Raflar sıklaşmış

Haberin Devamı

Dost’ta, İmge’de, Arkadaş’ta... Ankara’daki kitapçılarda son dönemde dikkat çeken yeni bir bölüm var.

‘Dünya Edebiyatı’, ‘Öykü - Roman’, ‘Bilimkurgu’, ‘Hobi’, ‘Ekonomi’, ‘İnsan ve Toplum’, ‘Politika’, ‘Sağlık’, ‘Kişisel Gelişim’ vb bölümlerin yanına eklenen, son yılların ürünü bir bölüm bu.

Kimi ‘Güncel’ tabelasını koymuş o bölümün üstüne, kimi ‘Güncel Tartışmalar’...

Son yıllarda ülke gündemini belirleyen davalar ile ilgili gelişmeleri konu alan kitaplardan oluşuyor bu kısım.

Ergenekon var, Balyoz var, darbe planı iddiaları var...

**


‘Güncel standı’nda yer alan kitapların bir kısmı, adeta ‘iddia makamı’nı temsil ediyor.

Diğerleri de, bir anlamda ‘savunma makamı’nı.

Devam eden davalar ile ilgili araştırma yapan birçok gazetecinin kitapları ile o davalarda yargılanan meslektaşlarının kitapları aynı raflarda, yan yana yer alıyor.

Sadece ‘karşıt görüşler’in kendine özgü uyumu değil karşımızda duran.

Aynı zamanda, ülkede hızla keskinleşen ‘ayrışma’nın fotoğrafı.

**


‘Güncel’ tabelasının altındaki raflarda sıralanmış kitaplar arasında en dikkat çekici olanlar ise ‘maphushane güncesi’ olarak adlandırılabilecek olanlar.

‘Silivri Yayınevi’nden (!) çıkmış kitaplar...

‘İçeridekiler’in ya da içeriden çıkmış ve tutuksuz yargılanmaya devam edenlerin kaleminden çıkan ‘cezaevi anıları’nın yanında bir de ‘dışarıdakiler’in yani tutuklu yakınlarının kağıda döktükleri var.

Yeni stanttaki kitaplar okumakla bitirilebilecek gibi değil.

Her gittiğimde, yenilerinin eklendiğini gözlüyorum o bölümde bulunan kitaplara.

Stant her gün genişliyor.

Raflar sıklaşıyor.

*****


Şehit yakınları neden yazmıyor?

Kitapçılarda oluşan ‘Güncel Tartışmalar’ bölümünü görünce şunu düşündüm:

Neden şehit yakınları ve gaziler de yazmıyor?

Biliyorum, kitabı yayınlanan birkaç ‘terör gazisi’ var. Ama çok az...

Evet, emekli subaylardan bazılarının ‘Güneydoğu’ ve ‘terör’ başlıklarında yazdığı kitaplar da var. Ama bunlar da az sayıda, üstelik tamamen tek yönlü bir bakışı sergiliyor.

Benim aradığım, benim beklediğim; şehit yakınlarının yaşadıklarını öğrenebileceğimiz, hissedebileceğimiz kitaplar.

**


Diyebilirsiniz ki; “O büyük acıyı yaşayan insanlar bir de kitap yazmakla mı uğraşacak?”

Bunu anlayabilirim... Fakat o zaman bir soru da ben sorarım:

Hep yakınılan, herkesin şikayet ettiği, ‘terör konusundaki toplumsal duyarlılık eksikliği’ başka nasıl ortadan kaldırılacak?

Ateş düştüğü yeri yakıyor elbette. Kabul...

Ama istiyorum ki o ateş, düşmediği yerlerden de en azından birazcık hissedilsin. Bunun yolu da bence, ateşin düştüğü yerde yaşananları okumamız. O acıya, uzaktan da olsa, ortak olabilmenin başka bir yolu var mı?

**


Bu ülkede; şehit aileleri ve yakınları ağıtlar yakıyor, mektuplar ve şiirler yazıyor. Kitap yazmıyor.

Bu ülkede; araştırmacılar, yazarlar da şehit aileleri ve yakınlarının gerçek hikayelerini yazmıyor.

Gerçi böyle mükellef bir eser ortaya konulsa, kaç satar, okuyan kaç kişi çıkar, o konuda da ciddi şüphelerim var ama olsun.

*****


KEŞKE...

Burç yorumlarına gösterdiğimiz hassasiyetin yarısını, insan ilişkilerinde açık iletişim konusunda da sergilesek.

DİĞER YENİ YAZILAR