İhtiyatlı iyimserlik

Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) heyetleri dün ilk görüşmeyi yaptı.

Genel Başkanlar Ahmet Davutoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu, 5’er kişilik heyetleri ile birlikteydi.

Görüşme sonrası iki taraftan gelen açıklamalar da, “Başlangıç için hiç de fena değil” mesajı taşıyordu.

Ama ilk günün sonunda oluşan havayı en doğru özetleyen ifade, ‘ihtiyatlı iyimserlik’ olmalı.

Diplomaside sıkça kullanılan bir terimdir... İki taraf da iyimser ama bir o kadar da dikkatli, ihtiyatlı...

***

Şimdi...

Eğri oturup, doğru konuşalım.

Kamuoyunun kayda değer kısmındaki beklenti, en çok oya ve en fazla sandalye sayısına sahip olan iki partinin hükümet ortaklığı yönünde olsa da; Ak Parti’de çok büyük çoğunluğun gönlü, MHP ile ortaklıktan yana.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da, bir AKP - MHP koalisyonunun, AKP - CHP birlikteliğinden daha kolay olduğunu düşünüyor.

Kılıçdaroğlu bu görüşünü önceki gün VATAN’a gayet net ifadelerle açıklamıştı. ( http://www.gazetevatan.com/murat-celik-811821-yazar-yazisi-akp-mhp-koalisyonu-daha-kolay-olur/ )

***

Ak Parti’nin MHP’ye daha sıcak bakmasının en önemli gerekçelerinden biri, ‘parti disiplini’ olgusu.

İdeoloji, dünya görüşü ve dolayısıyla tabanların yakınlığı bir yana, Ak Partililerin kahir ekseriyetinin görüşünü, “CHP zaten kendi içinde adeta bir koalisyon. Koalisyon ortağı olursak, CHP içinde var olan farklı gruplar, ileride başımızı çok ağrıtabilir” şeklinde özetleyebiliriz.

MHP ile ortaklıkta, ‘çatlak ses’ ya da ‘farklı tavır’ riski görmüyor Ak Partililer.

Mesela konuştuğum, Ak Parti’nin önemli isimlerinden biri, “Bakın geçenlerde İstanbul’da LGBT onur yürüyüşü yapıldı. Polis müdahalesi sırasında TOMA’nın üzerine çıkan bir CHP milletvekiliydi. Şimdi böyle bir olayın, Ak Parti - CHP koalisyonunun iktidarda olduğu dönemde yaşandığını düşünün. Biz bunu tabanımıza nasıl anlatırız? Mümkün mü sizce?” dedi.

Bu sadece bir örnek...

Ak Parti’de, “MHP, parti içi disiplini mutlak olan bir parti. CHP gibi ‘çok parçalı’ bir yapı yok MHP’de. Devlet Bahçeli’nin, hem Meclis grubuna hem de tabana hakimiyeti tam. CHP’de sürpriz riski hep var ama MHP’de sürpriz olmaz” görüşü hakim.

***

Ak Partililerin, ‘çok parçalılık’ diye adlandırıp ‘risk’ olarak gördüğü bu durum, CHP cenahında ‘parti içi demokrasinin gelişmişliğinin göstergesi’ şeklinde niteleniyor.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun, “Parti disiplini elbette olacak ama bizde milletvekilleri, liderin değil, milletin vekilidir. Dolayısıyla, CHP’liler özgür iradeleriyle hareket edebilirler. Bu demokrasinin gereğidir ve hepimizin buna alışması gerekir” şeklindeki sözleri bu anlayış ve bakış farkının en net göstergesi.

***

Şimdi bir düşünelim...

Diyelim ki, Ak Parti - CHP koalisyonu kuruldu.

Bu hükümet iş başındayken, muhalefet partilerinden birinden bir milletvekili ‘Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ ile ilgili bir kanun teklifi verdi.

Ya da, ‘17 - 25 Aralık’ meselesi hakkında bir adım attı muhalefet.

Veya ‘MİT tırları’ konusunda...

Demek istediğim; Ak Parti’yi rahatsız edecek, Ak Parti’nin karşı çıkacağı bir hamle geldiğini düşünelim muhalefetten.

Böyle bir durumda, CHP Meclis grubu ne yapar?

Kemal Kılıçdaroğlu grubuna, “Bu, ortağımızı rahatsız eden bir mevzu. Dolayısıyla biz de grup olarak onlarla aynı yönde hareket edeceğiz” der mi, diyebilir mi?

Hatta bir adım ileri gidelim... Demez ama velev ki Kılıçdaroğlu böyle dedi, CHP grubu topyekûn dinler mi bu sözü?

Cevap net: Kemal Kılıçdaroğlu böyle bir tavır sergilemez. O sergilese bile, öyle bir durumda CHP bütün hâlinde hareket etmez.

Dolayısıyla, kurulsa da; Ak Parti - CHP koalisyonu kolay kolay yürümez.

***

Dünkü ilk görüşme olumlu geçse de, durumu, işte bu yüzden ‘ihtiyatlı iyimserlik’ olarak niteledim.

Bugün Ak Parti ile MHP heyetleri arasında yapılacak ilk görüşmede oluşacak atmosfere bütün bu anlattıklarımı zihnimizin bir tarafında tutarak bakmak gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR