Teknik direktör egosu

Haberin Devamı

Milli Takımlar Teknik Direktörü Abdullah Avcı‘nın, yıldız oyuncu Selçuk İnan ile yaşadığı ortada.

Fenerbahçe’nin teknik patronu Aykut Kocaman‘ın, takımın yıldızı Alex De Souza ile macerası da.

Keza, Beşiktaş’ın hocası Samet Aybaba‘nın Portekizli yıldız Ricardo Quaresma serüveni.

Örnekleri çoğaltabiliriz. Üstelik sadece Türkiye’den değil, dünyadan da onlarca, yüzlerce benzer vaka bulabiliriz kolayca.

John Benjamin Toshack‘ın Beşiktaş’ı çalıştırdığı dönemde Ayhan Akman ile ilgili takıntılı ruh hali geldi mesela şimdi aklıma.

**


İşin özü, mevzunun özeti ‘ego’dur.

Her meslekte olan ama sanat, spor ve medya alanlarında ‘tavan’ yapan ego.

‘Ego’ sözcüğünün lügattaki tek kelimelik karşılığı vaziyeti anlatmaya yetiyor aslında: Ego = Ben !

Günlerce tartışmanın, sayfalarca yazmanın mânâsı yok.

Futbolda belli bir seviyeye gelen teknik adam, başına geçtiği takımın en ‘pırıltılı’ oyuncusu ile karşı karşıya gelir çoğunlukla.

Çünkü o ‘yıldız’ın da egosu boyundan büyüktür aynı teknik direktörü gibi.

‘Ego’lar çatışır. ‘Ben’ler çarpışır.

Kısa vadede, ‘patron’ konumundaki teknik direktördür kazanan ama zaman içinde iki tarafı da örseleyen bir çatışmadır bu.

**


Her dönem istisnalar vardır elbet. Çok az sayıda da olsa, egosunu dizginlemeyi başaran çıkar.

Ama o istisnalar kaideyi bozmaz.

İsimler değişir, gelenek değişmez.

İsimlerin değişip, geleneğin sürdüğünün en somut örneğini aktarayım:

**


1960’ların ilk yarısı...

Avrupa futbolunun en başarılı takımlarından ikisi İspanyol Real Madrid ve Portekiz’den Benfica.

Arjantin asıllı Fransız Teknik Direktör Helenio Herrera, İtalya’nın FC Internazionale Milano yani bilinen adıyla İnter takımının başında.

Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en iyi teknik direktörleri arasında sayılan Herrera’nın İnter’i, üst üste iki yıl Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası şampiyonu oluyor.

1964 finalinde Real Madrid’i 3 - 1; bir yıl sonra, 1965’te de Benfica’yı 1 - 0 mağlup ediyor Herrera yönetimindeki İnter.

**


Real Madrid’i yenerek aldıkları kupa sonrası, bir gazeteci Helenio Herrera’ya sorar:

- Sizin için dünyanın bir numaralı hocası diyorlar. Sizce de öyle misiniz?

Herrera cevap verir:

- Hayır. Ben iki numarayım.

Gazeteci duraksar... Şaşkınlık içinde, beklenen soruyu sorar:

- Pekiyi bir numara kim?

Tecrübeli futbol adamından sadece üç kelimelik bir yanıt gelir:

- Öyle biri yok !

...

Bilmem anlatabildim mi?..

*****


Kadavra dünyaları

Ankara’da ‘çok farklı’ bir sergiyi ziyaret ettik geçen hafta sonu.

Body Worlds...

Türkçe adı, “Orijinal Vücut Dünyası Sergisi”.

Serginin teması, “Yaşam Döngüsü.”

Alman anatomist Dr. Gunther van Hagens, mucidi olduğu ‘plastinasyon’ (anatomik numuneleri bozulmadan muhafaza etme) yöntemiyle koruyup şekil verdiği kadavraları sergiliyor.

İnsan yaşam döngüsünü sergileyen çalışma, bedenin hayattaki safhalarını gözlerimizin önüne seriyor.

İnsan vücudunun kemik, kas, sinir ve damar yapısını olanca çıplaklık ve netliğiyle ortaya koyan çalışma, fazlasıyla çarpıcı.

Organların kesitlerini, kanserli dokuları, sigara içen bir insanınki ile içmeyen bir başkasının akciğerlerini yan yana görmek gerçekten tam bir anatomi dersi niteliğinde.

Hagens’in sergilerinde kullanılan - ceninden yaşlıya kadar - bütün bedenler, yerleşik bir kadavra bağış programından sağlanmış.

Tutucu bazı kesimlerin tepkileri ile sergilenen kadavraların sadece genital bölgelerine bakan gözlerin sahiplerini bir yana bırakıyorum; yaratıcı ve etkileyici olduğu kadar, öğretici bir sergi Body Worlds.

Ne kitaplar, ne anatomi atlasları... İnsanın kendi bedenini tanımasının en doğrudan ve en başarılı yolu bu sergi.

*****


KEŞKE...

‘Bilge’ ile ‘bilmiş’ sözcüklerinin eş anlamlı olmadığının farkına varabilsek.

DİĞER YENİ YAZILAR