Erdoğan: Berlusconi’nin durumuna üzüldüm

Haberin Devamı

“Berlusconi aradı bugün. Haline üzüldüm...”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta Pazartesi akşamı (14 Kasım 2011) partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında işte böyle başlıyor söze...

Aldığım ve birkaç kaynaktan teyid ettiğim bilgiye göre geçen haftaki MYK’nın bir bölümünde söz İtalya‘dan ve Silvio Berlusconi‘nin istifa etmek zorunda kalmasından açılıyor.

***


MYK toplantısı ayın 14’ündeydi.

Berlusconi, henüz iki gün önce, ayın 12’sinde istifa etmişti.

Erdoğan ile Berlusconi, bu tarihten sadece bir hafta önce, ayın 4’ünde, Fransa’nın Cannes kentinde düzenlenen G-20 liderler zirvesinde bir aradaydı ancak Cannes’dan, geçmişin tersine, yakınlık değil uzak mesafe haberleri gelmişti.

Cannes’dan gelen fotoğrafların yanında, altında, üstünde yer alan haberler, Erdoğan’ın Berlusconi’ye soğuk davrandığına, hatta ‘yüzüne bile bakmadığı’na dairdi.

Fransız Rivierası’ndan gelen bu haberler üzerine, yıllardır yakın dost olmalarına karşın, yaşam tarzı ve skandalları sebebiyle Tayyip Erdoğan’ın, Silvio Berlusconi ile ilişkisini kestiği yorumları yapılmıştı.

***


Ancak, MYK toplantısında yaptığı konuşma ile ortaya çıktı ki, Erdoğan eski dostuna sırt çevirmemişti.

Tam aksine, dostu ‘Silvio’nun düştüğü duruma üzülüyor ve ‘kötü gün dostluğu’na vurgu yapıyordu Tayyip Erdoğan.

Başbakan, fazla detaya girmedi ama parti yönetimindeki arkadaşlarına görüşmeye ilişkin şu bilgileri veriyordu:

- Bugün Berlusconi aradı beni... Sesi çok kötüydü. Neredeyse ağlamaklıydı. Morali çok bozuk. Üzüldüm haline... Kötü bir durum.

Ve devam ediyordu Erdoğan:

- Yarım saat kadar konuştuk. Daha doğrusu çoğunlukla o konuştu, ben dinledim. Avrupalı liderlerin kendisine bir anda sırt çevirdiklerinden dert yandı. “Telefonuma bile çıkmıyorlar, çıkmazlar da bundan sonra” dedi. Çok dertliydi. “Tek dostum sensin. Senden başka dertleşebileceğim kimse yok” dedi. Teselli etmeye çalıştım ama gerçekten üzücü bir durumda.

***


Berlusconi’nin içinde bulunduğu, “Düşenin dostu olmaz” sözünü kanıtlar türden bir durum.

Erdoğan’ın partisinin MYK üyelerine anlattıkları da İtalyan siyasetçinin içine düştüğü duruma ilişkin hissiyatının göstergesi.

Sekiz sene kadar önce, 10 Ağustos 2003’te oğlu Bilal Erdoğan’ın nikah şahitliğini yapan Silvio Berlusconi ile yıllardır çok yakın ve samimi bir ilişkisi var Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın.

Birbirlerine ön adlarıyla, “Silvio” ve “Tayyip” diye hitap ediyor ikili.

İtalyan (eski) Başbakanı’nın yaşam tarzı ve hareketli hayatı, Türk Başbakanı’na birçok açıdan ters. Buna hiç şüphe yok.

Zaten, Cannes’dan gelen, “Erdoğan, Berlusconi’nin yüzüne bile bakmadı” türünden haberler de, işte bu yüzden hiç yadırganmadı.

Ancak belli ki, o soğukluk sadece ‘anlık görüntü’den ibaretmiş.

Gerçek, o fotoğraftaki gibi değilmiş.

*****


ÇARŞI, number ‘Van’...

“Güneşi yolluyorum sana, dayan... Biz varız, üşümeyeceksin Van” yazıyordu ÇARŞI imzalı pankartta...

ÇARŞI, Pazar akşamı açtı pankartı ‘Kutu‘da.

Akşam akşam, ‘güneş’ doğdu İnönü’ye...

Dolmabahçe’nin tribünündeki çıplak bedenlerle birlikte Van’daki insanın da içini ısıttı o güneş.

Sağda-solda; “Reklam”, “Şov”, “Gösteri” diyenler olduğu geliyor kulağıma önceki akşam İsmet Paşa’da yaşanan sahneler için.

Eğer böyle düşünenler varsa gerçekten, onlara söyleyebilecek tek sözüm var:

Sizin gibi gençleri de böyle ‘reklam’, ‘şov’, ‘gösteri’ yaparken görmek isteriz.

Bu arada unutmadan...

Beşiktaş, ÇARŞI, ırkçılık sözcüklerini aynı cümle içinde kullanmak art niyet değilse, ancak cehalet işareti olabilir.

DİĞER YENİ YAZILAR