polis fişlemesi”nden korktukları için, ya evlerinde içmeyi yeğliyorlar ya da yakın çevredeki turistik yerlere gidiyorlar...
Sayın İçişleri Bakanı...
Milletvekili Kulkuloğlu’nun bu vahim iddiası hakkında ne düşünüyorsunuz?
Eğer iddia doğruysa, içki içen vatandaşları fişleme emrini Kayseri polisine kim verdi?
Bugüne kadar kaç vatandaşın fotoğrafı çekildi ve bunlar hangi ad altında arşivlendi?
Bu fotoğraflar nerede, ne zaman ve hangi amaçla kullanılacaktı?
Ve son bir soru:
Kendisinde içki içenlerin fotoğrafını çekme hakkı gören polis, acaba günün birinde “kırbaç cezası” uygulamasını da başlatacak mı?
Kedi!
“Silahlar miadını doldurdu” sözü yüzünden eli kanlı çete reisi Apo‘dan fırça yiyen ve “Ya özeleştiri ver, ya da istifa et” uyarısı alan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, tıpkı daha önceki gibi “özeleştiri” yapmayı tercih etmiş...
Baydemir, Kurtuluş Tayiz‘in dünkü Taraf‘ta yazdığı habere göre örgüte “özeleştiri raporu” vermiş ve “Amacım örgüte ‘Silahı bırak’ çağrısı yapmak değildi. Sözlerim maksadını aştı” demiş...
Yani; zılgıtı yiyince, süt dökmüş kediye dönmüş!
Bu işler böyledir:
Hükümete ve devlete “Ha....tir” çekmek kolay; alt tarafı üç kuruş tazminat öder, kurtulursun...
Ama terör örgütü, adamı böyle muma döndürür!
GÜNÜN SORUSU
Kayseri polisinin içki içenlerin ve masadaki içkilerin fotoğrafının çekmesinin nedenini az çok tahmin edebiliyorum da...
Acaba aynı masalardaki kavunun, beyaz peynirin, acılı ezmenin, haydarinin fotoğrafını neden çektiler? İçki yasağının resmen ilan edildiği günden sonra, bu mezelerin yapılması, satılması ve tüketilmesi de yasaklanacak mı?
Liboş kalemler... Yüreğiniz varsa bunu da yazın...
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin 18 öğrencisi, iki yıl önce Başbakan Erdoğan’ı protesto ettikleri gerekçesiyle 15‘er ay hapis cezasına çarptırıldı.
Ama adlarını sıralamaya gerek duymadığım bazı liboş kalemler, “çok sesliliğe, ifade özgürlüğüne ve demokrasiye” uymayan bu kararı görmezden geldi.
Dini değerlerin siyaset alet edilmesi ya da Kürt sorunu söz konusu olduğunda mangalda kül bırakmayan bu arkadaşlardan hiçbiri, tek suçları Başbakan’ı protesto etmek olan o öğrencilerin yanında yer almadı!
Oysa gerçek demokrasilerde bu tür gösteriler son derece olağandır... Ne göstericiler gözaltına alınıp, tutuklanır ne de böyle ağır cezalara çarptırılır!
Bizde ise Başbakan, bakanlar ya da diğer iktidar sahipleri ne zaman protesto edilse, protestocular analarından doğduklarına pişman edilir!
İşin ilginci...
Bu ağır karar bile; üniversitelerde başlayan “muhalif hareket”i durdurmaya yetmiyor...
Önceki gece Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, dün de Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç protesto edildi.
Anadolu Üniversitesi öğrencileri; başlarına gelecekleri bile bile Kılıç’a yumurta yağdırdı.
Sonunda da hepsi gözaltına alındı!
Göreceksiniz; bazı yabancı vakıflarla ve tarikatlarla kol kola girip, “demokrasi nutukları” atan o kalemlerden hiçbiri, bugün Anadolu Üniversitesi öğrencilerinin “ifade ve gösteri özgürlüğü hakkı”na sahip çıkmayacak...
Çünkü onların derdi ne demokrasi, ne de özgürlük...
Sadece çıkar!
Eeee; öğrencide de para olmayacağına göre...
Görmezden ve duymazdan gelecekler...
Öyle değil mi, sevgili liboşlar?

