GES yeni adı ve yeni personeliyle aynı yerden dinleyecek

Haberin Devamı

Türkiye’deki en gelişmiş istihbarat (dinleme ve takip) merkezlerinden biri, geçen haftaya kadar Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı olarak çalışıyordu, artık Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) bünyesinde...

Karar aylar önce alınmıştı.

Son üç ay, hazırlıklarla geçti. Bu süre içinde, GES yani Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı’nın (subay ve astsubaylardan oluşan) askeri personeli, MİT’in sivil personeli ile birlikte çalıştı. Son teknoloji ürünü donanım ve bu sistemin ‘çok gizli’ kodlu yazılımları yeni kullanıcıları için güncellendi.

Ve GES Komutanlığı 2011’in son haftasında MİT’e devredildi. Böylece ‘askeri istihbarat’ın, en donanımlı ve kapasitesi en yüksek birimi ‘sivil istihbarat’ın parçası haline geldi. Daha doğru bir ifade ile devletin en güçlü istihbarat merkezlerinden biri sivilleşti.

Türkiye’deki ‘sivilleşme’ sürecinin önemli bir parçası olmasının yanı sıra, GES’in MİT’e devri, ‘istihbaratın tek elde toplanması’ prensibi bağlamında da büyük ve kritik bir adım.

Kulak yerinde kaldı

‘İstihbarat ve dinleme üssü’ Ankara’nın Gölbaşı İlçesi’nde, yani mevcut yerinde devam edecek faaliyetine. Ama yeni adı ve - birkaçı dışında - yeni personeliyle...

Görevin özellik ve niteliğine uygun şekilde inşa edilmiş özel ve bağımsız yerleşkenin adı artık GES Komutanlığı olmayacak elbette.

Türkiye’nin bu ‘en büyük ve en hassas kulak’larından biri, MİT’in Teknik İstihbarattan sorumlu Müsteşar Yardımcısı’na bağlı olarak ve ‘MİT Bilgi Sistemleri Başkanlığı’ adı altında görev yapacak. Genelkurmay’dan MİT’e devredilmesiyle birlikte bu kritik birimin personelinin de hemen hepsi değişti. “Hemen hepsi” diyorum çünkü GES’te uzun süredir ‘kozmik’ koltuklarda oturan az sayıdaki askeri personel yeni dönemde de yerinde kaldı. Kadroları MİT’e alınan bu subaylar, aynı görevlerini şimdi sivil statüde sürdürecek.

Sınırlı sayıdaki bu özel personelin dışındakiler ise Silahlı Kuvvetler’in farklı birliklerine tayin edildi. Onların yerine MİT’in sivil görevlileri mesaiye başladı Gölbaşı Yerleşkesi’nde.

*****


Kaplan: Onlar PKK bayrağı değil, Kürdistan’ın renkleriydi!

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Grup Başkanvekili ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ı aradım.

Uludere ile ilgili yorumları, gündeme taşınan soruları sıralayıp sordum.

Kaplan’ın cevapları fazla ağırdı.

Şöyle ki...

- Siz ilk günden beri Uludere’deydiniz. “Hayatını kaybedenler korucu ailesiydi ama cenazeleri BDP ve PKK sahiplendi. Bu normal bir durum değil, bu işte bir karışıklık var” değerlendirmesine ne diyorsunuz?

- Bakın oralar bizim yüzde 70 oy aldığımız bölgelerdir. Korucu ailesi olması bize oy vermesine engel değil.

- “Ölenler masum siviller değillerdi, bunun kanıtı da cenazede tabutların üzerinde yer alan PKK flamaları” şeklinde yorumlar var?..

- Bu tür haber yapan medya organlarını dava edeceğim. Çünkü onlar PKK bayrağı değildi.

- Neydi pekiyi?

- Benim halkım şehit olarak görüyor o insanları. ‘Sarı-kırmızı-yeşil’ de Kürdistan’ın renkleridir. Bizim partimizin renkleri de aynıdır mesela. Ve şehitlerini kendi renkleriyle uğurladı insanımız. Olay budur.

- Sizin “Devlet ve hükümet yetkililerinin taziyeye gelmemesi” yönündeki açıklamanız da çok tartışıldı... Sadece ‘provokasyon’ endişesi değil belli ki... Neden “Gelmesinler” dediniz.

- Bizde, katiller taziyeye gelmez. Aileleri, o insanların ölümünden hükümeti sorumlu tutuyor. Önce öldürüp sonra taziyeye gelinmez.

Dedim ya; Hasip Kaplan çok ağır ifadeler kullandı.

Endişem o ki; bu keskin üslup bir şekilde yumuşamazsa, Uludere gerginliğinin bölgede oluşturduğu tansiyon daha da artacak. Tabii bu durumun Ankara’ya muhtemel yansımaları da o derece hissedilir olacak.

NOT: 1) Kişisel olarak rahatsız olsam da, ağzından çıktığı şekilde aktardım Kaplan’ın sözlerini çünkü süreçte söyleyecek sözü olan herkesin bu görüşleri bilerek hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.

NOT: 2) Bugün yaşananları, 4 Ekim 2011 tarihinde BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın bu köşede yer alan açıklamalarına göz attıktan, o açıklamaları hatırladıktan sonra bir defa daha değerlendirmekte fayda var.

http://haber.gazetevatan.com/demirtas-bdpnin-durdugu-noktayi-anlatti/403299/4/Haber adresinden ulaşabileceğiniz o yazının internet üzerinden okuma imkanı olmayanlar için sadece bir paragrafını hatırlatayım:

“Evet PKK’nın tabanı ile bizim tabanımız örtüşüyor. Bizim tabanımız PKK’yı büyük ölçüde destekliyor. BDP, PKK’nın ne uzantısıdır, ne siyasi kanadı. PKK ile bir organik bağımız yok ama bize oy verenlerin PKK’ya bir sempatizanlığı, bir duygusal bağı, bir manevi bağı vardır.”

Böyle demişti Demirtaş üç ay önce...

DİĞER YENİ YAZILAR