Haberin Devamı
En sağcısından en solcusuna kadar bütün siyasi partilerin seçim bildirgelerini tek tek okudum...
Hepsi işsizliğe çözüm bulacağını söylüyor...
Hatta kimi sayı bile veriyor:
“Beş yılda 700 bin işsize iş!”
Nasıl olsa kimse bunlara, “İyi de nasıl başaracaksınız bunu” demiyor ya; sallıyor abiler!
Devlet üç yöntemle yeni iş sahası yaratabilir:
1. Özel sektörü teşvik ederek yeni iş alanlarının açılmasını sağlar...
2. Devlet dairelerinde 1 kişinin yapacağı işi 5 kişiye yaptırır, kadroları şişirir...
3. Kendisi fabrikalar ve tesisler kurar.
Devletimiz son 30 yıldır yukarıdaki ilk iki yöntemi defalarca uyguladı...
Yüz binlerce proje; nakit para, bedava arsa, vergi ve SSK prim indirimi, ucuz enerji gibi desteklerle teşvik edildi...
Bu kaynakları alt alta koysak; bugüne kadar daha 100 Erdemir veya Türkiye Şeker Fabrikaları kurardık...
Ama sonuca bakıyorsunuz, bu teşviklerin üçte ikisinden fazlası havaya savrulmuş!
Çünkü parayı alan fabrika kuracağına yüksek faize yatırmış...
Araziyi kapan kendisine villa yaptırmış...
Vergi indirimi işe yaramamış; çünkü vergi veren yokmuş!
Ucuz enerji ilgi çekmemiş, herkes elektriği kaçak kullanıyormuş!
SSK prim indirimini kimse umursamamış, zaten işverenlerin büyük çoğunluğu işçisine sigorta yaptırmıyormuş!
Görüldüğü gibi “teşvikle sanayileşme” lafta kaldı! Peki; kimi iktidarların “işsiz sayısı”nı azaltmak ve yandaşlarını bir işe yerleştirmek için yıllarca devlet kadrolarını şişirmesi çözüm oldu mu?
Hayır...
Tam tersine, karşımıza bu kez hem hantal hem de çok masraflı bir “devlet” çıktı...
İlk yöntemi yani devletin fabrika ve tesis kurmasını ise son 30 yıldır kimse aklına bile getiremiyor...
Çünkü cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında devletimizin büyük bir başarıyla uyguladığı, irili-ufaklı bir çok il ve ilçede gerçek anlamda “ekonomi” oluşturduğu bu yöntem, “ayıp” ilan edildi...
- Arkadaş al sana teşvik; git Kırşehir’e, Sinop’a, Kilis’e fabrika kur...
- Olmaz...
- Peki; o zaman ben kurayım, insanlara iş olanağı yaratayım, esnafın yüzünü güldüreyim, sonra da bu işletmeleri tıpkı öncekilerini sattığım gibi özel sektöre devredeyim... Bakın “işe yaramaz” dedikleri KİT’leri almak için nasıl birbirleriyle yarıştılar?
- O da olmaz... Devlet bu devirde fabrika mı kurar? Ayakkabı, basma mı üretir?
iii
Biliyorum; bu yazı için başıma gelmeyen kalmayacak...
“Komünist” de ilan edileceğim, “dinozor” da!
Ama gün “Kral çıplak” deme günüdür:
Bu yüzden; evet, bizim gibi az gelişmiş ülkelerde devlet fabrika da kurar; çorap da, don da, fanila da, basma da üretir!
Eğer bunu özel sektör yapmıyorsa, birileri yapmak zorundadır çünkü...
Lalelere, kaldırım taşlarına harcadığı parayla, hayali projelere verdiği teşviklerle bir değil, yüzlerce fabrika kurabilir devlet...
Bu fabrikalarla da hem 15 milyona varan işsize iş yaratır, hem “ekonomi” oluşturur, hem de gerçek anlamda rekabetçi bir piyasa yaratır!
Sonra da her şey yoluna girdiğinde bunları paşa paşa satar, kazanacağı parayla işsizliğin yoğun olarak görüldüğü geri kalmış bölgelere yeni tesisler kurar, yeni ekmek kapıları açar!..
Bu ne ayıptır, ne de günah...
Sahi; neden tek bir parti bile bu somut çözümü görmez, anlayabileniniz var mı?
GÜNÜN SORUSU
Kimsenin elini taşın altına sokmadığı, yeni yatırımların yapılmadığı, üretimin artmadığı, tüketimin ithalata dayandığı bir ülkede gerçek anlamda bir “rekabetçi serbest piyasa ekonomisi” kurulabilir mi?
Almanya da cumhurbaşkanını kimin seçeceğini tartışıyor!
Sadece bizde değil, bugünlerde Almanya’da da cumhurbaşkanını halkın seçip seçemeyeceği tartışılıyor...
Öneri Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler’den geldi... Köhler, cumhurbaşkanının daha aktif görev yapabilmesi için halk tarafından seçilmesini önerdi...
İşin garipliğine bakın ki; bizdeki liberal(!)lerin tümünün desteklediği bu öneri, Almanya’daki neredeyse bütün siyasi partilerin tepkisini çekti! Hemen hepsi, bunu “oturmuş sistemle oynamak” olarak değerlendirdiler ve gerçekleşmesinin mümkün olamayacağını belirttiler...
Almanya’daki bu tartışmaların bize de bir faydası dokunur mu acaba?

